IMF raporunda Türkiye’nin mali şeffaflık alanında son 10 yılda önemli ilerleme kaydettiği belirtildi. Türkiye, kamu mali yönetimindeki gelişmişlik düzeyiyle Birleşik Krallık, Finlandiya ve Portekiz’in de aralarında bulunduğu yaklaşık 40 ülke arasında en üst sıralarda yer aldı.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından konuya ilişkin paylaşımda bulundu.
Türkiye'nin mali istatistikler, bütçe yönetimi, mali riskler ve hesap verebilirlik alanlarındaki uygulamalarının incelendiği Mali Şeffaflık Değerlendirmesi'nin Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından yayımlandığını anımsatan Şimşek, şunları kaydetti:
" Türkiye’nin mali istatistikler, bütçe yönetimi, mali riskler ve hesap verebilirlik alanlarındaki uygulamalarının incelendiği Mali Şeffaflık Değerlendirmesi IMF tarafından yayımlandı.
Türkiye, 2015 yılındaki değerlendirmede Mali Şeffaflık Kodu’nda yer alan ilkelerin yaklaşık yarısında iyi veya ileri uygulama düzeyindeyken bu oran üçte ikiye yükseldi.
Böylece ülkemiz mali şeffaflıkta, Birleşik Krallık, Finlandiya, İrlanda, Avusturya ve Portekiz’in de aralarında bulunduğu yaklaşık 40 ülke arasında en üst sıralarda yer aldı.
Bu önemli başarı, 20 yılı aşkın süredir devam eden kurumsal dönüşümün somut bir sonucudur. Mali şeffaflığı daha da artıracak yapısal reformlara yönelik çalışmalarımız devam ediyor.”
Türkiye’nin mali istatistikler, bütçe yönetimi, mali riskler ve hesap verebilirlik alanlarındaki uygulamalarının incelendiği Mali Şeffaflık Değerlendirmesi IMF tarafından yayımlandı. Türkiye, 2015 yılındaki değerlendirmede Mali Şeffaflık Kodu’nda yer alan ilkelerin yaklaşık yarısında iyi veya ileri uygulama düzeyindeyken bu oran üçte ikiye yükseldi. Böylece ülkemiz mali şeffaflıkta, Birleşik Krallık, Finlandiya, İrlanda, Avusturya ve Portekiz’in de aralarında bulunduğu yaklaşık 40 ülke arasında en üst sıralarda yer aldı. Bu önemli başarı, 20 yılı aşkın süredir devam eden kurumsal dönüşümün somut bir sonucudur. Mali şeffaflığı daha da artıracak yapısal reformlara yönelik çalışmalarımız devam ediyor.
— Mehmet Simsek (@memetsimsek) October 24, 2026
Mali risk yönetiminde sınırlı ilerleme
Raporda, mali risk yönetiminin Türkiye açısından mali şeffaflığın en zorlu alanı olmaya devam ettiği ve son 10 yılda bu konuda yalnızca sınırlı ilerleme sağlandığına dikkati çekildi. Makroekonomik risklere ilişkin değerlendirmelerin üst düzey hassasiyet analizleriyle sınırlı kaldığı, tüm mali riskleri bir araya getiren tek bir özet raporun ise hala yayımlanmadığı vurgulandı.
Türkiye'de nüfusun hızla yaşlanmaya başlamasının uzun vadeli mali sürdürülebilirlik analizlerini gerekli kıldığı ancak bu analizlerin henüz bulunmadığı ifade edildi. Buna karşılık, kamu borçları ve kamu-özel sektör işbirliği projeleriyle bağlantılı garantilere ilişkin raporlamanın kaliteli olduğu, finans sektörüne ilişkin risklerin tam olarak açıklandığı ve özellikle depremlerle bağlantılı çevresel risklerin iyi geliştirilmiş bir strateji doğrultusunda yönetildiği belirtildi.
Deprem harcamalarının raporlanmasında sorunlar
IMF, Türkiye'nin sistematik mali raporlama yapısının kamu maliyesinin anlaşılmasında zaman zaman kritik boşluklar oluşturduğuna dikkati çekti. Raporda, bazı eksikliklerin makroekonomik açıdan kritik boyutta olduğu, bunların Mali Şeffaflık Kodu kapsamındaki iki göstergenin değerlendirme düzeyinin düşürülmesine yol açtığı ve mali durumun yeterince şeffaf olmaması riskini doğurduğu belirtildi.
