İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’ne inşa edilen yeni duruşma salonunda gerçekleştirilen İBB Davası’nın 68’inci duruşmasında savunma yapan Aziz İhsan Aktaş, "Etkin pişmanlık kapsamındaki beyanlarımı değersizleştirmek ve gerçeğin üzerini örtmek amacıyla yapılan yayınlar sonucunda hakkımda gerçeği yansıtmayan bir kanaat oluşturmaya çalışılmıştır" dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında olduğu 53’ü tutuklu 414 sanıklı davanın kilit isimlerinden Aziz İhsan Aktaş, kişisel geçmişi ve ticari hayatı hakkında bilgi vererek savunmasına başladı. Diyarbakır'da doğduğunu, Harran Üniversitesi Kimya Bölümü'nden mezun olduğunu belirten Aktaş, ailesinin eğitime ve çalışmaya önem verdiğini, ticareti babasından öğrendiğini ifade etti. Yaklaşık 10 yıldır İstanbul'da farklı alanlarda ticaret yaptığını ve işlerini kanunlar içinde yürütmeye gayret ettiğini söyledi.
Koruma kararı ve etkin pişmanlık süreci
Yanındaki kişilerin bir koruma ordusu olmadığını vurgulayan Aktaş, daha önce kendisine yönelik planlanan suikast girişimi nedeniyle devletin tahsis ettiği resmi korumalar olduğunu, bunun bir ayrıcalık değil devletin can güvenliğini sağlamak adına aldığı bir tedbir ve zorunluluk olduğunu kaydetti.
13 Ocak 2025 tarihinde "Beşiktaş dosyası" olarak bilinen operasyon kapsamında gözaltına alınıp tutuklandığını belirten Aktaş, 2025 yılı Nisan ayının sonunda tamamen kendi iradesiyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak için başvurduğunu ifade etti. Amacının devletin ve kamuoyunun gerçeği öğrenmesi ile iş insanlarının yaşadığı mağduriyetlerin tekrar yaşanmaması olduğunu belirten Aktaş, anlattığı olayları banka kayıtları, HTS baz tespitleri ve diğer sanık ile tanık ifadeleriyle desteklediğini söyledi.
Sistem iddiaları ve iştirakler
Kamuda iş yapan iş insanlarının belediye başkanları, iştirak yöneticileri ve bazı siyasi aktörler tarafından nasıl mağdur edildiğini anlatan Aktaş, karşısına çıkan yapının Ekrem İmamoğlu liderliğinde kurulmuş bir sistem olduğunu öne sürdü. İmamoğlu'nun talimatları ve para taleplerinin Ertan Yıldız, İbrahim Bülbüllü, Özgür Karabat ve diğer aracılar aracılığıyla iletildiğini iddia eden Aktaş; hakediş ödemelerinin baskı aracı yapıldığını, iş ilişkilerinin fesih tehdidiyle sonlandırıldığını ve imar süreçlerinde pay talep edildiğini savundu. Sistemin temel amacının İmamoğlu'nun siyasi hayatını finanse etmek olduğunu iddia eden Aktaş, bunun kamu gücünün kötüye kullanılması olduğunu dile getirdi.
Aktaş, savunmasında Ertan Yıldız, Burak Borzay, Fatih Yadoğlu ve Remzi Baka gibi isimlerin soruşturma aşamasındaki ifadelerine de atıfta bulunarak sistemin işleyişine dair çeşitli iddialarda bulundu. Duruşma sırasında kaldığı yerden devam etmek üzere savunmasına ara verildi.





