DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Tunceli'de düzenlenen 24. Munzur Kültür ve Doğa Festivali kapsamında düzenlenen programa katıldı. Burada konuşan Hatimoğulları, ‘Terörsüz Türkiye’ hedefi kapsamında başlatılan sürece yönelik açıklamalarda bulundu. Bu hafta TBMM’ye gelmesi beklenilen ‘çerçeve yasa’ya ilişkin konuşan Hatimoğulları, “İmralı'da oluşan mutabakatın yasaya yansımasını da beklemekteyiz. Aksi durumda bu yasa hukuka hizmet etmez, beklentiyi karşılamaz, geçiş döneminde oynaması gereken rolü oynayamaz ve kâğıt üstünde kalır" dedi.

Hatimoğulları’nın konuşmasından satırbaşları şöyle:

“Sayın Abdullah Öcalan'ın Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı tam da şimdi bahsettiğimiz bu politikalara karşı güçlü bir toplumsal örgütlenmenin çağrısıdır. Güçlü bir demokratik mücadelenin öngörüsünün çağrısıdır. Kürt halkı kendi kimliği, kültürü ve değerleri için mücadele ediyor. Alevi canlar kendi kültürel değerleri ve inançları için mücadele ediyor. Ama biliyoruz ki mücadele alanlarını birleştiremezsek bu kadar güçlü politikalara ve baskılara karşı tek başımıza direnme olanağımız zayıftır. Bugün 86 milyonluk Türkiye'de 50 milyon insan açlık ve yoksullukla boğuşmaktadır. Bu ülkede ekmek kavgası barış mücadelesiyle birleştikçe, bu ülkede kadınların mücadelesi barış mücadelesiyle bütünleştikçe, bu ülkede ekoloji hareketi barış mücadelesiyle bütünleştikçe bizler daha başarılı bir sürece doğru gideriz.

Bu yasanın çıkmasıyla ilgili sürecin uzadığının da farkındayız. Bizler bu yasadan çok net şunu beklemekteyiz; Kürt sorununun barışçıl ve demokratik çözümü için bir temel oluşturması ve bir geçiş dönemi sağlaması, yani bir kök yasa şeklinde çıkması. Birçok Dersimlinin, sürgündeki siyasetçilerin kendi kentlerine, kendi ülkelerine, kendi topraklarına dönüp demokratik siyasete katılımlarının önünün açılmasını bekliyoruz. İmralı'da oluşan mutabakatın yasaya yansımasını da beklemekteyiz. Aksi durumda bu yasa hukuka hizmet etmez, beklentiyi karşılamaz, geçiş döneminde oynaması gereken rolü oynayamaz ve kâğıt üstünde kalır.

"Barışı toplumsallaştırdıkça barış gerçekten barış olur"

Bu yasayı demokratik adımların atılması konusunda bir aşama olarak değerlendiriyoruz. Ama şunu da biliyoruz ki Kürt sorunu yüz yılı aşkın süren bir sorundur, Alevi sorunu bu coğrafyanın yüzyıllardır devam eden sorunudur. Bunun bir yasayla, bir hamleyle çözülmeyeceğinin elbette farkındayız. Ancak bu süreçle ilgili her şeyi devletten bekleyen bir tutum içinde hiçbir zaman olmadık, olmayacağız. Barışı toplumsallaştırdıkça barış gerçekten barış olur. Barışı hepimiz sahiplendikçe barış gerçekten barış olur. Kürt, Türk, Arap, Çerkes, Alevi, Sünni, Hıristiyan, burada sayamadığım bütün farklı halklar ve inançlar olarak bizler barışı sahiplendikçe, barış için mücadele ettikçe barış bu topraklarda zuhur eder, inşa olur. Yine barışın önemli adımlarından biri kayyımın lağvedilmesidir. Kayyım mutlaka lağvedilmelidir.

"Cumhuriyet demokratikleşmelidir; Alevi'siyle, Kürt'üyle barışmalıdır"

Cumhuriyet Alevisi'yle, Kürt'üyle barışmalıdır. Cumhuriyet, bütün farklı halklardan ve inançlardan insanları eşit yurttaş olarak görmelidir. Bunun için silahların susması yetmez; barış inşa edilmeli, iktisadi adalet ve eşitlik sağlanmalıdır. Bunun için hep beraber mücadele etmeliyiz”

Özgür Özel’den çerçeve yasa çıkışı: Selahattin Demirtaş’sız bir süreci samimi bulmuyorum
Özgür Özel’den çerçeve yasa çıkışı: Selahattin Demirtaş’sız bir süreci samimi bulmuyorum
İçeriği Görüntüle

Kaynak: Haber Merkezi