Partisinin TBMM’de düzenlediği grup toplantısında konuşan İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Türk bayrağının Suriye sınırında indirilmesine sert tepki gösterdi.

Dervişoğlu, “Bu durumdan daha vahimi ise, o bayrağı indirenlere karşı ne yapıldığıdır? Türkiye’de devlet refleksi bu kadar mı körelmiştir? Bayrak indirene edilecek muamele nasıl unutulmuştur? Bu cüretkarlık nereye kadar gidecek, bu mevzi nereye kadar çekilecektir” ifadelerini kullandı.

“Türkiye’de hem güvenlik, hem de emniyet sorunu vardır”

Dervişoğlu’nun konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle;

Geçtiğimiz günlerde, 15 yaşındaki akranınca öldürülen, Atlas Çağlayan’dır. Evladımıza Allah’tan rahmet, ailesine, arkadaşlarına başsağlığı ve sabırlar dilerim.

AK Parti’den Türk bayrağına saldırıya tepki: ‘Güçlü karşılık verilecek’
AK Parti’den Türk bayrağına saldırıya tepki: ‘Güçlü karşılık verilecek’
İçeriği Görüntüle

Ama bu kaçıncıdır? Ve biz, daha böyle kaç cinayet haberine şahit olacağız? Daha kaç evladımızı kurban vereceğiz de, kaç Atlas, kaç Ahmet öldükten sonra, “asıl sebeplerle” açık açık yüzleşip, onlara çare üreteceğiz? Bu iki faciadan çıkan sonuç açıktır: Türkiye’de hem güvenlik, hem de emniyet sorunu vardır. Türkiye, genel bir “asayiş krizi” yaşamaktadır.

“Halkın ‘’kara gün’ için sakladığı yastık altındaki altına göz diktiler”

Şimdi daha da öteye geçiyorlar. Vatandaşın döviz almasını tamamen yasaklamayı, sadece ithalatçı ve ihracatçının dövize erişebildiği, kapalı bir sistem kurmayı hayal ediyorlar. Bu işin doğal sonucu kıtlıktır, karaborsadır, kuyruklardır. Bununla da yetinmiyorlar. Halkın ‘‘kara gün” için sakladığı yastık altındaki altına göz dikip, nakit parayla altın alımını kısıtlayarak ve yeni vergiler planlayarak, bandrol zorunluluğu getirerek, vatandaşın da, esnafın da son sığınağını elinden almak istiyorlar. Buradan iktidara sesleniyorum: Vatandaşın cüzdanına kilit vurmaya çalışmadan önce, yıllardır tutturamadığınız o hayali enflasyon hedeflerinizin hesabını verin. Her yıl yenilediğiniz, Her yıl saptırdığınız, bir türlü tutturamadığın rakamlar ortadayken; halktan kendi başarısızlığınızın bedelini ödemesini bekleyemezsiniz.

“Öcalan ile müzakere etmek kimin işine yaradı?”

Öcalan, Suriye PKK’sına da çağrı yapar zannettiler. Yapmadı, yapamadı, zaten yapamazdı. Siyasi sözcüleri de zaten çıkıp ilan etti; silah bırakma çağrısı YPG’yi kapsamıyor dedi. Anlatamadık, dinletemedik, teröristten medet ummaktan bunları vazgeçiremedik. Şimdi ortalama zekaya sahip bir insanın sorması gereken soru şudur? Eğer ülke içindeki PKK varlığını, bizim askerimiz, bizim polisimiz bitirdiyse ve Suriye’deki PKK varlığı, yine askeri güçle bastırıldıysa, Öcalan ile müzakere etmek, onu meşrulaştırmak, cumhuriyetin temel niteliklerini tartışmaya açmak, kimin işine yaradı?

Muhabir: Emre Yılmaz