Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, partisinin genel merkez binasında düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Doğan, PKK'nın fesih sürecine ilişkin yapılacak yasal düzenlemelere ilişkin, "Yasaya dair istişareler sürüyor. Görüşmeler henüz tamamlanmadı. Yasaya dair farklı yaklaşımlar söz konusu" dedi.

"50 yıllık bir çatışmayı sonlandırmaya çalışıyoruz"

Doğan'ın yaptığı açıklama şöyle:

Söz konusu yasa kritik bir değerde. Çünkü bu yasa bu düzenlemenin devamını getirecek bütünlüklü bir süreç iradesi açısından da çok çok kritik bir önem taşıyor. Sürece yönelik tartışmaların odağı dikkat ederseniz artık hangi hukuki güvencelerle nasıl kurumsallaştırılacağına dönük bir halde ilerliyor. Bu da önemli çünkü en çok bundan yoksundu süreç ve şimdi artık tam da bunun merkezine doğru ilerlediğimiz tartışmalar sürüyor.

Yine barış ve demokratik toplum süreci çok katmanlı, çok boyutlu bir yaklaşım gerektiriyor. Çünkü karşı karşıya olduğumuz sorun çok boyutlu, çok katmanlı ve tarihsel arka planı da dikkate alınarak yaklaşım gösterilmesi gereken bir sorun. Süreç yalnızca bu açıdan baktığımızda Mecliste bir yasanın çıkmasından veya yalnızca silah bırakanların Türkiye'ye dönüşünden ibaret değil; bundan daha fazlası ve bundan daha fazlasını da tartışmayı gerektirdiğini zaten sizlerle konuştuk.

50 yıllık bir çatışmayı sonlandırmaya çalışıyoruz. 100 yıllık devasa bir sorunun çözümüne kapı aralayacak, tarihsel bir kardeşlik hukukunun kurulmasını sağlayacak bir süreçten geçiyoruz. Biz bu anlamda tarihsel sorumluluğumuzun farkındayız ve tarihsel sorumluluğumuzun farkında olarak hareket ediyoruz.

"Taslağa dair belirtilen çok sayıda görüş var"

Tüm siyasilerden de beklentimiz buna uygun bir hassasiyet ve ciddiyetle yaklaşmaları. Çalışmalarımızı bugüne kadar karşılıklı hassasiyetleri gözeterek, tüm toplumsal fay hatlarını dikkate alarak, bunları küçümsemeyerek, ancak bunları basit, dar, sıradan, siyasi çıkar ve ikbal hesaplarına göre değil, ülkenin tamamının kazanacağı bir barış ve demokratik toplum tasavvuruna uygun şekilde sürdürdük. Yani biz çalışmalarımızı bu hassasiyetleri gözeterek, ince eleyip sık dokuyarak sürdürdük ve şimdi de öyle devam ediyoruz bu çalışmalara.

Taslak üzerinde biliyorsunuz, taslağa dair belirtilen çok sayıda görüş var. Yasaya dair istişareler sürüyor sevgili arkadaşlar, değerli Türkiye kamuoyu. Ancak bu görüşmeler henüz tamamlanmadı.

"Görüş ayrılıkları söz konusu"

Takdir edersiniz ki yasaya dair elbette farklı yaklaşımlar söz konusu. Tabii ki görüş ayrılıkları söz konusu. Tabii ki farklı öneriler var. Bunu bizatihi Meclis Başkanı Sayın Kurtulmuş da siyasi partilere yaptığı ziyaretten sonra ifade etmişti, kamuoyuna açık bir biçimde söylemişlerdi kendileri de. Bu son derece olağan, son derece normal bir farklılık. Ve bu farklılıkların giderilmesi, bu farklılıklarda bir ortak yaklaşımın, neticede bir konsensüsün ortaya çıkması için de çalışmalar sürüyor.

Ancak geldiğimiz aşamada bu konudaki belirsizliklerin artık giderilmesi gerekiyor. Bugüne kadar hukuki belirsizliklerin yarattığı güven yoksunluğunu çokça konuştuk. Bunun aslında bir güvence yoksunluğu olduğunu söyledik. Güven ve güvence ilişkisini böyle değerlendirmek gerektiğini ifade ettik. Ve bu hukuki belirsizliğin giderilmesi yönünde bu yasal adımın da bizim için ne kadar önemli olduğunu ifade ettik. Şimdi de bu konudaki tüm belirsizlikler giderilerek hızla somut bir forma kavuşması gerektiğini ne kadar önemsediğimizi bugün buradan bir daha sizlerle paylaşmak istedik.