2023 depremlerine ilişkin yeniden inşa harcamalarının gerçekleşme zamanına yönelik sorunların bulunduğu ifade edilen raporda, hükümet raporlarına göre depremle bağlantılı harcamaların 2023'te GSYH'nin yüzde 3,6'sına, 2024'te yüzde 1,7'sine ve 2025'te yüzde 0,8'ine karşılık geldiği kaydedildi. Raporda, şöyle denildi:
"Bu rakamlar ödenekler açısından doğru olmakla birlikte, fiilî harcamalar açısından ilk yıllardaki harcamaları önemli ölçüde yüksek, sonraki yıllardaki harcamaları ise düşük göstermektedir. Bunun bütçe açıklarına da karşılık gelen etkileri bulunmaktadır. 2023 yılı için raporlanan GSYİH'nin yüzde 3,6'sı tutarındaki harcamanın yalnızca yüzde 0,8'lik kısmı fiilen gerçekleştirilmiştir."
TOKİ'nin mali tabloları kamuya açık değil
IMF raporunda, Kamu İşletmeleri Raporu'nun genel olarak yüksek kalitede olduğu ancak en önemli kamu işletmelerinden biri olan Toplu Konut İdaresi Başkanlığı'nın (TOKİ) mali bilgilerini içermediği kaydedildi. TOKİ'nin kendi mali tablolarının kamuya açık olmadığı ve Sayıştay denetiminde şartlı görüş aldığı kaydedildi.
TOKİ'nin varlıklarının GSYİH'nin yüzde 2,6'sına karşılık geldiği belirtilen raporda, "Kurumun bağlı ortaklıkları, deprem sonrası yeniden inşa harcamalarının başlıca alıcıları arasındadır. TOKİ ayrıca sosyal konut projelerini finanse etmek amacıyla devletten ücretsiz olarak devredilen önemli miktarda arazi almaktadır. Bunun yanında TOKİ, 2023'ten bu yana önemli tutarlarda bütçe transferi de almaktadır" difadelerine yer verildi.
Türkiye Varlık Fonu'nda şeffaflık eksikliği
Raporda, Türkiye Varlık Fonu bünyesinde GSYİH'nin yüzde 29'u değerinde kamu varlığı bulunduğu ancak bu büyüklüğe eşlik eden şeffaflığın sınırlı kaldığı aktarıldı. Raporda, şunlar kaydedildi:
"Bilanço büyüklüğünün bu önemli bölümü hiçbir mali raporda yer almamakta ve kamuoyuna yalnızca sınırlı bilgi sunulmaktadır. Fon, egemen varlık fonlarının yönetişimine ilişkin Santiago İlkeleri'ne uyum sağladığını belirtmesine rağmen erişilebilir mali bilgiler sınırlıdır. Bu bilgiler faaliyet raporları ile dipnot içermeyen ve denetlenmemiş mali tablolardan oluşmaktadır. Denetim raporları yurt içinde kamuoyuna açıklanmamakta; fonun varlık ve yükümlülüklerinin niteliği ile hükümetle ilişkileri konusunda da açıklık bulunmamaktadır. Bu sorunlar, büyüklükleri itibarıyla makroekonomik açıdan kritik önem taşımaktadır."
IMF'den dört öncelikli öneri
IMF, raporda belirlenen sorunların giderilmesi amacıyla mali şeffaflığın geliştirilmesine yönelik dört öncelikli öneri sundu.
İlk olarak, Devlet Mali İstatistikleri raporlamasının tüm kamu sektörünü kapsayacak şekilde genişletilmesi ve genel yönetimi, TOKİ dâhil tüm kamu işletmelerini ve Türkiye Varlık Fonu'nu içeren konsolide gelir tabloları ile bilançolar hazırlanması önerildi. Deprem harcamalarının da hem hükümetin sermaye transferleri hem de TOKİ ve ilgili tarafların gerçekleştirdiği nihai yeniden inşa harcamaları bakımından fiilen yapıldıkları yıllarda raporlanması gerektiği belirtildi.
İkinci olarak, bakanlıklar, döner sermayeler ve bütçe dışı fonlar dâhil tüm merkezi yönetim kuruluşlarını kapsayan, yıllık bir mali tablo hazırlanması ve bu tablonun Sayıştay tarafından denetlenmesi önerildi.
Üçüncü olarak, hükümetin mali hedefinin bütçe belgelerinde açıkça ilan edilmesi, yayımlanması ve hedefe ilişkin gerçekleşmelerin raporlanması gerektiği ifade edildi. Bu yükümlülüğün Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nda da açıkça düzenlenmesi istendi.
Dördüncü olarak ise makroekonomik gelişmeler, garantiler, kamu-özel sektör işbirliği projeleri, kamu işletmeleri, finans sektörü, yerel yönetimler ve doğal afetlerden kaynaklanan risklerin yanı sıra demografik değişimden kaynaklanan uzun vadeli riskleri kapsayan yıllık bir mali risk raporu hazırlanması önerildi.



