DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin güncel gelişmeler ve devam eden sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sürecin en büyük başarısının can kayıplarının durması olduğunu belirten Bakırhan; şehit aileleri, gaziler, Barış Anneleri ve Cumartesi Anneleri için ortak bir acı ve barış vurgusu yaptı.

Meclis'te kabul edilen çerçeve yasanın önemine değinen Bakırhan, ilk defa bir Kürt isyanının Meclis zemininde tartışıldığını ifade etti. Yasaya yönelik yetersizlik eleştirilerine de yanıt veren Bakırhan, bu düzenlemenin doğrudan çözümün kendisi olmadığını, ancak çözüm yoluna döşenen ilk taş niteliğini taşıdığını dile getirdi.

Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Kurulu ile Takip ve Değerlendirme Kurulu'nun çalışmalarına dikkat çeken Bakırhan, Abdullah Öcalan'ın da Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Kurulu'na girmesini beklediklerini kaydetti. Kurulun ilk toplantısını yaptığı gün 'İmralı tutanakları' adı altında servis edilen metinlerin tesadüf olmadığını savunan Bakırhan, bu durumu bir "sabotaj" ve sürece yönelik operasyon olarak nitelendirdiklerini belirtti.

Stadyumlardaki olaylar ve Amedspor çağrısı

Kocaelispor ile Amedspor karşılaşmasında yaşananlara tepki gösteren Bakırhan, stadyumlardaki ırkçı hezeyanlara son verilmesi çağrısında bulundu. Amed'de oynanacak Amedspor ve Trabzonspor maçına da değinen Bakırhan, Amed halkının Trabzonspor'u konukseverlikle ve Kürt kimliğine yakışır bir biçimde karşılamasını istedi.

SDG'nin feshedilmesi ve Suriye vurgusu

Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) kendisini feshetmesine yönelik değerlendirmelerde de bulunan Bakırhan, yapılan anlaşma neticesinde Kürtlerin Kobani, Kamışlı ve Haseke başta olmak üzere tüm Suriye'nin yönetiminde ortak ve söz sahibi konuma geldiğini ifade etti. Bakırhan, tanınmaların ve özgürlüğün yolunu açan bu anlaşmayı desteklediklerini belirtti.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin İstanbul’da gerçekleşen halk buluşmasında konuştu, özetle şunları söyledi:

Son iki yıla baktığınız zaman da ne bir Türk annesinin ne de bir Kürt annesinin evladı yaşamını yitirdi. Aslında bu sürecin en başarılı noktalarından birisi de 2 yıldır kimsenin yaşamını yitirmemesidir. Birileri bunu küçümsüyor, önemli bir gelişme olarak görmüyor olabilir. Ama Diyarbakır'da ve Türkiye'nin dört bir yanında evladının taziyesini kuran ve Ankara Güven Park'ta kendisine şehit ve gazi aileleri diyen annelerin yaşadığı acıları anlamak, empati kurmak gerekiyor. Bu sürecin en büyük kazanımı budur.

Diyarbakır'da Barış Annelerini ziyaret ettik, acılarını paylaştık. İstanbul'da Cumartesi Annelerini ziyaret ettik, onların tuttuğu yası paylaştık. Onların evlatlarının, kardeşlerinin, babalarının bulunması için de bu süreç engel değil, aksine bir fırsattır. İnşallah onların da bulunması için elimizden geleni yapacağız.

"Barış Annelerinin olduğu gibi izin çocuklarınızın acısı da yüreğimizde"

Şehit ve gazi ailelerine de sesleniyorum: Sizin de acınız kıymetlidir, değerlidir. Barış Annelerinin olduğu gibi, Cumartesi Annelerinin olduğu gibi sizin çocuklarınızın da acısı yüreğimizdedir. İnşallah bu acıların yaşanmaması için Barış Annelerine de şehit ailelerine de Cumartesi Annelerine de sözümüz olsun, bir daha bu ülkede kimse evlat acısı yaşamasın diyoruz. Çağrı yapıyorum; şehit ve gazi ailelerine diyorum ki ya siz de Cumartesi Anneleri ve Barış Anneleri gibi gelin ya da biz size gelelim, sizi dinleyelim. Eleştirilerinizi, önerilerinizi bize anlatın. Bu süreç tam da çocukların cenazesinin gelmemesi sürecidir. Dolayısıyla bu süreci en iyi anlayacak olanlar Cumartesi Anneleri, Barış Anneleri, şehit ve gazi aileleridir. En çok da onlar bu süreci sahiplenmelidir. Evlat acısı çekmeyenler rahat konuşur, bol bol konuşur. Ama bir de evlat acısı yaşayan bu annelere bu süreci sormak gerekiyor. Onun için çağrımdır. Bütün anneler bu sürece sahip çıkmalıdır. Sadece Kürt anneler değil, Türkiye'deki bütün anneler bu sürece sahip çıkmalıdır.

