Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde Dünya Çiftçiler Günü programına katıldı. Burada konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Tarımsal üretim ve gıda arz güvenliği konusunda hiçbir sorunumuz yoktur. Gübrede ise artık güzlük ekilişler için hazırlıklarımızı yapıyoruz. Cennet vatanımızda şu anda 206 çeşit tarım mahsulü yetişiyor. Bunların birçoğunda kendimize yeter durumdayız" dedi.
Erdoğan'ın açıklamalarından satırbaşları şöyle:
“Değerli çiftçi kardeşlerim, kıymetli üreticilerimiz, Tarım ve Orman Bakanlığımızın kıymetli mensupları, saygıdeğer misafirler, sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Dünya Çiftçiler Günü vesilesiyle sizlerle bir arada olmaktan, sizleri milletin evinde ağırlamaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum. Cumhurbaşkanlığı Külliyemize, bu gazi mekâna hepiniz hoş geldiniz, şeref verdiniz.
“Soframıza gelen her üründe sizlerin tertemiz emeği var”
Üretim ve bereketin havasını soluduğumuz bu kıymetli buluşmada emeği geçen Tarım Bakanlığımıza yürekten teşekkürlerimi iletiyorum. Sizlerin şahsında 81 ilimizin tamamında toprağını alın teriyle sulayan, mahsulünü emeğiyle harmanlayan, üretimiyle Türkiye'nin gücüne güç, sofrasına bereket katan tüm çiftçilerimizin 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü'nü şimdiden tebrik ediyorum. Çiftçilerimizin tamamının bolluk ve bereketle dolu, verimli bir yıl geçirmesini diliyor, Rabbim emeklerinizi en güzel şekilde mükâfatlandırsın diyorum. Son olarak Gazze ve Batı Şeria başta olmak üzere gönül coğrafyamızın farklı yerlerinde bir zamanlar ekip biçtikleri toprakları gasp edilen, arazileri maalesef kanla ve kahırla sulanan tüm kardeşlerime buradan en güçlü dayanışma mesajlarımı gönderiyorum. Cenab-ı Allah o bereketli toprakların inşallah yeniden şenlendiği, ağaçların tekrar yeşerdiği, çocukların neşeyle gülüp eğlendiği o güzel günleri görmeyi hepimize nasip eylesin.
Konuşmamın başında şu hususun altını özellikle çizmek istiyorum. Bugün Türkiye'de tarım ve hayvancılık ayaktaysa, üretim ve ihracat her sene yeni rekorlar kırıyorsa bunda sizin alın teriniz var. Bugün Türkiye'de toprak ve su kaynaklarımız, ormanlarımız en verimli surette korunuyorsa bunda sizin dikkatinizin etkisi var. Soframıza gelen her üründe sizlerin hâlis niyeti, tertemiz emeği, samimi gayreti var.
“Toprak saflık ve temizlik vesilesidir”
Türkiye'de vesayet zincirleri kırıldıysa, demokrasimiz daha da güçlü bir yapıya kavuştuysa bunda sizlerin hayır duası ve desteği var. Millî Mücadele'nin zaferle taçlanmasında, 15 Temmuz ihanetinin bozguna uğratılmasında sizlerin çok büyük rolü var. 15 Temmuz gecesi traktör lastiklerini ateşe veren, sokaklara, caddelere, meydanlara akın eden, millî iradeyi canı pahasına müdafaa eden tüm çiftçilerimize bugün bir kez daha şükranlarımı sunuyorum. Allah sizlerden razı olsun. Yokluğunuzu bu ülkeye, bu millete, bu ümmete göstermesin.
Kıymetli misafirler, tarım ve toprak bizim değerler piramidimizde çok mühim bir yere sahiptir. Her şeyden önce biz, dünyayı ahiretin tarlası olarak gören bir inancın mensuplarıyız. Ekip biçtiklerimizde, yapıp ettiklerimizde bu tarlayı en güzel, en verimli şekilde sürmenin çabasındayız. Toprak bizde tıpkı su gibi azizdir. Hayattır, nimettir, berekettir. Toprak aynı zamanda saflık ve temizlik vesilesidir. Suya erişemediğimiz yerlerde toprakla teyemmüm etmemiz, içinde pek çok mananın bulunduğu bir hikmet âleminin işaretidir. Bizim için toprak yalnızca üstündeki nimetlerle değil, altında medfun olan peygamberlerle, şehitlerle, velilerle, gönül erleriyle de değerlidir.
