İktidarın 'Terörsüz Türkiye' olarak adlandırdığı sürecinin hukuki altyapısını oluşturması amacıyla hazırlanan 12 maddelik "Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi" bugün TBMM Genel Kurulu'nda görüşülüyor. Adalet Komisyonu'ndaki yaklaşık 18 saatlik görüşmelerin ardından kabul edilen teklifin Genel Kurul'da yasalaşması bekleniyor.
MHP'nin TBMM Başkanvekili Celal Adan'ın başkanlık ettiği Genel Kurul görüşmelerinde, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ve İyi Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu teklif üzerine kürsüde söz alacak. MHP lideri Devlet Bahçeli de görüşmeleri izlemek üzere Genel Kurul'a katıldı. AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, CHP Grup Başkanı Faik Öztrak, Yeni Yol Partisi Grup Başkanvekili Selçuk Özdağ da oturum öncesinde Bahçeli'nin yanına giderek tokalaştı, Dervişoğlu ile selamlaşmadı. İYİ Parti milletvekilleri Türk bayraklı atkı takarak oturuma katıldı, sıralarına Türk bayrağı koydu. Daha önce "Siyasi yaklaşımımızda bir değişiklik yok" diyen Özgür Özel liderliğindeki Yeni Parti ise Genel Kurul görüşmelerinden hemen önce, yasaya ilişkin oylama tutumun görüşüldüğü grup toplantısı gerçekleştirdi. Özel, Yeni Parti'nin kararını Genel Kurul'da açıklayacak.
İYİ Partili Çömez: Buna kim destek verdiyse tarihin kara sayfalarında yerini alacaktır
İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, Çerçeve Yasa ve sürece yönelik sert eleştirilerde bulundu. Çömez, konuşmasında günün Sevr Anlaşması’nın yıl dönümü olmasına da dikkat çekti.
Çömez şunları söyledi:
“Terörsüz Türkiye güzel bir ifadedir; ancak Türkiye aynı zamanda teröristsiz, ihanetsiz ve hainsiz olmalıdır; teröre destek olan, terörden medet uman ve terörle arasına mesafe koyamayan tüm yapı ve anlayışları Gazi Meclis çatısı altında kınıyorum. Barış kavramı ancak devletler arasında savaş sonrası imzalanan bir hukuktur, fakat bu kavram yıllardır ihanetin üzerini örtmek için istismar ediliyor; barış kavramı arkasına saklanıp hain emellerini hayata geçirmek isteyenleri lanetliyorum.
İYİ Parti olarak bu ülkede herkesin refah ve huzur içinde yaşayacağı bir atmosfer için çalışmaya devam edeceğiz. AK Parti'nin 24 yıllık iktidarı başında terör sıfır noktasındayken bugün terörle pazarlık noktasına gelinmesinin sebebi nedir? 2014 yılında çıkan yetki yasasını neden kullanmadınız ve terörü neden bu noktaya getirdiniz? İçişleri Bakanınız dağlarda bir tek terörist kalmayacağını, sadece 86 teröristin kaldığını söylerken ve Murat Karayılan'ı bin parçaya bölme sözü verirken bugün nasıl aynı masada pazarlık yapar hale geldiniz? Sayın Erdoğan'ın PKK'nın eylem yapamaz hale geldiğini söylemesinin üzerinden iki yıl geçmişken, sizi Kandil baronlarıyla ve İmralı'daki cani başıyla pazarlık masasına oturtan nedir?
Kayıtsız şartsız silah bırakacaklar diyerek sergilediğiniz tiyatronun ardından bu alçaklar Sevr'i geri getireceklerini ve Türkiye Cumhuriyeti'ni ortadan kaldıracaklarını söyleyerek size meydan okudular. Teröristlerin affedileceği bu yasa teklifini Sevr'in imzalandığı güne ve Meclis'in canlı yayının olmadığı pazartesi gününe getirmeniz bir utanç vesikasıdır. Niye utanıyor ve korkuyorsunuz? Aziz Türk milleti kimin neyi ne amaçla yaptığını görüyor; günü geldiğinde hem sandıkta hesap soracak hem de bu ihanet projesine destek verenleri tarihin kara sayfalarına gömecektir.”
