Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM’de düzenlenen grup toplantısında gündemi değerlendirdi. MHP Lideri Bahçeli, konuşmasının bir bölümünde, Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail koalisyonunun İran’a yönelik başlattığı savaşın 11’inci gününde bilançonun gittikçe ağırlaştığını, şiddet ve yıkımın arttığını söyledi.
ABD Başkanı Trump’ın “Kürtlerin savaşa girmesini istemiyoruz” sözlerine atıfta bulunan Bahçeli, “Kürt kardeşlerimizi sahaya sürmek için hava koklayan da ortam yoklayan da vardır. Bu sayede İran’ı içten çökertmenin planını yapan hiçbir güce Kürtler paralı askerlik yapmaz, yapmamalıdır. Kürt kardeşlerim satılık değildir, kiralık değildir. Onlar onun bunun projelerinde piyon olarak da görülemez, gösterilemez” dedi.
Bahçeli’nin konuşması özetle şöyle:
"İran’da rejim değişikliği hesabından stratejik askerî yeteneklerin imha edilmesine kadar sınır ve çerçevesi her seferinde güncellenen operasyonların bölgemizi ateşe attığı açıktır. Yakın ve yıkıcı bir gerçeği alenen ifade etmek lazımdır: Siyonist emperyalist çıkar ve şiddet ortaklığının askerî ve politik iradesi kan, kin ve nefretle sarılmıştır. Sözde medeniyet mimarisinin iz düşüğünde demokrasi, özgürlük, adalet ve insan hakları konusunda bilirkişilik taslayan ülkeler varsa, hepsi sınıfta kalmış; bu değerlere ne kadar yabancılaştıklarını resmen kanıtlamışlardır.
Haksızlık diz boyudur. Hukuksuzluk doruk noktadadır. Askerî gerilimi artıran değil, dengeleyen ve yöneten; sükûnet ve diyaloğu tahkim eden telkin ve tekliflerin bugüne kadar etkisiz ve yetersiz kaldığı ortadadır. Bununla bağlantılı olarak ateşkes ve diplomasi çağrılarının karşılık bulmadığı da meydandadır. Bunun yanında ABD başkanının ‘Savaşın bitiş zamanına yakında karar vereceğiz’ demesi dayatmacı bir dil, üsttenci bir bakış ve barışçıl arayışları küçümseyen özürlü bir yaklaşımdır.
İran’da hiçbir suçu ve günahı olmayan siviller bombaların, füzelerin ve diğer ölümcül operasyonların odağındadır. 28 Şubat 2026 tarihinde Mina kentinde bir okulun bombalanması sonucunda 175 çocuğun ölmesi tahammül edilemeyecek bir katliamdır. Hakikaten felaket kol gezmektedir.
“Uluslararası toplum ayağa kalkmalı”
Uluslararası toplum ayağa kalkmalıdır. Bu ahlaki ve vicdani sorumluluk evvela Amerikan halkının ve Yahudi toplumunundur. Evanjelist papazların dolduruşuna gelip o hâl ofisi hainleri düzenlemek, Armagedon savaşı ile ilgili teolojik kazılar üretmek dünyanın nasıl bir musibetle doğrudan doğruya muhatap olduğunu ibret verici ölçüde göstermektedir. Adı konulmamış bir din savaşı başladı da biz mi farkında değiliz?
Orta Doğu’da Sünni-Şii ihtilafına çanak tutan, bu kapsamda kamplaşma ve kutuplaşmayı sertleştirmek için provokasyon zemini kollayan karanlık emellere kapalı durmak, bilhassa şu mübarek Ramazan ayında hassaten diyorum ki Müslümanım diyen herkes için hayati bir konudur. Bu tuzağa hiçbir Müslüman düşemez, düşmemelidir. Böylesi bir vebale hiçbir din kardeşimiz ortak olamaz, olmamalıdır.
İyi demiş: Müslüman da Müslümandır, Sünni de Müslümandır. Bozgunculuğun davulunu çalanlar, sanal ihtilafların namusunu tutanlar alçaktır, kere alçaktır.
