Tunceli’de yaklaşık 6 yıldır kendisinden haber alınamayan Gülistan Doku’ya ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında, hakkında tutuklama talep edilen Tuncay Sonel’in savcılık ifadesi kamuoyuna yansıdı.
Tuncay Sonel, ifadesinde Gülistan Doku’ya ait SIM kartı resmi soruşturma birimleri yerine bir polis aracılığıyla inceletmek üzere gönderdiğini kabul etti. Sonel, söz konusu SIM kartın, Şükrü Eroğlu aracılığıyla Gökhan Ertok’a iletildiğini belirtti.
Sonel ifadesinde, “Koruma polisi arkadaşımıza bu kartı daha önce Ankara Emniyeti’nde komiser olarak bildiğimiz Gökhan komisere bir baktıralım diye gönderttim” dedi.
Sonel, SIM kart ile ilgili kendisine yöneltilen soruya şu şekilde yanıt verdi:
“Benim kırsal alanda bizzat talimatım ile arama yapılan bir iki bölge vardır. Daha doğrusu birkaç yerle ilgili elimize bilgi gelince bakılmasını söylediğim alanlar oldu. Tam hatırlamıyorum ama bir ikiyi geçmez. Valilikte olduğum bir günde tam dışarı çıkarken ağlamaklı bir ses duydum. Baktığımda Aygül DOKU olduğunu gördüm. Merdivenin başında “sayın valim bir sim kart var” dedi. Ben de koruma ve özel kaleme gereğini yapalım dedim. Sonra çıktım işlerime devam ettim. Koruma polisi arkadaşımıza bu kartı daha önce Ankara emniyetinde komiser bildiğimiz Gökhan komisere bir baktıralım diye gönderttim. Zira arama kurtarma yoğun bir şekilde devam ettiği için konum bilgisini baktırmak ve aynı zamanda son görüşme nerede olmuş onları öğrenmek için göndermiştim. Koruma polisi bu kartı göndermiş. Gökhan, yaptığı inceleme sonrasında viyadüğün alt bölgesinde bir konum tespit etmiş. Bu bana iletildi. Kızın ablası, savcıya gidemiyorum, ulaşamıyorum, almıyorlar dediği için ben aldım. Bu olay kayıp olayından iki ya da üç hafta sonra olmuştu. Biz de insanız, kayıp kızımızı bir an önce bulmak için Vali olarak böyle bir yol izledim. Dolayısıyla buradan çıkan bilgilerden dolayı arama bölgesi olarak işaret ettiğim alan vardı.”
"Bir an önce bulmak için böyle bir yol izledim"
Sonel, kendisine sorulan "Gülistan Doku'nun bulunmasına yönelik karada veya kırsal alanda herhangi bir arama yaptırdınız mı? Neler yaptırdınız? Yaptırmadıysanız neden?" sorusunu ise şöyle yanıtladı:
"Benim kırsal alanda bizzat talimatım ile arama yapılan bir iki bölge vardır. Daha doğrusu birkaç yerle ilgili elimize bilgi gelince bakılmasını söylediğim alanlar oldu. Tam hatırlamıyorum ama bir ikiyi geçmez. Valilikte olduğum bir günde tam dışarı çıkarken ağlamaklı bir ses duydum. Baktığımda Aygül DOKU olduğunu gördüm. Merdivenin başında “sayın valim bir sim kart var” dedi. Ben de koruma ve özel kaleme gereğini yapalım dedim. Sonra çıktım işlerime devam ettim. Koruma polisi arkadaşımıza bu kartı daha önce Ankara emniyetinde komiser bildiğimiz Gökhan komisere bir baktıralım diye gönderttim. Zira arama kurtarma yoğun bir şekilde devam ettiği için konum bilgisini baktırmak ve aynı zamanda son görüşme nerede olmuş onları öğrenmek için göndermiştim. Koruma polisi bu kartı göndermiş. Gökhan, yaptığı inceleme sonrasında viyadüğün alt bölgesinde bir konum tespit etmiş. Bu bana iletildi. Kızın ablası, savcıya gidemiyorum, ulaşamıyorum, almıyorlar dediği için ben aldım. Bu olay kayıp olayından iki ya da üç hafta sonra olmuştu. Biz de insanız, kayıp kızımızı bir an önce bulmak için Vali olarak böyle bir yol izledim. Dolayısıyla buradan çıkan bilgilerden dolayı arama bölgesi olarak işaret ettiğim alan vardı."
“Herhangi bir ücret göndermedim”
Sonel, savcının “Aca Bilişim” isimli şirkete para gönderip göndermediğine ve Tunceli Valiliği’nin sosyal medya hesaplarını kimlerin yönettiğine ilişkin soru üzerine şu cevabı verdi:
“Aca Bilişim şirketine herhangi bir ücret göndermedim. Bununla ilgili bilgim yoktur. Ne valilik ne de kayyumluk yaptığım belediyede böyle bir ödeme söz konusu olmamıştır. Mehmet Aca’nın sahibi olduğu şirketin valiliğin sosyal medya hesaplarının yönetiminde herhangi bir yetkisi yoktu. Benzer şekilde belediyenin de böyle bir işi yoktu. Ancak Gökhan’a zaman zaman yukarıda bahsettiğim gibi kayyum olduğumuz için sosyal medya üzerinden gelen tehditlerle alakalı birkaç fikir danıştığımız olmuştur. Aynı zamanda Gökhan, sosyal medya üzerinden takipçi yüklemesi gibi herhangi bir şey yapmadım. Bu yönde bir talebim olmadı. Valiliğin sosyal medya hesabı valilik bünyesinde yapılıyordu. Yani Basın Müdürlüğü bünyesinde işlemleri gerçekleştiriyorduk. Bunun için herhangi bir yere ücret ödemedik.”