CHP’li Türeli: Meseleyi bir devlet politikası olarak değerlendiriyoruz
CHP’nin Grup Başkanvekili Rahmi Aşkın Türeli, Genel Kurul’da partisinin görüşünü açıkladı. Türeli şunları söyledi:
“Sayın Başkan, değerli milletvekilleri. Öncelikle belirtmeliyim ki Cumhuriyet Halk Partisi Kürt sorununun çözülmesi için öncülük yapan bir siyasi partidir. O zamanki adıyla Sosyal Demokrat Halkçı Parti tarafından 1989 yılında kapsamlı bir rapor, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Raporu, aynı zamanda Kürt Raporu olarak bir rapor hazırladık. Bu kapsamlı raporda sorunun tüm boyutlarıyla ele alarak Kürt realitesinin kabul edilmesi, ana dil yasaklarının kaldırılması, demokratikleşmenin sağlanması ve Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde ve tüm ülkede ekonomik ve toplumsal sorunları çözecek bir kalkınma hamlesinin başlatılmasını önerdik. Ne yazık ki o dönemde bu sorun çözülmedi.
Cumhuriyet Halk Partisi olarak silahı, şiddeti ve terörü bitirecek; demokratikleşmeyi tüm kurum ve kurallarıyla tesis edecek, üniter devlet yapısını güçlendirecek, hukuk devletini kuracak ve toplumsal barışı sağlayacak çözüm önerilerini her zaman ortaya koyduk. Bu yoldaki çabaları destekledik ve hepsinden önemlisi çözümün adresi Türkiye Büyük Millet Meclisi olmalı dedik. Eğer bu sorun şimdiye kadar çözülemediyse bunun nedeni sürecin açık ve şeffaf bir biçimde yürütülmemiş olması ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin bu sürecin dışında kalmış olmasıdır. Bugün bu amaçla kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonuna Cumhuriyet Halk Partisi olarak üye verdik ve çalışmalara katkıda bulunduk.
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu çalışmaları Türkiye Büyük Millet Meclisinin temsil gücü ve demokratik meşruiyeti içerisinde yürütülen, toplumsal barışın, birliğin ve milli dayanışmanın güçlendirilmesine yönelik tarihi sorumluluğun bir yansımasıdır. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunda ele alınan terörsüz Türkiye hedefi bir devlet politikası olup vatandaşlarımızın ortak geleceğini garanti altına alan bir yaklaşımın sonucudur.
Ve bugün önümüze gelen yasa teklifinde de ilgili komisyon raporunun 6'ncı maddesine göre hazırlandığını ve sorunun çözümünde bir ilk aşama olacağı düşüncesiyle desteklediğimizi belirttik ve bir tutum belgemizle birlikte neden desteklediğimizi de kamuoyuna açık ve net bir biçimde açıkladık.
Değerli milletvekilleri, terörün bitmesi Türkiye için tarihsel bir fırsattır. Bu süreç ancak Cumhuriyet'in kurucu ilkeleriyle, Türkiye Büyük Millet Meclisinin demokratik meşruiyetiyle, hukuk devletiyle, eşit yurttaşlıkla, üniter yapıyla, kalkınma ve refahla ve bağımsız dış politika iradesiyle başarıya ulaşabilir.
Bu çerçevede doğrulanabilir silahsızlanma, demokratik reformlar, bölgesel güvenlik düzenlemesi ve dış müdahaleleri sınırlayacak egemenlik stratejisi bu konunun çözüme ulaşması için temel ilkelerdir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak devleti kuran bir parti olmanın tarihsel sorumluluğuyla ve meseleyi bir devlet politikası olarak değerlendirerek Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında da ülkemizin birlik ve bütünlüğünün, üniter yapısının, halkımızın huzur ve refahının, devletimizin ilelebet payidar kalmasının en güçlü güvencesi olmaya devam edecektir.
Görüşülmekte olan yasa teklifine terörün kalıcı olarak sona erdirilmesi, silahların tamamen devreden çıkarılması, bölgesel güvenlik düzenlemelerinin hayata geçirilmesi ve demokratik siyasetin güçlenmesiyle birlikte Cumhuriyetimizin demokrasiyle taçlandığı yeni bir dönemin başlayacağı düşüncesiyle destek vereceğimizi ifade ediyoruz. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.”
