Anadolu’nun Elhamra’sı olarak anılan Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası, yaklaşık 800 yıldır mimarisi, taş işçiliği ve birbirinden farklı motifleriyle araştırmacıların ilgisini çekiyor. Her ayrıntısında ayrı bir hikâye barındıran tarihi yapı, bu kez tavanına gizlendiği öne sürülen insan yüzüyle gündeme geldi.
Sivas'ta bulunan ve 1985 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne alınan Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası, Anadolu Selçuklu Devleti'ne bağlı Mengücek Beyliği döneminde inşa edildi. Caminin yapımını Mengücek Beyi Ahmet Şah, darüşşifa bölümünün yapımını ise eşi Melike Turan Melek üstlendi.
Baş mimarlığını Muğis oğlu Ahlatlı Hürrem Şah'ın yaptığı eserin inşasına 1228 yılında başlandı ve yapı 1243 yılında tamamlandı. Ancak bu eşsiz mimari eserin hikâyesinde, bugüne kadar aydınlatılamayan pek çok ayrıntı bulunuyor. Baş mimar Hürrem Şah'ın bu yapıdan önce ve sonra başka bir eserine ilişkin kayda rastlanmaması, tarihçiler açısından dikkat çekici bir soru işareti olmayı sürdürüyor.
41 yıl sonra yeni bir gizemi ortaya çıkardı
İHA'nın haberine göre, 55 yıllık gazetecilik deneyimine sahip Sirer Doğan, Divriği Ulu Camii'nde yıllardır dikkat çeken ayrıntıları araştırmayı sürdürüyor. Doğan, 41 yıl önce caminin kapıları üzerine düşen güneş ışıklarının oluşturduğu ve namaz kılan insan silüetlerini andıran gölgeleri fotoğraflayarak kamuoyunun gündemine taşımıştı.
Bu görüntüler, daha sonra Japon araştırmacıların da ilgisini çekmiş ve yapılan çalışmalarla uluslararası alanda tanınmıştı. Aradan geçen 41 yılın ardından tarihi eseri yeniden inceleyen Doğan, bu kez darüşşifa bölümünde farklı bir ayrıntıyla karşılaştı.
Doğan'ın çektiği fotoğraflara göre, şifahanenin tavanındaki taş işlemeler, giriş bölümündeki belirli bir noktadan bakıldığında insan yüzünü andıran bir görüntü oluşturuyor. Çekik gözleri, belirgin elmacık kemikleri ve aşağı doğru uzanan bıyıklarıyla dikkat çeken erkek silüeti, yapının yeni gizemlerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Doğan, söz konusu yüzün Mengücek Beyi Ahmet Şah'a ait olabileceğini düşünüyor. Ancak bu yorum henüz bilimsel olarak doğrulanmış değil. Silüetin gerçekten bir kişiyi temsil edip etmediği ve mimari tasarımın bilinçli bir parçası olup olmadığı ise yapılacak araştırmalarla açıklığa kavuşabilecek.
Sekiz asırlık aşkın izi taşlara işlenmiş olabilir mi?
Duayen gazeteci Sirer Doğan, keşfettiği silüetin yalnızca mimari bir ayrıntı olmayabileceğini, yapının arkasındaki kişisel hikâyeyle de bağlantılı olabileceğini öne sürüyor. Doğan'a göre darüşşifayı yaptıran Melike Turan Melek, eşi Ahmet Şah'a duyduğu sevgiyi onun yüzünü andıran bir silüeti eserin tavanına işleterek ölümsüzleştirmiş olabilir.
55 yıllık meslek hayatında Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası'nı defalarca fotoğrafladığını ve yapı üzerinde çok sayıda inceleme yaptığını belirten Doğan, yeni keşfinin son restorasyonun ardından dikkatini çektiğini ifade etti.
Doğan, düşüncesini şu sözlerle anlattı:
"Gazetecilik yaptığım 55 yıllık süre içerisinde Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası'nın çok fotoğrafını çektim. Birçok incelemelerde bulundum. Burada çalışan bilim adamları, profesörler ve mimarlar çeşitli açıklamalarda bulundu. Daha sonra benim 41 yıl önce çektiğim kapıdaki gölge fotoğrafları bir Japon tarafından benden 25 yıl sonra çalışılarak tüm dünyaya duyuruldu. Bu nedenle benim eser üzerindeki ilgim ve dikkatim arttı. Son restorasyondan sonra zihnimde oluşan bilgilerin de ışığında bu fotoğrafları çektim. Tavandaki insan silüetinin Mengücek Şahı Ahmet Şah'a ait olduğunu tahmin ediyorum. Ahmet Şah ile Turan Melek'in birbirine olan aşklarından dolayı Turan Melek'in Ahmet Şah'ın görselini tavana bu şekilde işlettirdiğini düşünüyorum."
Her motifin ayrı bir hikâyesi var
Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası'nı dünya mimarlık tarihinde özel bir yere taşıyan unsurlar yalnızca kapılarındaki gölgeler veya tavandaki silüet değil. Yaklaşık 10 bin farklı motifin bulunduğu yapıda, taş işçiliğinin her ayrıntısı ayrı bir anlam ve tasarım anlayışıyla öne çıkıyor.
Uzaktan bakıldığında simetrik bir bütünlük sergileyen motiflerin yakından incelendiğinde birbirinden farklı ve asimetrik olduğu görülüyor. Her motifin kendine özgü biçimde işlendiği yapıda, aynı desenin birebir tekrarına rastlanmaması eserin dikkat çekici özellikleri arasında gösteriliyor.
Bir kadın ve bir erkek tarafından ortaklaşa yaptırılan cami ve darüşşifa kompleksi de Anadolu mimarlık tarihinde özel bir yere sahip. Yapının baş mimarı Hürrem Şah'ın eserin tamamlanmasının ardından izine rastlanmaması, Melike Turan Melek'in ise inşaat bitmeden hayatını kaybettiğine ilişkin anlatılar, tarihi yapının gizemli hikâyesini daha da derinleştiriyor.
Aradan geçen sekiz asra rağmen yeni ayrıntılarla gündeme gelen Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası, taşlara işlenen sanatın ötesinde, ardında bıraktığı hikâyelerle de merak uyandırmaya devam ediyor. Tavandaki silüetin Ahmet Şah'ı temsil edip etmediği henüz bilinmiyor. Ancak bu keşif, tarihi yapının henüz keşfedilmemiş ayrıntılar barındırabileceğini bir kez daha ortaya koyuyor.




