12punto yazarı Müyesser Yıldız, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın “kırmızı bültenle aranan Serdar Sertçelik Türkiye’ye getirildi” açıklamasının ardından, Sertçelik’in Türkiye’ye geliş sürecine ilişkin farklı bilgilerin bulunduğunu yazdı.

Yıldız’ın aktardığına göre, Ayhan Bora Kaplan organize suç örgütü davasında hem sanık hem de M7 kodlu gizli tanık olan Serdar Sertçelik, Macaristan makamlarına başvurarak Türkiye’ye kendi isteğiyle dönmek ve yargılanmak istediğini bildirdi. Sertçelik, bu başvurunun ardından bir uçakla İstanbul’a geldi; pasaport kontrolünde hakkında yakalama kararı olduğu anlaşılınca gözaltına alındı ve Ankara’ya götürüldü. Savcılıkta bazı dosyalara ilişkin ifadesine başvurulmak istendi, ancak Sertçelik ifade vermek için süre talep edince Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edilerek tutuklandı.

Yıldız, Sertçelik’in Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki sorgusunda özellikle Türkiye’ye “kendiliğinden geldiğini” vurguladığını, bunun da Bakan Yerlikaya’nın açıklamasıyla çeliştiğine dikkat çekti.

Yazıda, Bora Kaplan dosyasının yalnızca bir organize suç davası olmadığı, eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile mevcut İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya dönemlerine uzanan bir güç mücadelesi olarak da yorumlandığı hatırlatıldı. Sertçelik’in yurt dışına çıktıktan sonra gizli tanık olduğunu açıklaması ve verdiği ifadelerde bazı polislerin kendisine baskı yaptığını, belirli siyasetçilerin isimlerini vermesinin istendiğini öne sürmesi üzerine, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin sert açıklamalar yaptığı aktarıldı. Bu sürecin ardından Bora Kaplan operasyonunu yürüten polislerin görevden alındığı ve tutuklandığı belirtildi.

Yıldız, dosyada adı sıkça geçen isimlerden birinin de eski Ankara Cumhuriyet Başsavcısı ve mevcut Yargıtay üyesi Yüksel Kocaman olduğunu yazdı. Sertçelik’in gizli tanık ifadesinde, Bora Kaplan’ın nakliye işlerinin Kocaman’la ilişkilendirilen bir firmaya verildiği, Kocaman’a villa tadilatı ve otomobil sağlandığı iddialarının yer aldığı, savcılığın bu iddialar üzerine araştırma yapılmasını istediği aktarıldı.

Yıldız, şöyle devam etti:

"Polisler de yaklaşık 5 aylık çalışmadan sonra hazırladıkları 199 sayfalık araştırma tutanağında; M7’nin iddialarını destekleyen kimi bilgi ve belgelere yer vererek, bunu hem Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na hem Bora Kaplan davasına bakan 32. Ağır Ceza Mahkemesi’ne teslim etti. Tutanağa Yüksel Kocaman’a ait olduğu belirtilen villanın uydu görüntüsü de konulup, “Yüksel Kocaman ikamet adresi” diye yazıldı.

Yüksel Kocaman’la ilgili çalışma bundan ibaret değildi. Soruşturma sürecinde Savcı Mustafa Kaya ile KOM polisleri arasındaki WhatsApp yazışmalarında; Süleyman Soylu’nun bakanlık döneminde Ankara Emniyeti’nde görev yapan bazı polislerin yanısıra Kocaman’ın da teşhis tutanağına konulmasının gündeme geldiği, ancak dönemin Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Ahmet Akça’nın buna izin vermediği ortaya çıktı.

Yüksel Kocaman’ın bugüne kadar kamuoyuna yansımayan girişimlerine gelelim.

Kendisi hakkında o araştırma tutanağını hazırlayan dönemin KOM polislerinin yanı sıra bunu hazırlatan Savcı Mustafa Kaya hakkında “görevi kötüye kullanma, özel hayatın gizliliğini ihlâl, kişisel verileri hukuka aykırı olarak alenen yayma, iftira” suçlamalarıyla HSK ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurularında bulundu.

