Marmara Denizi'nin jeolojik yapısı, kaydedilen son verilerle tekrar gündeme geldi. Özellikle Çınarcık Havzası’nın doğu ve batı hatlarında gözlemlenen sismik hareketlilik, bölgedeki fay hatlarının derin kesimlerindeki süreci anlamak adına bilim dünyası için önemli ipuçları taşıyor.
1963 depremiyle paralellik ve "creep" ihtimali
Prof. Dr. Osman Bektaş, mevcut mikrodeprem verilerini bilimsel çalışmalarla ilişkilendirerek değerlendirdi. 1963 yılında meydana gelen 6,3 büyüklüğündeki Çınarcık depreminin yaklaşık 12 kilometre derinlikte, Adalar Fayı ile bağlantılı olduğunu hatırlatan Bektaş, güncel hareketliliğin benzer derinliklerde yaşanmasının kritik bir gözlem olduğunu belirtti.
Bektaş, fayın derin kesimlerinde "creep" (sürünme) olarak bilinen yavaş ve sürekli kayma hareketlerinin gerçekleşme ihtimaline dikkat çekti. Bu durum, fay hattının alt kısımlarındaki mekanik davranışların izlenmesi açısından yeni veriler sunuyor.

Stres değişimi tetiklemiş olabilir
Yaşanan hareketliliğin nedenlerine ilişkin analizlerde bulunan Prof. Dr. Bektaş, 23 Nisan 2025 tarihinde Marmara Denizi’nde kaydedilen 6,2 büyüklüğündeki Silivri depremini işaret etti. Silivri merkezli bu depremin ardından bölgedeki fay sisteminde stres değişimlerinin yaşandığını belirten Bektaş, Adalar ve Çınarcık fayları çevresindeki güncel mikrodeprem aktivitesinin, bu stres transferinin bir sonucu olabileceğini ifade etti.
Bilim insanları, bu tür mikro sismik hareketlerin tek başına büyük bir depremin habercisi olarak yorumlanamayacağını, ancak yer kabuğundaki gerilim değişimlerini takip etmek için temel verilerden birini oluşturduğunu kaydediyor.





