Evrensel'den Barış Salık'ın haberine göre, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraklerinden İSTAÇ bünyesinde 2020 yılında "engelli personel" kadrosuyla çalışmaya başlayan Adem Tok, üç yılın ardından işten çıkarılması üzerine başlattığı hukuk mücadelesini kazandı. Mahkemenin "işe iade" yönündeki kesinleşmiş kararına rağmen görevine başlatılmadığını belirten Tok, İBB yönetimine yargı kararlarını uygulama çağrısında bulundu.
Adem Tok, 16 Mart 2020’de İBB’ye bağlı Kent Temizlik Müdürlüğünde "elle süpürme işçisi" olarak göreve başladı. 29 Ocak 2021 itibarıyla İSTAÇ bünyesindeki Hafriyat Atıkları Müdürlüğünde "kantar operatörü" olarak görevini sürdüren Tok’un iş sözleşmesi, 4 Ocak 2023 tarihinde genel müdürlük kararıyla feshedildi. İSTAÇ yönetimi fesiğe gerekçe olarak, işçinin geçmiş ceza yargılamalarını bildirmediğini ve arşiv kayıtlı sabıka kaydını sunmayarak yönetimi yanılttığını ileri sürdü.
Dava sürecini inceleyen İstanbul 3. İş Mahkemesi, İSTAÇ’ın işe alım aşamasında "adli sicil arşiv kaydı" talep etmediğine dikkat çekerek, sonradan ortaya çıkan ya da işe girişte istenmeyen bir belgenin fesih gerekçesi yapılamayacağına hükmetti. Mahkeme, işçinin işe girişte sunduğu adli sicil kaydında bazı mahkumiyet bilgilerinin yer aldığını ve işverenin bu bilgiye sahip olarak işe alımı gerçekleştirdiğini tespit etti. Feshin ne haklı ne de geçerli nedene dayandığını belirten mahkeme, işe iade kararı verdi.
İBB ve İSTAÇ’ın istinaf başvurusu da İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi tarafından reddedilerek yerel mahkemenin kararı onandı ve Yargıtay yolu kapalı olmak üzere kesinleşti.
"Tazminatı yatırıp kapıyı kapattılar"
Mahkemenin kesin kararı sonrası avukatı aracılığıyla yasal süresi içinde işe başlama başvurusunda bulunduğunu belirten Adem Tok, İSTAÇ yönetiminin kendisini göreve başlatmadığını söyledi. Tok, süreci şu sözlerle aktardı:
"Tam bir ayın dolduğu gün yatırdıkları tazminatla bir nevi 'seninle çalışmak istemiyoruz, al hakkını git' tavrı sergilediler. İşimi sevdiğimi, engelli biri olduğumu ve çalışmaya devam etmek istediğimi söyledim ama dinlemediler. Yatırılan tazminatın da yanlış hesaplandığını tespit ettik."
İşten çıkarılma sürecinde "Kod 29" gerekçesiyle işlem yapıldığı için yaklaşık üç buçuk yıl boyunca sigortalı iş bulmakta zorlandığını ifade eden Tok, bu süreçte geçinebilmek için günübirlik işlerde ve organizasyonlarda ekstra garson olarak çalışmak zorunda kaldığını belirtti.
Kurumlar birlikte sorumlu tutuldu
Mahkeme, İBB’yi asıl işveren, İSTAÇ’ı ise alt işveren olarak değerlendirerek her iki kurumun da müteselsilen (birlikte) sorumlu olduğuna karar verdi. Hükme göre, işe başlatmama halinde 80 bin 400 TL tazminat ve boşta geçen süre için 114 bin 466 TL ödeme yapılması kararlaştırıldı. Davacının sosyal haklarla birlikte "giydirilmiş brüt ücreti" ise 28 bin 616,66 TL olarak hesaplandı.
Ağaç AŞ işçilerinin Saraçhane eylemi sürüyor
Benzer bir sürecin İstanbul Ağaç ve Peyzaj AŞ bünyesinde de yaşandığı belirtildi. "Güvenlik soruşturması" gerekçe gösterilerek 30 Nisan'da işten çıkarılan yaklaşık 40 işçi, işe iade talebiyle İBB’nin Saraçhane’deki başkanlık binası önünde başlattıkları nöbet eylemini sürdürüyor.
Ağaç AŞ’nin Sarıyer şantiyesinde 6 yıldır çalışmaktayken işten çıkarılan Kezban Karlık, süreçle ilgili yetkililerden net bir açıklama beklediklerini ifade etti. Karlık, işten çıkarmalar konusunda Valilik, İçişleri Bakanlığı ve İBB’nin sorumluluğu birbirine utuladığını öne sürerek, kararın hangi merci tarafından alındığının şeffaf bir şekilde paylaşılmasını istedi.
İSTAÇ'tan çıkarılan Adem Tok da Ağaç AŞ bünyesinde benzer şekilde işten çıkarılan yaklaşık 200 işçinin bulunduğunu ifade ederek, ortak mağduriyete karşı perşembe gününden itibaren Saraçhane'deki eylemlere katılarak destek vereceğini açıkladı.




