Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Parti Meclisi imzasıyla yayımladığı açıklamada, hem Türkiye’de devam eden sürece hem de Suriye’nin Halep kentinde yaşanan gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Açıklamada, barışın ilerlemesi için yasal düzenlemelerin zorunlu olduğu vurgulandı.

Tom Barrack'tan Yaşar Güler'e kritik ziyaret
Tom Barrack'tan Yaşar Güler'e kritik ziyaret
İçeriği Görüntüle

DEM Parti Parti Meclisi açıklamasında, “Barış soyut beyanlarla kurulamaz” ifadesine yer verilerek, sürecin somut ve hukuki adımlarla desteklenmesi gerektiği belirtildi. Açıklamada, Türkiye’de 1 Ekim 2024’te başlayan sürecin, eski çatışma rejiminin tamamen geri dönmediği ancak barışın da kendiliğinden ilerlemediği kırılgan bir aşamada olduğu değerlendirmesi yapıldı.

Açıklamada ayrıca, sürecin gerçek bir müzakereye dönüşebilmesi için Abdullah Öcalan’ın bu yönde fiziki ve siyasal koşullara sahip olması gerektiği savunuldu. Mevcut durumun gerilimli ve mücadeleye açık bir süreç olduğu ifade edildi.

Suriye’nin Halep kentindeki gelişmelere de değinilen açıklamada, Kürt mahallelerinin HTŞ ve selefi-cihatçı gruplar tarafından hedef alındığı belirtilerek, bu saldırıların barışın önünü tıkayan ve birlikte yaşam ihtimalini zayıflatan sistematik girişimler olduğu kaydedildi.

Türkiye hükümetinin HTŞ’ye verdiği destek eleştirilirken, bu yaklaşımın yalnızca Kürt halkını değil, Suriye’nin ortak geleceğini ve çok kimlikli toplumsal yapısını da hedef aldığı ifade edildi. Açıklamada, Türkiye’nin barışı önceleyen ve halkların eşitliğini esas alan bir rol üstlenmesinin tarihsel bir sorumluluk olduğu vurgulandı.

DEM Parti, Suriye’de tekçi ve selefi bir anlayışın dayatılmasının kabul edilemez olduğunu belirterek, hem iç politikada hem de bölgesel gelişmelerde barışı esas alan politikaların hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.

Açıklamanın devamında iktidara somut adım atılması çağrısı yapıldı ve talepler sıralandı:

"Barış süreci, soyut beyanlarla ya da dar müzakere başlıklarıyla sınırlanamaz. Bu noktada siyasal iktidara açık ve bağlayıcı bir çağrıda bulunuyoruz: Barışın gereği artık sözle değil, somut ve geri dönülmez adımlarla yerine getirilmelidir. Gerekli yasal düzenlemeler yapılmalı, demokratik siyasetin önündeki engeller kaldırılmalı; infaz rejiminden ifade özgürlüğüne, siyasal katılımdan yerel demokrasiye kadar çözümün altyapısını oluşturacak düzenlemeler gecikmeksizin hayata geçirilmelidir. Barış ertelenerek değil, siyasal cesaret ve tarihsel sorumlulukla kurulur. Aynı şekilde barış dış gelişmelere, bölgesel ajandalara ya da zamana yayılmış belirsizliklere havale edilemez; halkların geleceği, büyük güçlerin stratejik hesaplarına teslim edilemez. Barış, dış konjonktürün rehini değildir; bu toplumun ortak iradesiyle kurulacak tarihsel bir zorunluluktur."

Kaynak: Haber Merkezi