Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, en düşük emekli maaşını ele aldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, en düşük emekli aylığını 20 bin liraya yükseltecek teklifin Meclis’te görüşüldüğüne işaret ederek, “İnşallah teklifimizin bir an evvel yasalaşacağına inanıyorum. Teklifin yürürlüğe girmesiyle birlikte geçen ay 16 bin 881 lira olan en düşük emekli aylığı 20 bin liraya yükselmiş olacak” dedi.

Konuşmasında CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in emekli aylığına yönelik eleştirilere de yanıt veren Erdoğan’ın açıklamalarından satırbaşları şöyle:

"AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak bizi buraya hak ve hukukunu savunmamız için gönderen aziz milletimizin emanetine sıkı sıkıya sahip çıkıyoruz. Muhalefetin tüm uzlaşmaz, hukuk tanımaz, Meclis iç tüzüğüyle bağdaşmayan tavırlarına rağmen sabırlı ve sağduyulu bir şekilde hareket ediyoruz. CHP, jet sosyetesinin ne millet, ne devlet ne de emeklilerimizle ilgili bir derdi olmadığını hepimiz çok iyi biliyoruz. Bu gerçeği bizim gibi milletimiz de biliyor. Kendi personeli grev yaparken tropikal adalarda keyif çatanların, belediyeleri iflasa sürükleyenlerin, şov peşinde koştuklarını benim milletim, benim emeklim gayet iyi biliyor. Aynı şekilde milletimiz bizim samimiyetimizi, bizim kendisi için elimizden geleni yaptığımızı da gayet iyi biliyor.

Malum en düşük emekli aylığını 20 bin liraya çıkartan kanun teklifimizin genel kurul görüşmeleri başladı. İnşallah teklifimizin bir an evvel yasalaşacağına inanıyorum. Teklifin yürürlüğe girmesiyle birlikte geçen ay 16 bin 881 lira olan en düşük emekli aylığı 20 bin liraya yükselmiş olacak. Bu rakam göreve geldiğimizde neydi biliyor musunuz? Sadece 66 liraydı. Dolar bazında söyleyecek olursak yalnızca 40 dolara tekabül ediyordu. Yeni düzenleme sonrasında en düşük emekli aylığı 480 dolara çıkmış olacak. Yine kasım 2002'de asgari ücret 184 liraydı, yani en düşük emekli aylığı alan bir vatandaşımız asgari ücretin sadece 3'te 1'i kadar aylık alabiliyordu. Bugün en düşük emekli aylığı asgari ücretin yüzde 70'ini aşmıştır.

“SDG, belirlenen takvim içerisinde olumlu hiçbir adım atmadı”

Aziz milletim, kıymetli yol arkadaşlarım; komşumuz Suriye, 8 Aralık devriminin ardından ülkede birliği sağlamak adına yoğun bir mücadele veriyor. Suriye’nin kuzeyi ve doğusundaki toprakları işgal eden, adına SDG denilen yapı ile biliyorsunuz geçtiğimiz yıl 10 Mart’ta bir mutabakat imzalandı. Bu mutabakata göre SDG silahlarını bırakacak ve işgal ettiği yerleri Suriye hükümetine teslim edecek, böylece ülkenin birliği ve bütünlüğü temin edilmiş olacaktır. Ancak SDG, bu entegrasyon için belirlenen takvim içerisinde olumlu hiçbir adım atmadı. SDG adlı yapı, 10 Mart mutabakatına uymadığı gibi işgal ettiği topraklarda sivillere baskı yapmayı, bu topraklar dışında da sivil ve askerî hedeflere saldırmayı sürdürdü. Mutabakatın uygulanmasına yönelik Aralık ayında SDG yöneticileri ile Şam hükümeti arasında yapılan müzakereler maalesef olumsuz sonuçlandı.

Açık konuşmak gerekirse, SDG denilen yapının uzlaşmaz, ayak süreyen, sürekli el yükselten ve zamana oynayan tutumu bu tabloyu ortaya çıkarmıştır. Biz bu süreçte ilgili kurumlarımız vasıtasıyla tüm taraflara gerekli telkinlerde bulunduk; düğümün çözülmesi, krizin sıcak çatışmaya dönüşmemesi için her türlü gayreti gösterdik. Başka aktörler de devreye girdi, 10 Mart mutabakatının uygulanması için gerekli tavsiyeleri yaptı; ancak SDG denilen yapının maksimalist tavrında herhangi bir değişiklik olmadı.

