Akbelen Ormanı çevresindeki tarım arazilerinin kamulaştırılmasına karşı çıktığı gerekçesiyle 42 gün tutuklu kalan Esra Işık, tahliyesinin ardından ilk kez konuştu. İzmir Barosu’nda açıklama yapan Işık, hem tutukluluk sürecine hem de bölgedeki mücadeleye ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Milas 3. Asliye Ceza Mahkemesi kararıyla yurt dışına çıkış yasağı ve adli kontrol şartıyla tahliye edilen Esra Işık, cezaevinden çıktıktan sonra İzmir Barosu’nda ANKA Haber Ajansı’na konuştu.
Akbelen Ormanı çevresindeki tarım arazilerinin kamulaştırılmasına karşı çıkması nedeniyle tutuklandığını belirten Işık, 42 günlük sürecin ardından ailesine ve köyüne kavuştuğunu söyledi.
“Toprağımı savunduğum için, köyümü savunduğum için, memleketimi savunduğum için 42 gündür tutukluydum” diyen Işık, tutukluluk sürecinde ailesinden ve yaşadığı yerden uzak kaldığını ifade etti.
“Üç kuşaktır mücadele ediyoruz”
Açıklamasında aile geçmişine de değinen Işık, Akbelen çevresinde yaşananların uzun yıllardır devam eden bir sürecin parçası olduğunu söyledi.
“Üç kuşaktır mücadele ediyoruz” diyen Işık, anneannesi, dedesi ve babaannesinin yaşadığı köylerin de geçmişte benzer süreçlerle yok edildiğini belirtti.
Işık, “Daha nereye kadar bizi yok edeceksiniz, nereye kadar yoksullaştıracaksınız, nereye kadar mülksüzleştireceksiniz?” ifadelerini kullanarak tepkisini dile getirdi.
“Hakkını arayana kelepçe yetmez”
Tutukluluk sürecine ilişkin değerlendirmesinde Işık, “Hakkını arayanlara, hakkının peşinden koşanlara kelepçeler dayanmaz bu memlekette” dedi.
“Beni aileme, başta aileme ve köylülerime, sonra da bu memlekette hakkını arayan herkese gözdağı olayım diye tutukladığınızı biliyoruz. Ama biz bu yoldan dönmeyiz” diyen Işık sözlerine şu şekilde devam etti:
“Biz haklıyız. Ben sadece toprağımı savundum. Alnım ak, başım dik girdim; alnım ak, başım dik çıktım. Bundan sonra evet bugün özgürlüğüme kavuşmuş olabilirim ama benim için gerçek özgürlük topraklarımın özgürlüğe kavuştuğu gündür. Topraklarımın kurtulduğu gündür. Topraklarımız için evet bir yürütmeyi durdurma kararı verildi Danıştay'dan. Sonsuz teşekkürler, bu ülkede gerçekten adaletin sağlanabileceğini yine de bu zor günlerde bize gösterdikleri için. Ama bu iş bitmedi. Sadece yürütmeyi durdurma kararı ile olmayacak. Biz gerçek bir adım bekliyoruz. Biz artık bu şirket topraklarımızdan elini ayağını çeksin, defolup gitsin istiyoruz. Biz artık insanca yaşamak istiyoruz. İnsanca mezarlarımızda, zeytinimize, yaşamımıza sahip çıkarak insanca yaşamak istiyoruz. Bize bunu çok görmeyin, bize bunu çok görmeyin.
Benim gibi cezaevlerinde haksız hukuksuz yere tutulan onlarca insan var. Memleketin dört tarafından, dört bir tarafından onlarca mektup aldım. Onlarca dayanışma duygusuyla sarıldı dört bir tarafım. Evet beni yalıtmak istediler. Etrafımdaki bütün bu sevgi, saygı, bu mücadelemize sahiplenme duygusunun dışında tutmak istediler. Bizim mücadelemizi kırmak istediler ama bizim mücadelemiz öyle bir günde kurulacak bir mücadele değil. Bir günde kırılamaz bizim mücadelemiz. Biz yılların acısıyla çünkü bugün buradayız. Yılların acısıyla biz bu mücadeleye çıktık. Bir günde de, bir yılda da, bir ömürde de bizim mücadelemizi kıramazsınız.