Suç duyurularında; “şüphelilerin CMK’da olmayan usullerle sözde mülakat adı altında yaptıkları görüşmelere istinaden Ayhan Bora Kaplan’ın ifadelerini daha gözaltındayken ve soruşturmanın gizliliğine aykırı olarak Kocaman’ın şahsına ilişkin yalan ve iftiradan ibaret iddiaları medyaya sızdırdıkları, ancak Bora Kaplan’ın ifadesinde söz konusu iddiaların yer almadığının ortaya çıktığı” böylece “şüphelilerin yetkilerini kötüye kullanarak Kocaman’a kumpas kurduklarının anlaşıldığı” vurgulandı.

M7 kodlu gizli tanık Serdar Sertçelik’in ifadesi ve polislerin araştırma tutanağıyla ilgili olarak da şöyle denildi:

“Bizzat kendisini deşifre eden Serdar Sertçelik’in beyanına göre; baskı ve tehditlerle gizli tanık oluşturarak ifade aldıkları, bu gizli tanık ifadelerine istinaden fiilen soruşturma yapıp tanık beyanları aldıkları, bu tanıklara keşif adı altında Yüksel Kocaman’ın ikametiyle ilgili yer tespiti yaptırdıkları, ikamet adresini deşifre ettikleri, Kocaman’ın kullandığı GSM hattını belirleyip araç bilgilerini ele geçirdikleri ve banka hesap hareketlerini inceledikleri açıkça ortadadır… Şüpheli kolluk görevlilerinin baskı ve tehditle oluşturdukları gizli tanık Serdar Sertçelik’e ait sözde ifade beyanları Cumhuriyet Savcısı Mustafa Kaya’nın huzurunda alınmış gibi savcılık ifadesine dönüştürülmüştür. Tüm şüpheliler aynı suçu işleme kastı altında ortak hareket etmiştir. İfade tutanağının oluşturulmasından sonra Cumhuriyet Savcısı Mustafa Kaya bu ifadeyi KOM müdürüne ivedilikle araştırılması talimatıyla göndermiştir.”

Tuncer Bakırhan'dan 'Bahçeli'den özür diledi' iddiasına ilişkin açıklama
Tuncer Bakırhan'dan 'Bahçeli'den özür diledi' iddiasına ilişkin açıklama
İçeriği Görüntüle

Suç duyurularının son bölümünde ise Yüksel Kocaman hakkında yapılan bu soruşturmanın Yargıtay Kanunu’na aykırı olduğu ve Anayasa’nın 137’nci maddesine göre, konusu suç teşkil eden emrin yerine getirilemeyeceği, yerine getirenlerin sorumluluktan kurtulamayacağı, bu haliyle hem emri veren Savcı Mustafa Kaya’nın hem de emri yerine getiren polislerin suç işlediği kaydedildi.

Kocaman’ın bu suç duyuruları üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, yeni bir soruşturmayla polislerin ifadelerini almaya başladı.

Eski Ankara Başsavcısı, Yargıtay Üyesi Yüksel Kocaman’ın, Bora Kaplan ana davasının iddianamesini hazırlayan ve halen de Bora Kaplan bağlantılı bazı soruşturmaları yürüten Savcı Mustafa Kaya hakkındaki suç duyurusunda da önemli gelişmeler oldu.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, geçtiğimiz Temmuz’da önce Savcı Mustafa Kaya hakkındaki suç duyurusunu HSK’ya gönderdi.

Ardından 29 Ağustos’ta; HSK Kanunu’nun, “Hakim ve savcıların suçlarına iştirak edenler aynı soruşturma ve kovuşturma mercilerine tabidir” şeklindeki maddesini gerekçe gösterip, “Hakkında HSK’ya şikayette bulunulan yargı mensubu Mustafa Kaya ile soruşturmasının birlikte yapılması gerekir” diyerek, “görevsizlik kararı” verdi ve polislere ilişkin suç duyurusunu da HSK’ya gönderdi.

Bunun üzerine HSK ne mi yaptı? Geçen ay Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdiği yazıda; Savcı Mustafa Kaya hakkında yürüyen bir soruşturma olduğunu, ama polislerin soruşturmasını HSK’nın değil, Başsavcılığın yapması gerektiğini bildirdi.

Ez cümle; Bora Kaplan operasyonunun yapan polislerden sonra soruşturmaları yürüten Savcı hakkında da soruşturma açıldığı ortaya çıktı."

Kaynak: Haber Merkezi