"Süreçle birlikte ilk defa bir Kürt isyanı Meclis zemininde tartışılıyor"

Sayın Bahçeli'nin elimizi sıkmasıyla başlayan, Sayın Öcalan'ın 27 Şubat çağrısı ve PKK'yi fesheden çağrısı, aynı zamanda örgütün Süleymaniye'de silahlarını yakmasıyla beraber devam eden iki yıllık bir süreç yaşadık. Bazen hop oturup hop kalktık, bazen tereddütle yaklaştık. Bazen de bu süreç Türkiye'ye, Kürt'e, emekçiye, yoksula, evladı içeride olana, evladını yitirmiş annelerimize ne getirecek sorularıyla karşı karşıya kaldık. Meclis zemininde bir yasa kabul edildi. Bu yasa çok kıymetlidir. Sayın Öcalan'ın da dediği gibi, bugüne kadar inkârdan dolayı hakkını arayan bütün Kürtlerin sonu idam sehpalarıydı. İlk defa bir Kürt isyanı Meclis zemininde tartışılıyor. Meclis zemininde bir komisyon kuruldu ve bir yasa çıktı. Bu çok değerli ve kıymetlidir. Hiç kimse bu adımın küçük bir adım olduğunu düşünmesin.

"Çerçeve yasa, Kürt meselesini şiddet ve inkar zemininden hukuk ve siyaset zeminine çeken bir yasadır"

Bu yasa Kürt meselesinin bütünüyle çözüldüğü bir yasa değil. Bu yasa Kürt meselesini şiddet ve inkar zemininden hukuk ve siyaset zeminine çeken bir yasadır.

Bu yasayla birlikte ne olacak biliyor musunuz? Dağdaki çocuklarınızın, cezaevindeki Figen Yüksekdağların, Selahattin Demirtaşların, Nazmi Gürlerin, Ayşe Gökkanların, Leyla Güvenlerin ve 4000'e yakın tutsak arkadaşımızın bizimle beraber demokratik zeminde siyaset yapmasını sağlayacak. Bu yasayla birlikte sürgündeki Hatip Dicleler, Remzi Kartallar, Nursel Aydoğanlar, Fatma Kurtulanlar ve Mahmur gibi yerlerde yaşayan on binlerce insanımız ülkesine, yurduna dönecek. Bizimle birlikte siyaset yapmak için dönecekler. Bütün meselelerimiz bu yasayla çözülecek mi? Hayır. En başta bu yasa için ne söylendi? Şiddeti durduracak, meseleyi siyasi ve hukuki zeminde tartışacak bir yasadır.Tam da o içeriğe uygun bir yasa çıktı.

Bu yasayı küçümseyenlere; dil yok, kimlik yok, kayyımlar devam ediyor diyen kardeşlerime sesleniyorum: Bu yasa o yasa değil. Ama sizin dediğiniz talepleri karşılayacak yasalar da çıkacak. O yasaları da beraber göreceğiz. İnşallah bir gün burada dilin özgür olduğu, yerel demokrasinin olduğu, Kürtlerin düşüncelerini özgürce dile getirdiği, kimsenin düşünce ve söylemlerinden dolayı cezaevine girmediği, ekonomik adaletin sağlandığı yasaları ve gündemleri de birlikte konuşacağız. Ama o şimdi değil, o bugün değil. O, bu yasayla beraber yarın hep birlikte mücadelesini vereceğimiz bir gündemimizdir.

"Yasayla Kürt meselesi ilk defa Meclis zemininde karşılığını bulmuştur"

Bugüne kadar hiç duydunuz mu Meclis zemininde Kürt meselesinin tartışıldığını, konuşulduğunu, çözüm için kurullar oluşturulduğunu? O açıdan bu mesele önemlidir. Kürt meselesi ilk defa Meclis zemininde karşılığını bulmuştur. Kürt meselesi ilk defa Meclis zemininde kabul edilmiştir. Bu yasa Kürt meselesinin varlığını kabul eden ama bugün çözümünü tartışmasa da bu ilk aşamadan sonra Kürt meselesinin çözümünü de tartışacak bir yasadır. T

"Bu yasa çözümün kendisi değildir, çözümün önündeki ilk adımdır"

Bu yasa çözümün kendisi değildir, çözümün önündeki ilk adımdır. Çözüm yoluna döşenen ilk taştır. Demek ki bu yasa tek başına Kürt meselesinin çözümü değil, tek başına bütün meselelerimizi çözen bir yasa değil. Ama bu yasa bir ilktir, bir son değil. Bu yasa bir başlangıçtır.