Erdoğan’dan Türk bayrağının indirilmesine tepki

Değerli arkadaşlar, bu arka plan temelinde Suriye ordusu, Ocak ayının ikinci haftasında güvenlik kuvvetlerine yönelik saldırıların ardından son derece haklı ve meşru biçimde önce Halep içindeki mahallelere, ardından Fırat’ın batısındaki topraklara operasyonlar düzenledi. Son bir hafta içinde de Halep’teki mahallelerin yanı sıra Fırat’ın doğusundaki topraklar Suriye ordusu tarafından illegal silahlı unsurlardan temizlendi. Öncelikle şunu bir kez daha hatırlatmak isterim: Türkiye olarak en başından itibaren toprak bütünlüğü korunmuş, siyasi birliği haiz tek bir Suriye devletinin varlığını en güçlü şekilde savunduk; Türkiye’nin güney sınırlarında ülkemizin güvenliğine tehdit oluşturacak ayrılıkçı bir yapıya rıza göstermeyeceğimizi de defalarca ilan ettik. Suriye devletinin ve Suriye ordusunun, tüm etnik kökenlerin, inançların ve mezheplerin yan yana yaşadığı birleşik, tek ve bağımsız bir Suriye inşa etme mücadelesini, komşuları ve kardeşleri olarak yürekten destekliyoruz.

Terör örgütünün sıkıştığı bölgelerde varlığını devam ettirebilmesi zaten mümkün değildir. Bu aşamadan sonra provokasyonlara başvurmanın intihar anlamına geleceği çok çok açıktır. Terör örgütünün zorla silah altına aldığı çocuk yaştaki militanlarıyla, baskı ve şiddet uygulayarak sahaya sürdüğü sivil insanlarla, dün Nusaybin-Kamışlı sınırında yaptığı gibi şanlı bayrağımıza alçakça saldırmak suretiyle burada bir netice alma imkânı kalmamıştır.

“Bayrağımıza uzanan o kirli elleri bulacağız”

Dün varılan anlaşmaya riayet ederek silahları bırakmak ve meseleyi suhuletle çözmek yegâne çıkış yoludur. Burada şunun da bilinmesinde fayda görüyorum: Bayrağımıza uzanan o kirli elleri muhakkak bulacak, bunun hesabını o hainlerden mutlaka soracağız. Değerli kardeşlerim, Millî Savunma ve Adalet Bakanlıklarımız gerekli tahkikatları başlatmıştır; soruşturmalar neticesinde ihmali veya kusuru olan kim varsa onlarla ilgili gereken yapılacaktır.

“Suriye’deki Kürtler bizim öz be öz kardeşlerimizdir”

Değerli milletvekili arkadaşlarım, Suriye sahasında yaşanan tüm bu gelişmeleri çok yakından takip ettik ve ediyoruz. Türkiye’ye yönelik mevcut risklerin bertaraf edilmesi, yeni tehditlerin engellenmesi, Suriye’de barışın ve istikrarın süratle sağlanması için hassas bir süreç yürütüyoruz. Şunu da özellikle ifade etmek isterim: Suriye’deki Kürtler bizim öz be öz kardeşlerimizdir. Suriye’deki Kürt kardeşlerimizin önceki zalim rejim altında ne tür baskılara maruz kaldığını kardeşleri olarak en iyi biz biliyoruz.

Kendilerine kimlik dahi verilmiyordu; ana dilleriyle konuşmalarına, kültür ve geleneklerini yaşatmalarına müsaade edilmiyordu. Bu kardeşiniz başbakanken, 2008 yılından itibaren yaptığım tüm görüşmelerde bu adaletsizlikleri dile getirdim. Suriye’deki Kürt kardeşlerimizin haklarını ısrarlı şekilde gündeme taşıdık. Kürtlere temel haklarının teslim edilmesi gerektiğini her fırsatta vurguladık. Kimse bunları ağzına dahi almazken, Suriye’deki Kürtlerin haklarını kimse konuşmazken, biz bunları açık açık muhataplarımıza ifade ettik, görünenden, bilinenden çok daha fazlasını yaptık. Eski rejimle ipler kopmadan önce gerçekleştirilen tüm görüşmelerde Suriyeli Kürt kardeşlerimizin hakları, gündemimizin hep ilk sırasında olmaya devam etti. Yani biz bu meseleye asla çıkar odaklı değil, her zaman insani bir pencereden baktık. Kardeşlik zaviyesinden baktık. İlk günden beri biz Suriye’ye hep bu nazarla yaklaştık; Suriye halkının haklı mücadelesinin yanında olduk, en zor günlerinde Suriyeli kardeşlerimize kucak açtık, ensar bilinciyle Suriyeli muhacirlere kol kanat gerdik.

