Fransa’da yargı, Gazze’ye yönelik insani yardımların engellenmesine ilişkin dikkat çekici ve emsal niteliğinde bir karara imza attı. Fransız vatandaşı iki İsrailli aktivist hakkında “soykırıma iştirak” ve “soykırıma teşvik” suçlamalarıyla zorla sorguya getirme emri çıkarıldı. Karar, insani yardımın engellenmesinin ilk kez yargı yoluyla “soykırım suçu” kapsamında değerlendirilmesi açısından uluslararası hukukta önemli bir dönüm noktası olarak görülüyor.
Soruşturma nasıl başladı
Paris’teki soruşturma hâkimliği, aşırı sağcı “Israel Is Forever” örgütünün kurucusu Nili Kupfer-Naouri ile “Tsav 9” kolektifinin sözcüsü Rachel Touitou hakkında 2025 yazında karar aldı. Süreç, Al-Haq, Al-Mezan, Filistin İnsan Hakları Merkezi, Fransız-Filistin kolektifi Nidal ve Fransız Yahudi Barış Birliği’nin (UJFP) suç duyurusu üzerine başlatıldı. Soruşturma, Fransa İnsanlığa Karşı Suçlar Merkezi Ofisi tarafından yürütüldü.
Yardım engelleme soykırım kapsamında değerlendirildi
Savcılık, Gazze’ye giden gıda ve tıbbi yardım konvoylarının engellenmesini, “Gazze halkını kasıtlı olarak aç bırakma stratejisinin bir parçası” olarak nitelendirdi. Şüpheliler, insani yardımların ulaşmasını engelleyerek kitlesel açlığa ve ölümlere katkı sağlamakla suçlanıyor. Ayrıca kamuoyunda soykırım fiillerini meşrulaştıran ve teşvik eden açıklamalar yapmak da dosyada yer alan suçlamalar arasında.
Sınır kapılarındaki eylemler dosyada
Dava konusu eylemlerin, 2024 yılı boyunca Gazze sınırındaki Kerem Şalom ve Nitzana kapılarında gerçekleştiği belirtildi. Söz konusu gruplar, yardımların Hamas’a gittiği iddiasıyla konvoyların geçişini fiziksel olarak engellemişti. Bu eylemler uluslararası kamuoyunda da tepki çekmiş, ABD yönetimi Haziran 2024’te “Tsav 9” grubunu yaptırım listesine almıştı.
Hukuk çevreleri, Fransız yargısının kararını “tarihi” olarak nitelendirirken, insani yardımı engellemenin artık yalnızca siyasi ya da güvenlik gerekçeleriyle açıklanamayacağını, uluslararası ceza hukuku kapsamında ağır suçlamalara konu olabileceğini vurguluyor.