Burada merhum Yahya Kemal'e atfedilen bir anekdotu sizlerle paylaşmak isterim. 1920'li yılların ikinci yarısıdır. Yahya Kemal, Avrupa'nın bir şehrinde büyükelçidir. Bir gün kendisine yabancı bir diplomat tarafından ülkemizin nüfusu sorulur. Yahya Kemal hiç düşünmeden 80 milyon cevabını verir. Ortamdakilerden biri, ‘Efendim, ülkenizde geçtiğimiz günlerde nüfus sayımı yapılmış. Gazetelerden okuduğumuza göre Türkiye'nin nüfusu yaklaşık 14 milyon olarak tespit edilmiş.’ der. Bunun üzerine Yahya Kemal yine hiç duraksamadan ders niteliğindeki şu cevabı verir. ‘Ben toprağın altındakileri de saydım. Zira biz onlarla birlikte yaşarız.
“Desteği 939 milyar liraya çıkardık”
Evet değerli kardeşlerim, toprak bizim için üstündekilerle birlikte altındakilerle de mübarektir. Bu anlayışla göreve geldiğimiz 2002 yılından bu yana toprağımızın ve onu alın teriyle işleyen çiftçilerimizin adeta üzerine titredik. Geçtiğimiz yıl doğrudan destek, kredi desteği, yatırım ödeneği, müdahale alımları ve ihracat destekleri dâhil toplam 706 milyar lira destek verdik. Bu yıl için bu rakamı tam 939 milyar liraya çıkardık.
Şu gerçeği artık herkes kabul ediyor. Su stresi ve iklim krizinin yanı sıra son dönemde patlak veren salgın, sıcak savaş ve çatışmalar gıda arz güvenliğinin önemini tescillemiştir. Son dönemde “gıda milliyetçiliği” denilen kavramın küresel ölçekte yaygınlık kazandığını görüyoruz. Türkiye olarak hamdolsun tüm bunlara karşı tedbirlerimizi önceden aldık. “Ambarın anahtarı kimdeyse güç ondadır.” diyerek planlamamızı bu gerçeklere göre yaptık. Bir taraftan dengeli dış politikamızla etrafımızı saran ateş çemberinden ülkemizi ve milletimizi korurken, diğer taraftan 86 milyon vatandaşımızın gıda emniyetini sorunsuz şekilde sağlamayı başardık. İran'ı ve Körfez'deki kardeş ülkeleri derinden sarsan çatışmaların tarımsal üretimimizi etkilememesi için ilk günden beri teyakkuz hâlindeyiz.
“Gübre stoklarımız yeterli seviyede”
Tarımda gübre ve gübre ham madde tedariklerini zaten yapmıştık. Gübre stoklarımız yeterli seviyededir. Ayrıca gümrük vergisinin sıfıra indirilmesinden ihracatın durdurulmasına kadar ilave bir dizi tedbiri de hayata geçirdik. Tarımsal üretim ve gıda arz güvenliği konusunda hiçbir sorunumuz yoktur. Gübrede ise artık güzlük ekilişler için hazırlıklarımızı yapıyoruz. Cennet vatanımızda şu anda 206 çeşit tarım mahsulü yetişiyor. Bunların birçoğunda kendimize yeter durumdayız.
“Sebze üretiminde dünya üçüncüsüyüz”
Bakınız şu rakamları biz değil, uluslararası kuruluşlar söylüyor. Sebze üretiminde dünyada üçüncü, meyvede dördüncüyüz. Yirmi bir bitkisel ürün mahsulünde ise ilk üçteyiz. Çiğ sütte, sığır etinde, tavuk etinde, yumurtada aynı şekilde dünyada ve Avrupa'da ilk sıralardayız. Bal üretiminde Avrupa'da lider, su ürünleri yetiştiriciliğinde ikinci sıradayız. Tohumculukta dünyada ilk 10 ülke arasındayız. Dünyanın tam 117 ülkesine tohum ihracatı gerçekleştiriyoruz.
"Sulama konusunda bir sıkıntımız bulunmuyor"
Çok şükür, bu yılın başından itibaren yağışlar iyi seyrediyor. Barajlarımız doluyor. Sulama konusunda da herhangi bir sıkıntımız bulunmuyor."