Yasaya dair çalışmalar kapsamlı mutabakat ve en geniş uzlaşısıyla tamamlanmalı. Son hazırlıklar yapılıyor artık. Ve bu hazırlıklarda gözetilmesi gereken, kapsamlı bir mutabakatın sağlanması ve en geniş siyasal uzlaşıyla bu yasanın son hazırlıklarının tamamlanması. Pratik olarak yasa çıktıktan sonra yeni bir dönem başlayacak ve hep ifade ettiğimiz gibi, bu çerçeve yasa, kod yasa, kök yasa... Çeşitli isimlerle adlandırılıyor. Ne yapacak? Yeni yasal düzenlemelerin de ana kaynağı, dayanağı olacak. O yüzden de çok çok önemli bir yasal düzenleme bu. Bu nedenle yasanın dili, kapsamı, niteliği ve yazım yönteminde uzlaşı bizim açımızdan çok kritik bir değer taşıyor.

"Öcalan, bu sürecin asli muhatabı ve belirleyici öznesi"

Yine DEM Parti olarak kırılgan değil, güçlü bir tarihsel ilişkinin yeniden kurulmasının ilk kapısını aralayacak bu yasanın sağlam bir hukuki zemine oturtulması gerektiğini düşünüyoruz. Yasanın siyasal uzlaşıyla Meclisin gündemine gelmesi de bu nedenle de önemli.

Yine şu konu var: Sayın Öcalan'ın durumuna ilişkin de çeşitli haberler görüyoruz. Çeşitli kulisler var. Oldukça hareketli kulisler. Ve bu kulislere ilişkin iddialar... Yine bu iddiaların doğal olarak yarattığı merak... Bir yandan da endişe ve kaygı, ne olacak? Farklılaşıyor bu farklı toplumsal kesimlerde. Yine normal bir biçimde. Şunu DEM Parti olarak bir daha hatırlatmak isteriz: Sayın Öcalan bu sürecin asli muhatabı ve belirleyici öznesi. Sürecin ilgili tarafları da bu verili durumu gözeterek yapılan hazırlıklara ilişkin gerekli bilgilendirmeleri ve değerlendirmeleri dikkate almalılar. Bu hem güveni güçlendirir, hem sürecin kalıcılığına katkı sağlar, hem de olması gereken, sürecin gereği, temposu ve ruhuna uygun olan da budur.

Daha açık ifade etmek gerekirse, Sayın Öcalan'ın sürece etkin katılımı ancak hukuki ve pratik şartların değişmesiyle mümkün. Bunu yine daha önce çok konuştuk, çok tartıştık. Hukuki durumuna ve konumuna ilişkin tartışmaları da biz bu demokratik çözüm perspektifi içinde değerlendiriyoruz. Mevcut şartların, konumuna ve rolüne uygun bir şekilde yeniden düzenlenmesi gerekir. Yasal düzenleme ile işlevler, roller, sorumluluklar ve yetkiler belirginleştirilmeli. Gerekli mekanizmalar oluşturulmalı. Sürecin ihtiyaç duyduğu temponun düşmemesi ve bu tempo her zaman doğru bir hatta ilerleyemesede, iniş çıkışlar olabileceğini biliyoruz. Bir yasal düzenlemeyle yüz yıllık bir sorunun çözülemeyeceğini biliyoruz. Bunu kerelerce dile getirdik. Bunu tekrardan da özellikle kaçınmıyoruz. Beklentilerimizi ve hedeflerimizi de ifade edebilmek için bu vesileyle.

Selahattin Demirtaş'tan Narin Güran açıklaması!
Selahattin Demirtaş'tan Narin Güran açıklaması!
İçeriği Görüntüle

Ancak şunu da biliyoruz ki, bu süreçte bu yasal düzenlemeyle birlikte gereken mekanizmalar oluşturulabilir, kurullar oluşturulabilir. Sürecin temposu bir ritme oturtulabilir ve oluşabilecek krizler, oluşabilecek birtakım sorunlara ilişkin de tedbirler alınabilir. Ona uygun hazırlıklar yapılabilir. Yani yasa Meclisten geçtikten sonra yeni bir dönem başlıyor derken, hepimiz için de yeni sorumluluklar başlıyor. Aslında yeniden başlıyor olacağız bu süreçle ilgili çabalamaya, tempomuzu arttırmaya ve gayrete.