"Beklentimiz Öcalan'ın Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Kuruluna girmesi"

Geçen gün Takip ve Değerlendirme Kurulu kuruldu. Bu kurul ne yapacak? Sadece silahların bırakılmasını denetlemeyecek; bu meselenin çözülmesi için de bir takip ve denetleme kurulu olacak. Yine alt komisyonların kurulması kararı verildi. Bu alt komisyonlardan biri de Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Kuruludur. Beklentimiz odur ki Sayın Öcalan da Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Kuruluna girecektir.

Takip ve Değerlendirme Komisyonu Kürtlerin bu taleplerini dikkate alarak Sayın Öcalan'ın Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Kurulunda yer almasını sağlamalıdır. Niye? Çünkü Sayın Öcalan'ın önemi sadece silahsızlanma açısından değildir; kendisi Türk-Kürt ilişkilerini demokratik zemine çekerek güçlü bir birlikteliği sağlayacak bir birikime ve inanca sahiptir. Sayın Öcalan'ın emeği, katkısı, cesareti olmasaydı belki bugün başka bir şey konuşuyor olacaktık. Sayın Öcalan; Türk-Kürt ilişkilerinin yeniden güncellenerek Türklerin, Kürtlerin ve bu ülkede yaşayan diğer milliyetlerden ve inançlardan olan halkımızın demokratik bir zeminde yaşamasını sağlayacak bir iradeye, birikime, perspektife sahip olduğu için de önemlidir.

Türkiye siyasetinde büyük bir iz bırakacak olan kongreyi 6 Eylül'den sonra örgütleyeceğiz

DEM Parti 6 Eylül'de kongresini yapıyor. Aslında kongre biraz uzadı. Sebebi neydi biliyor musunuz? Biz dedik ki bu yasa erken çıkar ve başta Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş olmak üzere cezaevindeki 4000 arkadaşımız, sürgündeki siyasetçilerimiz, yoldaşlarımız döner de büyük ve güçlü bir kongre yaparız. Ama yasa gecikti. Bizim de kongremizi yasal olarak yapmamız gerekiyordu. Onun için kongremizi yapacağız ama bu sıradan bir kongre değil. Bu kongre, büyük dönüşüm kongresinin hazırlığını yapacak. Türklerin, Kürtlerin, emekçilerin, yoksulların, kadınların, sosyalistlerin, Alevilerin daha fazla katıldığı; Türkiye'yi yönetme iddiası olan programıyla, tüzüğüyle, sözüyle, kadrolarıyla birlikte siyasette büyük bir iz bırakacak bir kongreyi inşallah hep birlikte 6 Eylül'den sonra örgütleyeceğiz.

"Takip ve Değerlendirme Kurulunun toplandığı gün bazı metinler servis edildi, tesadüf değil"

Şimdi çerçeve yasa Meclis'ten geçti, tabii bu bazılarını çok rahatsız etti. Birileri istiyor ki Kürt çocukları hep savaş için yaşamını yitirsin. Onlar da konforlu alanlarından bunun üzerinden siyaset yapsın. Öyle bir dünya yok artık. Kürt 100 yıldır bedel ödüyor, son 40 yılda da on binlerce evladını yitirdi. Binlerce köy yandı. Şimdi Kürt barışa razı ama elini sıcak sudan soğuk suya koymamış birileri de rahatsız. Ya birileri çıkıp da “Kardeşim, mücadele eden, bedel ödeyen, emek veren, ciğerini kaybeden, büyüdüğü toprakları terk eden Kürt barıştan razı da sen neden razı değilsin?” sorusunu sormaz mı? Sürecin kritik bir eşiğindeyiz. Hepimiz çok dikkatli olmak zorundayız.

Tam bugünlerde kurgulanmış bazı metinler kamuoyunun önüne düştü. Belki okudunuz. İçeriğine girmeye gerek yok. Takip ve Değerlendirme Kurulunun toplandığı gün piyasaya bazı metinler servis edildi. Bu bir tesadüf mü? Tesadüf değil.

Süleymancılara yönelik operasyonda kritik gözaltı!
Süleymancılara yönelik operasyonda kritik gözaltı!
İçeriği Görüntüle

"Öcalan şahsında bu sürece bir operasyon çekiliyor, bu sabotajdır"

Peki, bu nedir? Vallahi bu bir sabotajdır. Bu Kürt'ün “Ben barışmak istiyorum” dediği bir sürecin karşısına başka bir şey koymaktır. Sayın Öcalan şahsında bu sürece bir operasyon çekiliyor. Biz bu operasyonu kabul etmiyoruz. Herkesi de uyarıyoruz. Lütfen operasyonlara alet olmayın. İmralı'da yapılan görüşmelerde tek bir muhatap var. Kimdir muhatabımız? DEM Parti İmralı Heyetidir. Kardeşim bir metin yayınlıyorsun. İmralı'ya gidip gelen DEM Parti Heyetine sorsana bu metin doğru mudur diye? Dolayısıyla bizim tek muhatabımız Pervin Buldan, Mithat Sancar, Özgür Erol’dur. Onlar bu servis edilen metni kabul ettiler mi, etmediler mi? Etmediler, bir bilgileri yok. Sayın Öcalan ve heyetimizin doğrulamadığı hiçbir metne kimse inanmasın. Çünkü muhatap onlardır.