“Suriye’deki Kürt çocukları ölüme gönderildiler”

Değerli arkadaşlar, çok değerli milletvekillerimiz; Suriye’de 2011 yılında iç savaşın başlamasının ardından Kürt kardeşlerimiz bu sefer de terör örgütünün baskısına maruz kaldılar. Suriye’deki Kürt çocukları ve Kürt gençleri, terör örgütünün heva ve hevesi uğruna çatışmalara sürüklendi, ellerine silah tutuşturulup ölüme gönderildiler ve canlarını yitirdiler. Kürt halkına, inançlarına, örf, adet ve geleneklerine uymayan bir yaşam tarzı dayatıldı. Yine bu süreçte DEAŞ’lı caniler, Suriye muhalefetinin yanı sıra Kürt kardeşlerimizi de hedef aldı, onları da katletti. Şurası da önemlidir ki yeni Suriye hükümeti, devrimden sonra ülkedeki diğer tüm dinî ve etnik gruplar gibi Suriyeli Kürtlere de kucak açmış, samimi bir entegrasyon için çok yapıcı davranmıştır. Suriye Devlet Başkanı Sayın Ahmet Şara, yayımladığı kararnamelerle Suriye’deki Kürtlerin var olma haklarını, dil ve kültürlerini yaşatma haklarını ve Suriye yönetimine katılma haklarını teslim etmiştir.

16 Ocak’ta açıklanan deklarasyon, Suriye’deki Kürt kardeşlerimizin Suriye Devleti’ne eşit ve adil katılımını esas alan, tarihî nitelikte bir irade beyanıdır. Bütün bu olumlu adımlara ve yaklaşımlara rağmen terör örgütü, Kürtlerin refahı ve huzuru yerine maalesef kanı, çatışmayı, ölmeyi ve öldürmeyi tercih etmiştir; masum Kürt çocuklarının kanı üzerinden kendi ikbalini korumaya yönelik çıkar odaklı bir istikameti seçmiştir.

Arıkan: En düşük emekli aylığı asgari ücret seviyesine yükseltilmeli
Arıkan: En düşük emekli aylığı asgari ücret seviyesine yükseltilmeli
İçeriği Görüntüle

“Bizim hiçbir ülkenin topraklarında gözümüz yok”

Bakın, biz her zaman şunu ifade ettik: Bizim hiçbir ülkenin topraklarında gözümüz yok, hiçbir ülkenin iç işlerine karışmayız; ama ülkemizin çıkarlarına halel gelmesine de izin vermeyiz. İlk günden beri her türlü riski gözeterek Millî İstihbarat Teşkilatımızla, Dışişleri Bakanlığımızla, Türk Silahlı Kuvvetlerimizle ve ilgili tüm kurumlarımızla teyakkuz ve hassasiyet içinde gelişmeleri anbean izliyoruz. Dün Amerikan Başkanı Sayın Trump’la bu meseleleri ele aldığımız verimli bir telefon görüşmesini gerçekleştirdik; DAEŞ’le ortak mücadele dâhil, Suriye’nin güvenliğine katkı yapacak birçok kritik konuyu kendisiyle istişare ettik. İnşallah dünkü anlaşmanın uygulanmasıyla en kısa süre zarfında örgütün kontrolü altındaki diğer topraklar ve orada yaşayan siviller de özgürlüklerine kavuşur; bütüncül bir Suriye, herkesin kendini güvende hissettiği bir Suriye böylece inşa edilmiş olur. Kardeşlerim, Suriye’nin tarımlı, verimli arazileri var; suyu var, petrolü var; çalışkan, azimli, dürüst, Türkiye’yi ve Türk milletini candan seven kardeş bir halkı var.”

Kaynak: Haber Merkezi