İnfertilite (kısırlık) artık bireysel bir sorun olmaktan çıkıp küresel ölçekte giderek artan bir sağlık gerçeği haline geldi. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her 6 kişiden 1’i yaşamının bir döneminde infertilite ile karşılaşıyor.

Türkiye’de ise doğurganlık hızı 1.48’e kadar gerileyerek nüfus yenileme seviyesinin altına inmiş durumda. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı ve İnfertilite / Tüp Bebek Uzmanı olan Op. Dr. Burcu Aydın Boyama “Bu artış, umutsuzluğu değil; daha doğru ve bütüncül bir yaklaşım ihtiyacını gösteriyor. Erken farkındalık ve kişiye özel doğru yaklaşım, sürecin gidişatını tamamen değiştirebilir” dedi.

Bu konudaki artışın arkasında yatan en temel nedenler neler?

Erkeklere kasten HIV bulaştırdı: Ömür boyu hapis cezası
Erkeklere kasten HIV bulaştırdı: Ömür boyu hapis cezası
İçeriği Görüntüle

Bu artışı sadece ‘yumurtalık yaşı’ ya da ‘sperm sayısı’ ile açıklamıyorum. Asıl mesele, hücrenin içinde bulunduğu ortam. Üreme hücresel bir süreçtir ve bu sürecin merkezinde hücrenin enerji üretim mekanizması yer alır. Yumurta ve sperm kalitesi doğrudan bu hücresel enerji kapasitesiyle ilişkilidir.

Peki kısırlık biyolojik mi yoksa yaşam tarzı kaynaklı mı?

Gördüğümüz artışın büyük bir kısmı yaşam tarzı ve çevresel faktörlerin biyolojiyi bozmasının bir sonucu. Biyolojik faktörler elbette var. İleri yaşla birlikte yumurta kalitesindeki azalma kaçınılmaz bir gerçek. Ama burada kritik nokta şu: Aynı yaşta, benzer rezervde iki kadının fertilite potansiyeli tamamen farklı olabiliyor. Bu farkı yaratan şey de çoğu zaman yaşam tarzı.

Tedavi yöntemlerinizi anlatır mısınız?

Biz ‘hücresel çevreyi’ tedavi ediyoruz. Hücrenin içinde bulunduğu ortamı iyileştirdiğimizde; hormonlar daha dengeli çalışıyor, yumurta ve sperm kalitesi artıyor, embriyonun tutunma ihtimali yükseliyor. Süreç kişiye özel bir ‘hazırlık ve dengeleme programı’ olarak ilerliyor. Hastayı sadece üreme sistemi üzerinden değil; metabolizma, hormon dengesi, mikrobiyom, stres yükü ve yaşam alışkanlıklarıyla birlikte değerlendiriyorum. Ardından hastaya özel bir yol haritası oluşturuyoruz. Bu süreçte; tıbbi beslenme protokolü, hedefe yönelik vitamin-mineral destekleri, mikrobiyom düzenleme, gerekirse akupunktur, kişiye özel IV protokoller, nöral terapi, aromaterapi, fitoterapi, bach, homeopati gibi tamamlayıcı uygulamalar, birlikte ve planlı şekilde ilerliyor.

En çok hangi sorunla karşılaşıyorsunuz?

‘Her şey normal’ denilen ama aslında altta yatan nedenleri hiç araştırılmamış hastalarla çok sık karşılaşıyoruz. İnfertiliteyi çoğu zaman tek başına bir ‘hastalık’ olarak değil, vücudun bize verdiği bir sinyal olarak değerlendiriyorum. Hastalar ‘gebe kalamıyorum’ diye geliyor ama derine indiğimizde; hormonal dalgalanmalar, insülin direnci, tiroid düzensizlikleri, kronik inflamasyon, bağırsak ve vajinal mikrobiyom dengesizlikleri, yoğun stres yükü gibi aslında tüm sistemi ilgilendiren başlıklar karşımıza çıkıyor.

Tedavi ne kadar sürüyor?

Ortalama 3–6 aylık bir süreçten bahsediyoruz. Çünkü üreme hücreleri ve hormonal sistem döngüsel bir yapıya sahip. Biz sadece ‘gebelik oluşana kadar geçen süreyi’ değil, ‘vücudun gebeliğe hazır hale gelme sürecini’ yönetiyoruz. Bazı hastalarda 2-3 ayda sonuç alabiliyoruz. Bazı hastalarda ise derin sebepler varsa süreç uzayabiliyor.

Alt sebeplere dikkat

* Yaşam tarzı ve kronik stres yükü: Uyku düzensizliği, kronik stres ve yoğun tempo; hormonal aksı doğrudan etkiliyor

* Beslenme kalitesi-metabolik bozulmalar

* Çevresel toksinler-endokrin bozucular: Plastikler, pestisitler, ağır metaller ve kimyasallar

* Geç annelik yaşı

* Kronik inflamasyon ve ‘sessiz’ hastalıklar: Poliksitik over sendromu, endometriozis ve düşük dereceli kronik inflamasyon çoğu zaman erken farkedilemeyebilir.

Çiftler suçluluk duyuyor

İnfertilite yaşayan çiftlere mesajınız nedir?

Çoğu çift duygusal olarak yorgun, suçluluk ve baskı altında oluyor. Önemli olan, önce sistemi ‘rahatlatmak’ ve süreci doğru çerçeveye oturtmak. İnfertilite çoğu zaman vücudun bir şeyi yapamaması değil, doğru koşullar oluşmadan yapmaması durumudur. Bakış açısı değiştiğinde çiftin yaşadığı duygu da değişiyor. ‘Şans düşük’ denilen hastalarda bile, doğru zemini oluşturduğunuzda tablo tamamen değişebiliyor. Örneğin, 41 yaşında ve AMH değeri 0.01 olan bir hastamızda, bu yaklaşımla doğal gebelik sağladık; doğuma da günler kaldı. Çiftin biyolojik zemini uygun ama sadece fonksiyonel dengesizlikler varsa, önce zemini düzeltmek hem doğal gebelik şansını artırır hem de gerekirse tüp bebek başarısını yükseltir.

Yaşam şeklinizi değiştirin

Beslenme, uyku ve stres yönetimi ise bu sürecin ‘destekleyicisi’ değil, temel belirleyicileri. Yaşam düzeni değişmeden sonuç kalıcı olmuyor. Doğru beslenme hücreyi besler, kaliteli uyku hormonal dengeyi kurar, stres yönetimi ise vücudu ‘üreme moduna’ geçirir.

Tüp bebek ne zaman şart?

Ciddi erkek faktörü varsa (sperm sayısı/hareket/morfoloji ileri düzeyde bozuksa)

Tüplerin kapalı olduğu durumlarda

İleri yaş ve azalmış over rezervinde

Tekrarlayan düşük veya başarısız denemelerde tüp bebek öncelikli hale gelir.

Kaynak: Haber Merkezi