“Topraklarımız özgürlüğüne kavuşana kadar mücadele edeceğiz"
Bugün Esra'yı tutuklarsınız, yarın Nejla'yı tutuklarsınız. Öbür gün başka birisini tutuklarsınız. Benim bir babaannem var, Yörük. O cezaevine girdikten sonra babamı teselli etmek için demiş ki: ‘Hakkını arayanların hakkını arayanlara kelepçe dayanmaz, kelepçeler yetmez’ demiş. Hakkını arayanlara, hakkının peşinden koşanlara kelepçeler dayanmaz bu memlekette. Kelepçeler yetmez bu memlekette. Ne olursa olsun bu yolda yürümeye, topraklarımız özgürlüğüne kavuşuncaya kadar mücadele etmeye devam edeceğiz. Benim bugünkü tahliyemin esas kaynağı dışarıda verilen bu haklı mücadeledir, bu meşru mücadeledir. Benim annemin, benim köylülerimin, benim tüm sevdiklerimin, benim bu memleketini, havasını, suyunu, toprağını seven bütün güzel yürekli memleketimin insanlarının verdiği mücadele, bize mücadelemize sahip çıkmasının eseridir benim bugün burada aranızda, içinizde olmam, köyüme kavuşmam. Bana demişler kaçma şüphesi var. Ben şimdi koşa koşa köyüme gidiyorum. İnsanlarıma gidiyorum. Orada bayram havası var. Daha bize bayram erken geldi bu bayramda. Bundan sonra aynı kaldığımız yerden çok daha güçlü şekilde, çok daha gururlu, verilen tüm cezaları, bize ödediğimiz tüm bedelleri göğsümüzde tam şurada, tam şurada onur madalyası olarak taşıyıp yürüyeceğiz biz bu yolda. Bunu herkes bilsin, bizi herkes duysun. Mücadelemiz kaldığı yerden tüm gücüyle devam edecek.”
Anne Nejla Işık'tan ilk değerlendirme
İkizler Köyü Muhtarı ve aynı zamanda Esra Işık’ın annesi Nejla Işık da ANKA Haber Ajansı’na, kendisi için anneler gününün bugün olduğunu belirtti. Işık şöyle konuştu:
“Çok mutluyuz. Dün Anneler Günü’ydü biliyorsunuz, çok buruk geçirdik ama bugün gelen bu tahliye ile birlikte çok güzel bir Anneler Günü hediyesi edilmiş oldu bize. Evladımıza kavuşacağız. Zorlu geçen bir 42 gün, zorlu geçen bir 7 yıl zaten bu mücadelede. Burada bir cezalandırma politikası vardı. Sadece Esra’ya değil, aslında bu mücadeleyi veren Türkiye’nin dört bir yanındaki herkese diyeyim, ayırt etmek sizin. O yüzden hem davamızda yürütmeyi durdurma almak hem de üstüne Esra’mıza kavuşmak, keyfimize diyecek yok diyeyim yani. İçim pır pır. Kavuşamadık. Eşim görüştü, sarıldı, koklaştı. Bekliyoruz yani, buradayız. Çok mutluyum, inanılmaz mutluyum. Burada hukukçularımıza, avukatlarımıza, her birine çok çok teşekkür ediyorum. Mücadele verdi onlar da çünkü 42 gündür dilekçeleriyle, uğraşmalarıyla ve Türkiye’nin her yerinde kızımı bağrına basan, Akbelen mücadelesini bağrına basan ve bizlere inanılmaz destek ve moral veren herkese çok çok çok teşekkür ediyorum. Var olsunlar vallahi, güç verdiler ve bu birlikteliğin ve mücadelenin gücü aynı zamanda."
Işık, “Suçsuz olduğunu herkes biliyor zaten. Toprağını korumak, zeytinini, köylünün hakkını, kendi geçmişini ve geleceğini korumak suç olmamalı dedik zaten. Ödül verilmeli bu çocuğa dedik. O yüzden suçluluğunun sorulması hakikaten çok yanlış bir soru zaten. Suçlu değil yani. Cezası da bu olmamalıydı. Boşu boşuna yattı, 42 gün. Ama dedim yani bu tahliye bize çok güzel bir şey oldu. Çok güzel bir şey oldu. Teşekkür ediyorum hâkimlere de en sonunda doğru kararı verdikleri için” dedi.
Tahliye sonrası duygusal anlar yaşandı. 42 gün sonra bir araya gelen Esra Işık ile annesi Nejla Işık birbirlerine koşarak sarıldı. Gözyaşlarının hakim olduğu buluşmada Nejla Işık, köyünden getirdiği çiçekleri kızına verdi.