Yeni Yol Grubu: Önümüzde çok uzun ve meşakkatli bir yol var
Yeni Yol Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya, partisinin Çerçeve Yasa ve sürece ilişkin görüşlerini açıkladı. Teklife destek veren Kaya, şunları söyledi:
“Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum. Çok değerli bir coğrafyada omuz omuza mücadele ederek şehitler vererek tarihi bir birikimle vatan toprağı haline getirdiğimiz bir ülkede hep birlikte yaşıyoruz.
Ülkemiz 40 yılı aşkın bir süredir çatışmalı bir sürecin, silahlı bir örgütün silahlarını bırakacağı ve örgütün tasfiye edileceği bir sürece doğru giriyor. Bu sürecin hem devletimiz hem de milletimiz lehine sonuçlanacağına inanıyor ve bu imkana kavuşacağımıza yürekten inanıyorum.
Bu sürecin çok kolay bir süreç olmadığını, fırsatlarla birlikte tarihi riskler taşıdığını hep beraber biliyoruz. Ama elbette fırsatların çok olduğu yerde de tehditlerin olmaması zaten eşyanın tabiatına aykırıdır. Dolayısıyla bu fırsatları olumluya döndürmek risklerden de kaçınarak uzun bir yol yolculuğunun belki de bugün ilk adımını hep birlikte atmış olacağız.
İlk yapmamız gereken vatanımızın ve ülkemizin bir tehdit altında olmaktan çıkarılmasına dair süreci hep birlikte yönetmek. Daha sonra da bu silah bırakmanın bir gereği bir şartı olarak değil, ama ülkemizin hukukla, adaletle, demokrasiyle, ekonomik kalkınmayla, şahsiyetli bir dış politikayla mutlaka ama mutlaka belli bir tarihi mecraya doğru girmesi için hep beraber adımlar atmamız lazım.
Çünkü bugüne kadar silah, terör, şiddet bir şekilde bu ülkeye özgürlük ve demokrasi getirmek isteyenlerin önüne sürekli bir engel olarak çıkarıldı. Hep özgürlükler güvenliğe feda edilmeye çalışıldı.
İşte tam da şiddetin, çatışmanın, terörün sahneden çekildiği bir dönemde üzerimize çok büyük sorumluluklar var. Bunu bir galibiyet bir yenilgi olarak görmekten daha öte bu ülkenin...
...ama birbirlerinin ayağına basmayan kuvvetler ayrılığına sahip bir ülkeyi hep beraber inşa etmek gibi bir sorumlulukla karşı karşıyayız. Dolayısıyla evet bir örgüt silah bıraktı, her şey bitti, hadi eski gündemlerimize dönelim dersek bu ülkeye çok büyük kötülükler yapmış oluruz.
Bu sürece dair kaygıları olanları da anlayarak bu süreçte dediğim gibi bu fırsatları ve bu riskleri birlikte aşabilmenin iradesini ortaya koymamız lazım. Bunları birlikte aşabilmenin yolu tek olmaktan geçmiyor. Elbette her partinin demokratik siyasal rekabet içerisinde birbirinden ayrılacağı noktalar olacak. Milletin önüne koyacağı programlar olacak.
Ama artık bu çatışmalı ve kutup siyasetinden vazgeçerek gerçekten memleketin meseleleri üzerine kafa yoran siyasal eleştirilerini ya da önerilerini itiraz üzerinden değil, bu memleketin ihtiyaç duyduğu programlar üzerinden yani hizmet, eser ve gerçekten program siyasetine Türkiye'nin dönmesi lazım.
DEM Partili Koçyiğit: Türkiye halklarının önünde bugün bir fırsat var
DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, milletvekillerine çağrıda bulunarak, “Gelin, bu tarihi birliktelikte hep beraber katkı sunalım, gelin, bu tarihi sorumluluğu birlikte taşıyalım. Barışı birlikte kalıcılaştıralım” dedi.