Çokça vurguladığımız başka bir konuyla da bu basın toplantısını sonlandırmak istiyorum. Sonra sorularınıza fırsat tanıyacağım. Geçen haftaki basın toplantımızda da özellikle vurgulamıştık. Bu hemen hemen her dönemde, özellikle süreç bağlamında ve bundan öncesinde de ifade etme ihtiyacı hissettiğimiz bir konu: Dil meselesi. Dilden kastımızı da açalım. Bizi takip edenler dil meselesinin neden önemli olduğunu bilirler. Bizi takip edenler, DEM Parti gönüllüleri ve yıllardır barış, eşitlik, özgürlük, adalet mücadelesi vermiş herkes, bunun için bedel ödeyen, ödemeye devam eden herkes şunu bilir: Dil çok önemli. Dil, barışın taşıyıcı en önemli unsurlarından biri. Dil artık bir barış diline dönüşmeli. Ötekileştiren, yargılayan, sorgulayan bir dilden uzaklaşılmalı.

"Yepyeni bir döneme başlamak istiyoruz"

Kullandığımız tüm kelimeler politik. Dolayısıyla politik çağrışımları var. O yüzden ince eleyip sık dokuyoruz. O yüzden karşılıklı hassasiyetlerin özellikle altını çiziyoruz. O yüzden şu çağrıyı sürekli yineliyoruz: Biz bunu yapıyoruz, siz de yapın. Bunu yapanların sayısı çoğaldığında barışın aynı zamanda zihinsel bir tutum olduğunu, nasıl bir değişim ve dönüşüme kapı araladığını, nasıl bir değişim ve dönüşümün itekleyici gücü olduğunu hep birlikte göreceğiz.

Şunu unutmayalım: Türkiye'de 86 milyon kazanacak derken demek istediğimiz tablo aslında açıkça ortada. Bu ülkede neredeyse hanesine acı düşmemiş kimse kalmadı. Hanesinde acı ve yoksulluğun olmadığı insan kalmadı Türkiye'de. Artık bu dönemi kapatıp bunu sonlandırıp yepyeni bir döneme başlamak istiyoruz. O yepyeni dönemi de yepyeni bir dille oluşturabiliriz, kucaklayıcı, kapsayıcı bir dille. Yeniden tanımlayacağımız bazı ilişkilerin işte böyle bir yapıcı dile ihtiyacı var. Demokratik esaslara dayalı bir yasama sürecinden bahsediyoruz ve buna uygun bir kapsayıcı dil ihtiyacının da zorunlu olduğunun altını çizmem gerekiyor.

"Yasa geçici olabilir ancak etkileri kalıcı olmalı"

Son olarak, işte yasa geçici mi olacak, süreli mi olacak gibi tartışmalar var. Yasa geçici ya da süreli olabilir, mesele bu değil. Mesele bu yasanın yaratacağı etkiler. Bu yasa barışa dönük, bu yasa demokrasiye dönük, bu yasa adalete dönük kalıcı etki yaratmalı. Yasa geçici olabilir ancak etkileri kalıcı olmalı. Öyle kalıcı olmalı ki bu tarihsel ilişkiyi yeniden tanımlayabilecek gücü ortaya çıkartabilmeli.

Takvimi soracaksınız, siz sormadan ben söyleyeyim. Sizler de takip ediyorsunuz çünkü ve değerli Türkiye halkları sizler de takip ediyorsunuz. Takvimle ilgili tabii ki bu çalışmaların tamamlanmasını bekliyoruz. Henüz bu çalışmalar tamamlanmadı. Tarafların yaptığı açıklamalardan da takip ediyorsunuzdur. Takvimle ilgili de en kısa sürede Meclis Başkanlığının gerekli açıklamayı yapmasını bekliyoruz. Meclis çalışmaları 6 Ağustos'a kadar uzatıldı. Dolayısıyla önümüzdeki günler, saatler, kritik günler ve saatler. Türkiye tarihsel bir dönemden geçiyor. Bu tarihsel dönemin ruhuna uygun, yaraşır, yakışır bir yasa dönemiyle kapatmayı temenni ediyoruz DEM Parti olarak. Çalışmalarımızı da bunun için sürdürüyoruz.

Kaynak: Haber Merkezi