“Kendi şahsi hesabımdan gönderiyordum”
Savcının, Şükrü Eroğlu tarafından gönderilen 7 Şubat 2020 tarihinde 5.000 TL, 17 Mart 2020 tarihinde 5.000 TL ve 5 Kasım 2021 tarihinde 20.000 TL’ye ilişkin sorusunu yanıtlayan Sonel, şu ifadelere yer verdi:
“Bu para gönderimleri normal gönderimlerdir. Harçlık niyetine zaman zaman gönderiyorduk. Gökhan’ın da talep ettiği oluyordu. Kendi şahsi hesabımdan gönderiyordum. Gökhan’ın teknik olarak bir şeye ihtiyacı varsa istediğinde gönderiyordum.”
Tuncay Sonel, kendisine yöneltilen “Valiliğin sosyal medya hesaplarıyla ilgili kendisine birkaç defa soru sorduğunuz için kendisinin talebi üzerine bu paraların gönderildiğini beyan etmeniz nedeniyle o dönem bakıldığında gönderilen sadece bir 5000 TL’lik miktarın neredeyse bir memur maaşına tekabül etmesi gözetilerek, resmi olan sosyal medya hesabı ile ilgili işlemlere dayalı neden valilik resmi hesabından değil de şahsi hesabınızdan ödeme yaptınız?” sorusunu ise “Çünkü ihtiyacı olmuştur, istemiştir vermişimdir, ben genelde bu şekilde yardımda bulunuyordum. Bu nedenle göndermişimdir.” ifadeleriyle yanıtladı.
"SIM kartın Şükrü Eroğlu tarafından alınması talimatını verdim"
Savcılığın, Doku’nun SIM kartı ve raporun bulunduğu zarfın kendisine ne zaman ve ne şekilde ulaştırıldığına yönelik soru üzerine şu ifadeleri kullandı:
“Bu konuda benim hiç bir bilgim yoktur. Bana herhangi bir rapor da gelmedi. Sim kartın başsavcılığa teslim süreci hakkında da bir bilgim yoktur. Ben Gökhan ERTOK’a sim kart üzerinde gerekli incelemenin Siber şubesi tarafından yapıldığını, içinde bir şey bulunmadığını söylemedim. Bu yönde beyanım olmamıştır. Yine o dönemin başsavcısı ile birlikte beraber olduğumu, Gökhan’la telefonda konuştuğumda söylemedim.”
Sonel, SIM kartın hangi tarihte gönderildiğine ilişkin soruya ise şu şekilde yanıt verdi:
“Hatırlamıyorum. Hangi gün gönderildiğini de bilmiyorum. Ben sim kartın doğrudan yakın koruma Şükrü Eroğlu tarafından alınması ve gereğinin yapılması talimatını verdim.”
"Böyle bir talimatım olmadı"
Tuncay Sonel, Gülistan Doku’nun sosyal medya hesabından engellenmiş olan Marcos Cafe ve Ferhat Girişen isimli kullanıcıların kime ait olduğunu bilip bilmediğine ilişkin soruya ise şu ifadeleri kullanarak yanıt verdi:
“Hiçbir bilgim yoktur. Böyle bir talimatım kesinlikle olmamıştır.”
Savcının sorduğu, SIM kartı neden resmi bir yola gönderilmediğine ilişkin soruya ise şöyle cevap verdi:
“Bu konuyla ilgili de bilgim yoktur. Sim kartın dönüşüyle ilgili de bir bilgim yoktur.”
"K noktalarının değiştirilmesi gibi bir konu gündeme gelmedi"
Savcı, daha sonra Sonel’e, “Gülistan Doku kaybolduktan iki gün sonra Aselsan görevlisinin beş dakika arayla 155’i arayarak tüm K noktalarında kamera değişimi olacak dediği, ilk arayışında iki araçla çıkacağız dediği, ikinci arayışında üç araçla çıkış yapacağız dediğinin tespit edildiği, Gülistan Doku köprüde ve barajda aranırken neden tüm şehri tepeden hakim gören ve Gülistan’ın akıbetini aydınlatmaya yarayabilecek olan K noktalarındaki kamera kayıtları alınmadığı gibi neden iki gün sonra değiştirilmesine karar verildi. Bu kararı kim verdi, talimatı veren kimdir?” sorusunu yöneltti.
Sonel ise, “Bu konuyla ilgili hiçbir bilgim yoktur. Ben böyle bir talimat vermedim.” dedi.
Tuncay Sonel, “Ankara Emniyet Genel Müdürlüğü ve Tunceli İl Emniyet Müdürlüğünden verilen cevaplarda K noktalarındaki kameralarda 01-08 Ocak 2020 arası herhangi bir arıza, bakım, onarım ve arıza ihbarı olmadığı şeklinde cevap verildiği anlaşılmıştır. Değişime ilişkin herhangi bir belge, fatura, kayıt da olmadığı belirtilmiştir. Hal böyle iken neden, ne sebeple K noktalarındaki kameraları değiştirme ihtiyacı duyuldu?” sorusunu ise şu şekilde cevapladı:
“ K noktalarının değiştirilmesi gibi bir konu gündeme gelmedi. Haberim yoktur. Bu konuyu İl Emniyet Müdürü bilir. Muhatabı odur.”