Koçyiğit konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Sayın vekiller, ben de Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. Evet, bugün Türkiye'nin ortak geleceğini birlikte kurabileceğimiz tarihsel bir gündeyiz, önemli bir gün bugün. Ve hepimiz de bu önemli günün hem tanıkları hem de yapıcılarıyız. Sadece anı kurtarmak için değil, tarihi kazanmak için buradayız. Uzun yıllardır ağır bedeller ödeyen Türkiye halklarının önünde bugün önemli bir imkan var. Sorunlarımızı demokratik siyaset, hukuk, müzakere, ortak akıl zemininde çözmek, barışı kalıcılaştırmak ve demokratik toplumu birlikte inşa etmek. Önümüzdeki yasa teklifini Cumhuriyetin ikinci yüzyılında demokratik yeniden kuruluşun önemli bir başlangıcı olarak görüyoruz. Elbette teklifin eksiklikleri var, bunu hem komisyonda hem burada hem de kamuoyunda ifade ettik. Fakat bundan sonrası da bu eksiklikleri gidermek gibi bir sorumluluğumuz da var. Bugün bizim önümüzde en, bizim önümüzdeki en büyük sorumluluk aslında bugün yapılan, atılan bu adımı büyütmek, bu başlangıcı büyütmek. Çünkü barış yalnızca bir yasayla gelmez, gelmeyecek.
Barış hukukta, siyasette ve toplumsal yaşamın bütün alanlarında atılacak demokratik adımlarla ancak kalıcı hale gelebilir. Bunun için; demokratik siyasetin alanını genişletmek, hukukun üstünlüğünü güçlendirmek, AYM ve AİHM kararlarını uygulamak, ifade ve örgütlenme özgürlüğünü sağlamak, anadilin kamusal yaşamda ve eğitimde özgürce kullanılmasının önündeki engelleri kaldırmak, seçilmişlerin ve halk iradesinin güvence altına alındığı bir demokratik düzeni hep beraber geliştirmek zorundayız.
Biz DEM Parti olarak bu sürece tarihsel ve stratejik bir perspektifle yaklaşıyoruz. Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümünün Türkiye'nin demokratikleşme mücadelesinden asla ayrı görmüyoruz. Tarihsel Kürt-Türk ilişkilerinin eşit hukuk ve demokratik siyaset temelinde güçlenmesini Türkiye'nin ortak geleceğinin temel meselelerinden biri olarak görüyoruz. Bizim Demokratik Cumhuriyet hedefimiz tam olarak budur: Bütün kimliklerin, bütün inançların, kültürlerin ve toplumsal kesimlerin eşit yurttaşlık temelinde kendisini özgürce ifade ettiği yeni bir gelecek, ortak bir yaşam.
Kürtlerin, Türklerin, Arapların, Lazların, Çerkeslerin, Alevilerin, Sünnilerin, kadınların, gençlerin, emekçilerin, çiftçilerin, emeklilerin ve toplumun bütün kesimlerinin kendisini bu ülkenin eşit, özgür ve onurlu bir yurttaşı olarak hissettiği yeni bir Türkiye. Değerli milletvekilleri, bu süreç yalnızca bir siyasi partinin sorumluluğu değildir; Meclisin, iktidarın, muhalefetin ve bütün toplumun, her birimizin ortak sorumluluğudur. Bu nedenle bütün siyasi partilere ve bütün milletvekili arkadaşlarımıza çağrımdır: Gelin, bu tarihi sürece hep birlikte katkı sunalım. Farklılıklarımızı koruyarak ortaklaşabileceğimiz alanları büyütelim. Eleştirilerimizi süreci güçlendiren önerilere dönüştürelim. Barışın toplumsal iradesini Meclisin ortak iradesiyle buluşturalım.
Çünkü barışın kazananı 86 milyonuyla bir bütün Türkiye olacaktır. Barış, gençlerin bu ülkede umutla yaşayabilmesinin ve geleceğini başka ülkelerde aramamasının anahtarıdır; kadınların eşit ve özgür yaşamasıdır; emekçilerin, çiftçinin, emeklinin hayatının güçlenmesi, refahının artmasıdır; çocukların haklarına kavuşmasının garantisidir; kaynaklarımızın halklarımıza, toplumumuza refah olarak dönmesidir. Bugün önümüzde duran fırsat yalnızca çatışmasızlığın değil, daha demokratik, daha adil ve daha müreffeh bir Türkiye'nin kapısını aralamaktadır. Biz bu fırsata inanıyoruz. Halklarımızın barış iradesine, Meclisin ortak aklına ve Türkiye'nin demokratik bir geleceği birlikte kurabileceğine inanıyoruz.
