Türkiye'de gündemin öne çıkan başlıklarından biri olan fon soruşturması kapsamında yeni gelişmeler yaşanıyor. Fonlarda bulunan yaklaşık 900 milyar liralık varlık ile 500 binin üzerindeki yatırımcının durumu merak edilirken, Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) Türkiye İş Bankası ve Ziraat Bankası'nı tasfiye sürecinde görevlendirdiği açıklanmıştı.
Gazeteci Fatih Altaylı, internet sitesinde yayımladığı yazısında tasfiye sürecine ilişkin bankacılık sektöründen bir kaynağın değerlendirmelerine yer verdi.
"Varlıklar piyasa değeri üzerinden nakde çevrilecek"
Altaylı'nın yazısı şöyle:
"Peki, bundan sonra ne olur?
Yani Ziraat Bankası ve İş Bankası’na yüklenen alacaklar nasıl ödenir?
Dün, Türkiye’nin bankacılık duayeni bir isim ile birlikteydim.
O bana “Fatih, ne oluyor, nedir bu fon meselesi?” diye sordu.
Güldüm, ben de ona “Nedir bu fon meselesi?” diye sordum.
İkimiz de bilmiyormuşuz gibi yaparak.
“Daha önce konuşmuştuk bunların bir yerde patlayacağını. Herkes de biliyordu zaten.” dedi.
Haklıydı. Herkes biliyordu.
“Bankalar ne yapacak, bu yükün altından nasıl çıkacak?” diye sordum bankacı dostuma.
“Aslında bu işin bankalara devri saçma ama toplumsal olarak sıkıntı çıkmasın diye böyle bir formülü makul bulmuş olmalılar. Tsunaminin önüne bir engel koymak gibi düşünebilirsin.” dedi ve sistemin nasıl yürüyebileceğini anlattı.
“Bankalar aldıkları fonların içindeki varlıklara bakarlar. Bunları şimdi oluşacak piyasa değeri üzerinden nakde çevirirler ve buna göre hak sahiplerine ödeme yapmaya başlarlar. Bunu panik havası geçince yavaş yavaş yapmalarına imkan tanınırsa yatırımcıların zararı daha az olur. Tabii kim gerçek yatırımcı, kim değil onu da belirlemek gibi bir dertleri olacak. Sorunu zamana yayarak çözeceklerdir. Doğrusu bu mudur emin değilim ama makul olan budur.”
Peki, buralara para yatıran herkes parasını geri alacak mı?
Bankacı dostumun yanıtı önemli.
“Gerçek küçük yatırımcıları bulup ayıklamakta ne kadar başarılı olunursa, hak sahiplerinin alacağı miktar o oranda kayıplarını telafi edici olur. Ancak burada bankalarda olduğu gibi bir devlet garantisi yok. Bu durumda satışlardan sonra kalan para dağıtılır. Koyduğu paranın yüzde 10’unu alan şanslı sayılır diyebilirim. Çünkü bankaların bu paraların tamamını geri ödemek gibi bir yükümlülüğü olmayacak. Bir tür tasfiye masası gibi hareket edecekler.”