Bu sabotajı yapanlar çok iyi bilsin ki evladını yitiren Barış Anneleri, Cumartesi Anneleri, zindanda çocukları yatan fedakar ailelerimiz asla bu sabotajlara izin vermeyecektir. Sürecin başarıya ulaşması için bu sabotajlar karşısında süreci sahiplenerek yürümeye devam edeceğiz. Bu sabotajlar bizi asla bir milim yolumuzdan şaşırtmayacak. Bu sabotajı yapanları da kınıyorum.

Stadyumlardaki ırkçı hezeyanlar tesadüf değil

Her ne hikmetse son günlerde gene Kürtlere dönük saldırılar başladı. İşte kimi kentlerde bazı şeyler bahane edilerek toplum linç edilmeye çalışılıyor. Özellikle tribünlerde ırkçı, milliyetçi bir dalga yükseliyor. Bir tesadüf değil. Sarı torbaları gösteriyorlar. Barışı konuştuğumuz, gençlerimizin yaşamını yitirmediği bir dönemde stadyumlarda bölge takımlarının yaptığı maçlarda sarı torbalar gösteriliyor. Açık söylüyorum: Bir tarafın acısı üzerinden tepinen organize gösterilere asla göz yummayacağız, göz yumulmamalıdır. Bölge takımları ırkçı hezeyanlarla karşılanıyor. Buradan kulüplere ve Türkiye Futbol Federasyonuna çağrı yapıyorum: Bu sessizlik niye? Stadyumlar maç yapmak için vardır; bir halkı aşağılamak, bir halka ölümü göstermek, sarı torbaları göstermek için değil. Herkes haddini bilsin.

"Trabzonspor'u Kürt’e yakışan bir ev sahipliğiyle Amed halkımız karşılasın"

Stadyumlardaki ırkçı hezeyanlara lütfen bir an önce son verilsin. Buradan Amedspor'a, Amed’deki onurlu halkımıza da bir çağrı yapmak istiyorum: Hafta sonu Amedspor ve Trabzonspor karşılaşması oynanacak Amed’de. Trabzonspor'u Kürt’e yakışan bir ev sahipliğiyle Amed halkımız karşılasın. Bu ırkçı hezeyanlara karşı onurlu bir duruş ortaya koysun. Amedspor ile Trabzonspor da sahada duruşuyla, yaklaşımıyla bu bozgunculara bir cevap versin.

Rojava'da tanınmanın ve özgürlüğün yolunu açan anlaşmayı destekliyoruz

Dün önemli bir adım atıldı. Şam yönetimi ile Rojava yönetimi arasında bir anlaşma imzalandı. Kürtler yok sayılmaya rağmen Rojava'da çok büyük bir mücadele örneği ortaya koydular. 10 yıl önce Suriye'de Kürtlerin kimliği yoktu. Buradaki vatandaşlarımız çok iyi biliyor. Şimdi Kürtler Suriye'nin geleceğinde kritik bir role ve öneme sahiptir. Bu anlaşma da onu kanıtladı. Yapılan anlaşmayla Kürtler sadece Kobanî'de, Kamışlı'da, Haseke'de değil; bütün Suriye'nin yönetiminde artık söz sahibidir, ortaktır. Bu çok önemlidir. Tanınmaların ve özgürlüğün yolunu açan bu anlaşmayı destekliyoruz. Bu tanınma ve özgürlük konusunda bundan sonra atılacak adımların da çoğalmasını, büyümesini İstanbul'dan İstanbullu kardeşlerimizle birlikte haykırıyoruz. Bu anlaşma başta Kürtler, Dürziler, Aleviler, Araplar olmak üzere Suriye'de yaşayan bütün halklara inşallah hayırlı olsun. Bir daha savaş ve çatışma olmasın. Kürtler kendi anadilleriyle eğitim görsün, eşit yurttaşlar olsun. Kürt halkının tanındığı her anlaşma büyük acılar ve bedellerle oldu. Rojava'daki bu anlaşma kolay olmadı. Siirtli, Amedli, Batmanlı gençler gidip Rojava halkıyla dayanıştılar, mücadele ettiler, yaşamlarını yitirdiler. Rojava'daki halkımızı bugüne getiren, bedel ödeyen, aramızda olmayan gençlerimizi de saygı ve minnetle anıyorum.

Kaynak: Haber Merkezi