Gelin, bu tarihi birlikteliğe hep beraber katkı sunalım; gelin, bu tarihi sorumluluğu birlikte taşıyalım. Barışı birlikte kalıcılaştıralım, demokrasiyi birlikte büyütelim, eşit yurttaşlığı birlikte güçlendirelim, Cumhuriyetin ikinci yüzyılını Demokratik Cumhuriyet hedefiyle hep birlikte inşa edelim. Bu anlamda, bugün atacağımız adımın halklarımız için kalıcı barışın, demokratik toplumun, özgür yarınların güçlü bir başlangıcı olmasını diliyor; Genel Kurulu ve hazirunu saygıyla selamlıyorum.”
Yeni Partili Emir: Demokratikleşmeyle ilgili hiçbir adım atılmadı
YENİ Parti Grup Başkanvekili Murat Emir ise şu ifadeleri kullandı:
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yaklaşık bir buçuk yıl önce Türkiye'de terörü kalıcı olarak bitirmek, silahların susması, bir daha hiçbir ananın gözyaşı dökmemesi adına, demokrasi adına, hukuk devletimiz adına, yerle bir olmuş adaletimiz adına bir komisyon kurulması gündeme geldi.
O komisyonu Sayın Meclis Başkanımızın başkanlığında hep birlikte kurduk ve adına da Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu dedik. Bu ismi öylesine koymadık. Bu komisyonun amacına ulaşması için bu topraklara barışı, güveni, huzuru, bereketi, kardeşliği gerçekten getirmesi için silahların susması gerektiğini, elbette terörün bitirilmesi gerektiğini, her birimizin en önemli kırmızı çizgisinin Türkiye Cumhuriyeti'nin bölünmez bütünlüğü olduğunu ama bütün bunları demokrasisiz, adaletsiz, kardeşçe bir yaşam kurmadan da başaramayacağımızı o gün söyledik, söyleye geliyoruz.
Önemli çalışmalar yaptık. Sonunda bir rapor oluşturduk ve o raporun arkasında katılan 5 partinin de temsilcileri vardı, herkesin eksiksiz imzası vardı. Ve sonuçta o raporda 6. bölümde yer alan terörün bitirilmesine dönük olarak atılması gereken adımlarla ilgili olarak bugün bir adım atılmış durumda. O adımın başındayız, belki ortasındayız.
Ama demokratikleşmeyle ilgili, yani 7. bölümle ilgili maalesef hiçbir adım atılmadığı gibi Türkiye son bir buçuk yılda 19 Mart'la iç içe düşürüldüğü darbe sürecinin derinleştirilerek, yoğunlaştırılarak halk iradesinin sürekli gasp edildiği, yargının muhalif kim varsa gazeteci, düşünür, normal vatandaşı, siyasetçi, siyasi parti her biri üzerinde bir saldırı aracına dönüştüğü, sopaya dönüştüğü ve Türkiye'nin demokrasisini hızla kaybettiği bir sürecin içerisinden geçiyoruz.
Komisyon sürecine başladığımızda ülkemizdeki herkes, 86 milyon elbette ki ‘Barış gelsin, kardeşlik gelsin, bir daha kan akmasın, bir daha şehitler olmasın’ dedi, dedik, hep birlikte dedik. Bir umut vardı ama aynı zamanda bir güvensizlik de vardı. Güvensizliğin sebebini hep birlikte biliyoruz.
Siyasi iktidara karşı bugüne kadar yaptıklarına baktığınızda bu ülkeye demokrasi getirmeyeceği, özgürlük getirmeyeceği, ne pahasına olursa olsun kendi koltuğunu korumak için siyasi projeler yaslanacağı kaygısı vardı.
Maalesef ifade etmeliyiz ki bu bir buçuk yılda bu görüşümüzü değiştirmemiz için hiçbir sebep olmadı. Bakınız, komisyon raporunda ‘Anayasa Mahkemesi kararlarına uyulmalıdır’ dedik. Hiçbir Anayasa Mahkemesi kararına uyulmadı. Hâlâ uyulmadı, hâlâ Can Atalay gelip burada yemin edemedi. ‘ Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uyulmalıdır’ dedik, hâlâ göz ardı ediliyor. ‘Örgütlenme özgürlüğünün önündeki engeller kaldırılmalı’ dedik, kurumsal parti kimliğimize saldırıldı.
