Türkiye'de gayrimenkul fiyatlarının yükselmesi, ailelere bırakılan mirasların ekonomik değerini de artırdı. Geçmişte birkaç kardeş arasında, “Ev birimizde kalsın, diğerlerine zamanla ödeme yapılsın” şeklinde çözülebilen paylaşım sorunları, bugün milyonlarca lira değerindeki taşınmazlar söz konusu olduğunda daha karmaşık hâle geliyor.

Türkiye Gazetesinin haberine görke, miras kalan ev, arsa veya tarla, artık yalnızca aileden kalan bir taşınmaz değil, her mirasçı açısından yüksek ekonomik değere sahip bir hisse anlamına geliyor. Özellikle taşınmazda oturan mirasçının diğer hissedarların paylarını satın alabilecek maddi gücünün bulunmaması, anlaşmazlığın büyümesine neden olabiliyor.

Üstelik sorun yalnızca yeni miraslarda yaşanmıyor. Yıllar önce büyüklerden kalan ancak paylaşımı tamamlanmayan taşınmazlar, sonraki kuşaklara da intikal ederek hissedar sayısının artmasına yol açıyor.

Hissedar sayısı arttıkça uzlaşmak zorlaşıyor

İlk kuşakta iki veya üç kişi arasında bulunan ortaklık, çocukların ve torunların mirasçı olmasıyla zaman içinde çok sayıda hissedardan oluşan bir yapıya dönüşebiliyor. Hissedar sayısının artmasıyla taşınmazın satılması, kullanılması veya mirasçılardan birine bırakılması konusunda ortak karar almak da güçleşiyor.

Bireyselleşme ekonomik beklentiyi öne çıkarıyor

Hayat pahalılığı ve gayrimenkul değerlerindeki yükseliş, mirası aile içinde paylaşılması gereken bir maldan ziyade önemli bir ekonomik varlığa dönüştürdü. Her mirasçı kendi payının gerçek değerini korumak isterken, fedakârlık yapma ve uzlaşma zemini de daralıyor.

Bireyselleşmenin güçlenmesiyle duygusal bağların yerini ekonomik beklentilerin daha fazla aldığı belirtiliyor. Böylece aynı taşınmaz, bir kardeş için “aile yuvası” anlamına gelirken, diğer kardeş açısından milyonlarca lira değerinde bir yatırım olarak değerlendirilebiliyor.

Miras davaları yıllarca sürebiliyor

Adalet Bakanlığının açıkladığı verilere göre, ortaklığın giderilmesi uyuşmazlıklarında son bir yılda 23 bin 306 başvuru arabuluculukta anlaşmayla sonuçlandı. Kat mülkiyeti uyuşmazlıklarında ise 4 bin 634 dosyada anlaşma sağlandı.

Ortaklığın giderilmesi uyuşmazlıklarında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması, 1 Eylül 2023'ten bu yana dava şartı olarak uygulanıyor.

Arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamadığında ise mirasçıları uzun bir hukuk süreci bekleyebiliyor. 2025 yılı adliye faaliyet raporlarında, miras nedeniyle açılan ortaklığın giderilmesi davalarının bazı mahkemelerde yüzlerce gün sürdüğü görülüyor.

Tarsus 1. Sulh Hukuk Mahkemesinde bu davalarda ortalama süre 686 gün, Tarsus 2. Sulh Hukuk Mahkemesinde ise 842 gün olarak kaydedildi. İstanbul Anadolu Adliyesinin 2025 faaliyet raporunda ise bazı Sulh Hukuk Mahkemelerinde “Ortaklığın Giderilmesi (Miras Nedenli)” davalarının ortalama sonuçlanma süresi 1.652 gün olarak yer aldı. Bu süre yaklaşık 4,5 yıla denk geliyor.

Aynı raporda farklı mahkemelerde 432 ve 502 günlük süreler de bulunuyor. Erzurum'daki 2025 yılı faaliyet raporlarında ise 609, 670 ve 659 gün gibi süreler kaydedildi.

Sincan Belediyesi’nden çiftçilere yüzde 75 hibeli buğday tohumu desteği
Sincan Belediyesi’nden çiftçilere yüzde 75 hibeli buğday tohumu desteği
İçeriği Görüntüle

Taşınmazın değeri arttıkça anlaşmazlık büyüyor

Gayrimenkulün değer kazanması, miras paylaşımındaki anlaşmazlığın ekonomik boyutunu da büyütüyor. 2 milyon lira değerindeki bir ev ile 15 milyon lira değerindeki bir evin paylaşımında tarafların karşı karşıya kaldığı ekonomik beklenti aynı olmuyor.

Taşınmazın değerinin yükselmesiyle tarafların geri adım atması da zorlaşabiliyor. Bir kardeş satışın kısa sürede yapılmasını isterken, başka bir mirasçı daha yüksek bir fiyat oluşmasını bekleyebiliyor. Arsanın imar durumu, kira getirisi ve gelecekteki değer artışı beklentisi de taşınmaza biçilen değerin mirasçılar arasında farklılaşmasına neden olabiliyor.

Arabuluculuk önemli bir seçenek

Avukat Ali Kayaoğlu, özellikle yüksek değere ulaşan konut ve arsaların mirasçılar arasında ciddi ekonomik paylaşım sorunlarına dönüşebildiğini belirterek, dava yoluna gitmeden önce arabuluculuğun önemli bir imkân sunduğunu ifade etti.

Kayaoğlu, taşınmazın bir mirasçıda kalması, diğer hissedarların paylarının satın alınması veya satış konusunda anlaşmaya varılması gibi seçeneklerin zaman ve maliyet açısından avantaj sağlayabileceğini söyledi.

Hukukçular da tapudaki hisse yapısının ve taşınmazın güncel değerinin önceden netleştirilmesinin, mirasçılar arasındaki uzlaşma sürecini kolaylaştırabileceğine dikkat çekiyor.

Kaynak: Haber Merkezi