Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Halep'teki Kürt mahalleleri etrafında HTŞ ve SDG arasında yaşanan çatışmaların, SDG'nin entegrasyona direnmesinden kaynaklandığını söyledi. SDG'nin Şeyh Maksut ve Eşrefiye mahallelerinden çekilmesi gerektiğini söyleyen Fidan, "Siz bir paralel devlet oluşturmaya çalışırsanız bunu kimse kabul etmez" dedi.
“Suriye'deki olayların seyri bizim için fevkalade önemlidir”
Fidan’ın konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle;
Değerli arkadaşlar, bildiğiniz üzere 6 Ocak'ta Ukrayna konulu toplantı vesilesiyle bulunduğum Paris'te Suriye Dışişleri Bakanı Sayın Şeybani ile bir araya gelmiştik. Suriye, Amerika ve İsrail arasında yürütülen üçlü görüşmelerin seyrini kendisiyle ele almıştık. Ayrıca Suriye hükümetinin geçen hafta SDG ile gerçekleştirdiği temasları etraflıca değerlendirmiştik.
Türkiye olarak temennimiz bölgedeki hassasiyetleri dikkate alan ve Suriye'ye istikrar getirecek bir mutabakata varılmasıdır. Öte yandan Halep'te sivil halka yönelik gerçekleştirilen saldırılar SDG'nin gerçek niyetiyle ilgili endişeleri ne yazık ki haklı çıkarmış ve barış çabaları konusunda karamsar bir tabloya yol açmıştır.
Gelinen noktada SDG'nin elindekileri her ne pahasına olursa olsun koruma ısrarı Suriye'nin huzur ve istikrarına kavuşmasının önündeki en büyük engeldir. Bu uzlaşmaz tavır Suriye'nin ve bölgemizin gerçeklerine aykırıdır. SDG'nin teröre ve ayrılıkçılığa artık veda etmesi gerekmektedir.
Değerli arkadaşlar, bölgemizin barışa ve refaha her zamankinden daha fazla ihtiyacı vardır ve Türkiye bölgemizde barışın, istikrarın ve güvenliğin garantisi olmaya devam edecektir. Bu hedef doğrultusunda sorumlu, ilkeli ve yapıcı bir dış politika izlemeye devam edeceğiz. Biliyorsunuz ulusal güvenliğimiz açısından Suriye'deki olayların seyri bizim için fevkalade önemlidir.
Çok yakından takip ediyoruz. Gerekli bölgesel ve uluslararası ortaklarımızla da bir koordinasyon ve irtibat halindeyiz. Şimdi birinci sorudan başlayacak olursakgeçen gün de ifade etmiştim. Bizim görmek istediğimiz istikrar ve bölgesel barış. Bunun dışında bir hedefimiz yok.
Fakat İsrail'in bölgedeki yayılmacılığı bu vizyonun tersine birtablo ortaya çıkartmakta. Özellikle bölünmeden, kaostan ve zayıflıktan beslenen bir güvenlik stratejisi sahipler. Bunun değişmesi lazım. Dolayısıyla biz Suriye, Amerika ve İsrail arasında yürütülen görüşmelerin bölgenin lehine, Suriye'nin toprak bütünlüğüne, güvenliğine, istikrarına olacak şekilde neticelenmesini temenni ediyoruz, teşvik ediyoruz.
“SDG zamana oynadı”
Yakından takip ediyoruz. Gerektiğinde direkt müdahil olmaktan da çekinmiyoruz.
Tarafların hepsiyle konuşma konusunda hiçbir sıkıntımız yok. Çünkü vizyonumuz çok net, şeffaf. Cumhurbaşkanımız bunu defalarca ifade ettiler. Bizim hiç kimsenin toprağında gözümüz yok. Hiç kimsenin de hiç kimsenin toprağında, bölgede gözünün olmaması lazım. İsrail herkesin hakkına, hukukuna riayet ettiği sürece, Filistinlilere devletini verdiği sürece orada da bir sıkıntı yok. Ama, eee, onun yerine bölgede böl, parçala, yut politikalarının yüzyıllar önce tekrar uygulamaya konmuş politikaların tekrar uygulanmaya konmasının kimseye bir faydası yok. Biz bunları yakından takip ediyoruz. Şimdi, son birkaç gündür devam eden Halep'teki olaylar, maalesef son bir yıldır uyardığımız, tekrar tekrar defaatle dile getirdiğimiz hususun tecelli etmesi. SDG'nin zamana oynamak yerine bölgede sahici bir kendi ülkesinde entegrasyon sürecini hayata geçirmeye başlamış olsaydı, bunların hiçbirini biz görmeyecektik.
Bunun yerine bulunduğu her yerde taviz vermeden kalalım menfaatimizi ilerletelim anlayışı maalesef ve maalesef kimseye fayda getirmiyor.
Şu anda Suriye hükümeti kurulundan bu yana bir yıldan biraz fazla bir süre geçmiştir. Artık kendi yaralarını sarmakta, terörle mücadele kapasitesini daha da ileri taşımakta ve belli konularda halkına artık hizmet götürmektedir. Şimdi zaman ulusal birlik zamanıdır.
SDG'nin bu noktada üzerine düşeni yapması lazım. Fakat onun yerine İsrail'le bir koordinasyon içerisinde, İsrail'in bölgemizde yürüttüğü böl, parçala, yönet politikasına bir aktöre dönüşmesi de maalesef, tesadüf değil. Biz Yemen'de olanı, Somaliland'de olanı, Sudan'da olanı ve Suriye'de olanların hepsini artık aynı perspektiften, aynı mercekten görmeye başladık. Bu bizim kendi stratejik değerlendirmemiz.