Aynı şekilde yargılamada tutuklamanın istisna olması gerektiğini, mahkemelerin bağımsız ve adil olması gerektiğini söyledik, raporumuza bağladık, herhangi bir adım atılmadı. ‘Halk iradesine saygı gösterilmelidir, kayyumlar olmamalıdır’ dedik, ‘Kayyumlar gitmeli, seçilmiş başkanlar göreve atanmalıdır’ dedik, hâlâ bununla ilgili de en ufak bir adım atılmış değil. Dolayısıyla demokrasi olmadan, dolayısıyla raporun 7. bölümünü ıskalayan, dolayısıyla bu konuda güçlü bir enerji gösterileceğine dönük en ufak bir emare dahi gösterilmeyen bir süreçte bir yasa teklifiyle karşı karşıyayız.
Değerli arkadaşlar, Sayın milletvekilleri; biz silahların susması adına, silahların susması adına, terörün kalıcı olarak bitmesi adına atılabilecek her adımı, gelebilecek her öneriyi benimsiyoruz, ciddiye alıyoruz, önemsiyoruz. Bu kanun teklifiyle ilgili olarak biz bugüne kadar kimi eleştirilerimizi, önerilerimizi komisyonda gündeme getirdik. Üzülerek söylemeliyim ki bu teklifin geliş biçimi, getiriliş biçimi, imzalanış biçimi, komisyonda en haklı eleştirilerimize karşı dahi noktasına virgülüne dahi dokundurulmamış, ortak aklın çalıştırılmayışı önemli eksiklikler olmuştur. Biz bunları burada da kayda geçireceğiz ama partimizin tutumunu Sayın Genel Başkanımız ayrıntılı bir şekilde değerlendirecek, hem milletimizle hem de Meclisimizle paylaşacaktır. Saygılar
AK Partili Gül: Bugün bizim için Anafartalar Zaferi’dir
AK Partili Abdülhamit Gül, Genel Kurul’daki konuşmasında 10 Ağustos’un Anafartalar Zaferi’nin yıl dönümü olduğuna dikkat çekti. Anadolu’nun farklı bölgelerinden insanların Çanakkale’de emperyalist işgale karşı birlikte mücadele ettiğini belirten Gül, teklifin Sevr Antlaşması’nın yıl dönümüne özellikle denk getirildiği yönündeki eleştirilere karşı çıktı.
Gül, “Bugün bizim için anlamlı olan gün Çanakkale’de destanı yazılan Anafartalar destanıdır, Çanakkale ruhudur” ifadelerini kullandı. Gül şunları söyledi;
“Hepinizi saygıyla AK Parti grubumuz adına selamlıyorum. Bugün 10 Ağustos 2014, milletin adamı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın Türk demokrasi tarihinde, siyasi tarihinde ilk defa milletin oylarıyla Cumhurbaşkanı seçilmesinin sene-i devriyesi. Cumhurbaşkanımız milletimizden aldığı bu yetkiyle ve güçle, bu iradeyle hem bölgesel tüm krizlerde hem küresel tüm krizlerde hem ülkemizin huzuru için, refahı için her zaman milletimizin yanında olmuştur.
O yüzden de milletimiz milletin adamı Recep Tayyip Erdoğan'a her zaman desteklemiştir, her zaman yanında olmuştur ve tüm bu tecrübe, liderlik hem Türkiye'nin hem dünyanın ihtiyaç duyduğu bir tecrübedir. O yüzden bundan sonraki dönemlerde de 2028'de de Türkiye'nin ve dünyanın, siyasetin, insanlığın Recep Tayyip Erdoğan'ın tecrübesine, birikimine, kararlı liderliğine ihtiyacı var.
İnanıyorum ki milletimiz yine Cumhurbaşkanımızın yanında olacak, tekrar yoluna güçlü adımlarla devam edecektir. Tekrar milletimize şükranlarımızı sunuyoruz vermiş oldukları güçlü destek için. Bugün bir diğer önemli gün Anafartalar Zaferi'nin yıl dönümü. Ben kanun gündemine girmeyeceğim çünkü birazdan kanunu yeterince maddeleriyle, ayrıntılarıyla konuşacağız, görüş, önerileri alacağız.
Ancak şunu ifade etmek isterim ki bugün 10 Ağustos dediğimizde Anafartalar Zaferi'nin 111. yılında Çanakkale destanını hatırlıyoruz. Orada göğüs göğüse çarpışan Diyarbakırlı, Ağrılı, Karslı, İzmirli, Trabzonlu yiğitlerin nasıl omuz omuza vererek bu aziz millet için şehit olduklarını, bu aziz millet için bir cumhuriyet, bir devlet kurduklarına şahit olduğumuz bir gündür.
