Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da düzenlenen “Emek Sofrası Buluşması İftar Programı”nda konuştu. Erdoğan, Laiklik Bildirisi’ne ilişkin olarak, toplumsal değişime direnç gösteren kesimleri hedef alan sert ifadeler kullandı.
Erdoğan konuşmasında, “Türkiye'nin 23 yılda yaşadığı değişimi sindiremeyen, zihnen ve fikren fosilleşmiş bu güruhun hezeyanlarına gülüp geçiyoruz. Biz toplumun her kesiminin hak ve özgürlüklerini genişletmeye odaklanıyoruz” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı, açıklamasında, Türkiye’deki toplumsal ve siyasi dönüşümlerin önüne geçmeye çalışan grupların etkisiz kaldığını vurgularken, hükümetin toplumun tüm kesimlerinin hak ve özgürlüklerini kapsayan politikalar üretmeye devam edeceğini belirtti.
Erdoğan’ın sözleri, Laiklik Bildirisi tartışmalarıyla birlikte gündeme gelen toplumsal ve ideolojik çekişmelerin odağında yer aldı.
Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları şu şekilde:
"Emeği mukaddes gören ve alnındaki ter kurumadan emeğin karşılığının ödenmesini emreden bir dinin mensupları olarak 2002 yılından beri siz değerli kardeşlerimin hakkını vermeye adil ve huzurlu çalışma iklimi inşa etmeye gayret gösterdik. Hedefimiz işçi, işveren, kamu görevlisi dahil herkesin hukukunun korunduğu, iş barışın en ideal seviyede sağlandığı bir sistemi kazandırmak oldu. Ne sermaye düşmanlığı yaptık ne de rızkını alın teri dökerek kazanan emekçi kardeşlerimizin haklarının gasp edilmesine göz yumduk. Dengeli, sağduyulu, rasyonel politikalarla işçi, memur, sendikalarımızın şartlarını iyileştirmek, refah seviyelerini düzeltmek için çaba harcadık.
1 Mayıs bu ülkede en çok tartışma konusu olan mevzulardandı. 1 Mayıs'ı resmi tatil ilan ederek gereksiz tartışmalara son verdik. Başörtüsü yasağını kaldırarak kadınların çalışma hayatındaki hak ve özgürlüklerini garanti altına aldık. Bu düzenlemelerin kimi çevreleri rahatsız ettiğini biliyoruz. Sendikaların kuruluş şartlarını kolaylaştırdık. Sendikal güvenceleri ve grev hakkını biz güçlendirdik. Kamu görevlilerimize toplu sözleşme hakkı tanıdık. Ana muhalefet partisinin anayasa mahkemesine taşıyıp, iptal ettirdiği toplu sözleşme kararnamesini yeniden biz yürürlüğe koyduk. Kadınlarımızın hak ve özgürlüklerini garanti altına aldık.
Kamu çalışanlarımız artık Cuma izni, Hac izni gibi haklardan tam ve etkin şekilde yararlanabiliyor. Yıllarca örselenen yıllarca hakları yok sayılan, keyfi yasaklarla on yıllar boyunca mağdur edilen insanlarımıza yönelik bu düzenlemeler ülkemizde kimi çevrelerini ciddi manada rahatsız ettiklerini görüyoruz.
"Biz toplumun her kesiminin hak ve özgürlüklerini genişletmeye odaklanıyoruz"
Her karış toprağı şehit kanıyla yoğrulmuş, yüzde 99'u Müslüman olan bir ülkede, işçinin, öğrencinin cumaya rahatça gitmesine, çocukların ramazanı doya doya yaşamasına laf ediyor, 'gerici azınlığın provakasyonu' gibi çirkin ifadelerle saldırıyorlar. Laiklik kavramının korkakça arkasına saklanıp milletin inanç değerlerine ateş eden, 27 Mayıs'tan beri darbe girişimlerine cuntacılara tetikçilik yapmak dışında görevi olmayan, Türkiye'nin 23 yılda yaşadığı değişimi sindiremeyen, zihnen ve fikren fosilleşmiş bu güruhun hezeyanlarına gülüp geçiyoruz. Biz toplumun her kesiminin hak ve özgürlüklerini genişletmeye odaklanıyoruz.
Gençliğinde İETT'de işçi olarak çalışmış bir Cumhurbaşkanı olarak alın terinin kıymetini iyi bilirim. Hayatımızın hiçbir döneminde emekçiyi suistimal eden durumda olmadık. Kendi işçisi maaşını alamazken, tropik adalarda tatil yapar halde olmadık."