O yüzden başta Anafartalar Komutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını, tüm şehitlerimizi rahmetle anıyoruz. Bugün işte Sevr'in yıl dönümüymüş de bugüne getirmişiz. Bugün bizim için anlamlı olan gün Çanakkale'de destanı yazılan Anafartalar destanıdır, Çanakkale ruhudur.
Nasıl bin yıl önce Sultan Alparslan'la bu kapıları hep beraber açtıysa Türküyle, Kürtüyle, Alevisi, Sünnisiyle; kıyamete kadar Çanakkale'de omuz omuza şehit olmuşların kıyamete kadar kardeşliği için yapılan bir mücadeledir. Dolayısıyla Sevr... Sevr bir emperyalistlerin projesiydi. Sykes-Picot'yla özellikle bu meseleleri bölgede kaşımak üzere, Türkiye'yi zayıflatmak üzere emperyalistlerin kurduğu bir oyundu.
Bu oyunu Gazi Meclis... Gazi Meclis emperyalistlerin kardeşliğimizi bozma çabasını da bugün çıkaracağı kanunla paçavraya çevirecek, tarihin çöp tenekesine atacaktır. Bu duygularla Genel Kurulu selamlıyorum, teşekkür ediyorum.”
Uygulama hemen başlamayacak
Teklifin yasalaşması, düzenlemede yer alan ceza erteleme hükümlerinin doğrudan uygulanmaya başlaması anlamına gelmeyecek. Öngörülen sisteme göre öncelikle PKK/KCK ve bağlantılı yapıların fiili varlıklarına son verdiğinin ve ellerindeki silah ile mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik birimleri tarafından tespit edilmesi gerekecek. Bu tespitin Milli Güvenlik Kurulu tarafından teyit edilmesi, Cumhurbaşkanı'nın onayının ardından kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasıyla birlikte uygulama sürecinin önü açılacak.
5 ve 10 yıl formülü
Düzenlemenin en dikkat çeken bölümlerinden birini soruşturma, kovuşturma ve cezaların infazına ilişkin hükümler oluşturuyor. Teklife göre üst sınırı 15 yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren kapsamdaki suçlarda soruşturma ve kovuşturmaların 5 yıl, 15 yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda ise 10 yıl süreyle ertelenmesi öngörülüyor. Ancak erteleme işlemleri otomatik olarak yapılmayacak. Düzenlemeden yararlanmak isteyenlerin gerekli tespit ve teyit sürecinin tamamlanmasının ardından yazılı başvuruda bulunması gerekecek. Başvuruların değerlendirilmesinde yetkili ağır ceza mahkemeleri devreye girecek.
6 ay içinde başvuru şartı
MGK kararının Resmi Gazete'de yayımlanmasının ardından düzenlemeden yararlanmak isteyenlere 6 aylık başvuru süresi tanınması öngörülüyor. Başvuruların ardından dosyalar yargı mercilerince incelenecek ve gerekli şartların oluşup oluşmadığına karar verilecek. Bu nedenle düzenlemenin uygulamadaki sonuçlarının ortaya çıkmasının birkaç ayı bulabileceği değerlendiriliyor.
Kasten öldürme kapsam dışında
Teklifte bazı suçlar için ise istisna getiriliyor. Örgüt faaliyeti kapsamında işlenen kasten öldürme suçları düzenlemenin dışında tutuluyor. Ayrıca 1 Haziran 2005'ten önce işlenen ve müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren belirli suçların da düzenlemeden yararlanamayacağı belirtiliyor. Teklifin gerekçesinde düzenlemenin bir "af" olmadığı; mahkûmiyet kararlarını ortadan kaldırmadığı ve suçların hukuki niteliğini değiştirmediği vurgulanıyor.
Süreci iki ayrı kurul takip edecek
Kanunun uygulanmasını takip etmek üzere Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında özel bir kurul oluşturulması planlanıyor. TBMM bünyesinde de 17 üyeden oluşacak bir izleme komisyonu kurulması öngörülüyor. Böylece düzenlemenin uygulanması hem yürütme hem de Meclis bünyesinde takip edilecek.