“Kürt kardeşlerim tetikçi değildir, piyon olarak da görülemez"
Kürt kardeşlerimizi sahaya sürmek için hava koklayan da ortam yoklayan da vardır. Bu sayede İran’ı içten çökertmenin planını yapan hiçbir güce Kürtler paralı askerlik yapmaz, yapmamalıdır. Kürt kardeşlerim satılık değildir, kiralık değildir, tetikçi değildir, onun bunun zulüm projelerinde piyon olarak da görülemez, gösterilemez. Onlar onun bunun projelerinde piyon olarak da görülemez, gösterilemez. Kürtler onurlu, şerefli, yürekli, soylu ve sağduyulu bir halktır. Türk-Kürt kardeşliği üzerinde cephe açmanın, gedik oluşturmanın hesabıyla İran’ın tarihî Türk kentlerini karıştırmanın, Türklerle Kürtleri çatıştırmanın arayış ve amacını kurgulayanlar ancak ve ancak düşmanca tutum takınan namertlerdir.
Türk Kürt’ün kardeşi, Kürt Türk’ün alın yazısı ve kader ortağıdır.
Gaziantep’e düşen füze parçaları
Ne tuhaftır ki İran’da vurulan şehirlerin kahir ekseriyeti Türktür. Tebriz’den İsfahan’a kadar kardeşlerimiz ateş altındadır. Dahası, 5 Mart 2026’da İran topraklarından kaynaklanan insansız hava araçları Azerbaycan’ın Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’ne isabet etmiştir. 4 Mart 2026 tarihinde de İran’dan Türkiye istikametine doğru gelen balistik mühimmat Türk hava sahasına girmeden NATO hava ve füze savunma unsurlarınca etkisiz hâle getirilmiştir.
Bu tehlike saçan vakalarla ilgili İran İslam Cumhuriyeti’nin yaptığı özür mahiyetindeki açıklamalar, egemenlik haklarımıza gösterilen saygının telaffuz edilmesi elbette tarihî kıymettedir. Ancak 9 Mart 2026 tarihinde İran’dan ateşlenip Türk hava sahasına giren yeni bir balistik mühimmatın yine NATO unsurlarınca etkisiz hâle getirilmesi, bazı mühimmat parçalarının da Gaziantep’te boş arazilere düşmesi kafamızı karıştırmaya başlamıştır.
Her ülke aklını başına almalıdır. Türkiye üzerinde kumar oynayacak bir ülke değildir. Taciz, tahrik veya tertip olup olmadığını netleştirecek ülke İran İslam Cumhuriyeti’dir.
Biz tasdiki bir tavrın olmadığına inanmak istemiyoruz. İyi komşuluk hukukumuzu korumak istiyoruz. Ancak Türkiye’nin de yol geçen hanı olmadığını, canı sıkılanın, keyfi edenin füze fırlatacağı bir ülke olarak görülemeyeceğini ihtiyatlı ve temkinli bir dille beyan ediyoruz.
Bahçeli’den Özgür Özel’e füze eleştirisi
CHP Genel Başkanı diyor ki: ‘Türkiye’nin füzesi yok, hava savunma sistemi yok, savaş uçağı yok’ Bununla da sınırlı kalmıyor, ‘Erdoğan F-15’leri dostu Trump’tan alamadı. F-16’lar modernize edilemedi. Korkudan S-400’ler hangarda tutuldu. Son 14 yılda bir tek savaş uçağı kazandırılamadı’
Sinop’taki füze sesleri karşısında ‘Yapmayın, balıklar korkuyor’ diyen bir şahsın esasen ciddiye alınacak hiçbir yanı yoktur. Sen balıkları düşündüğün kadar Türkiye’yi düşünseydin bugünkü zırvalarından açığa düşmez, rezil olmazdın. En azından Atatürk’ün emanetlerine saygı gösterir, riayet ederdin.
CHP yönetimi beşinci kol faaliyeti içindedir. Tıpkı Yunanistan hükümetinin gayri askerî statüdeki Ege adalarını silahlandırmasına benzer şekilde mahalle yanarken fırsatçılık yapmaktadır.
Allah’a çok şükür Türkiye’nin her şeyi vardır. Millî savunma sanayisindeki altın çağımız herkesin dilindedir. Türkiye’nin gücü her muhasım ülkenin bileğini bükecek kıvam ve kifayettedir. Batı bunu gördü, dünya gördü; bir tek CHP Genel Başkanı ve yönetimi görmedi, göremedi, görmek de istemedi.
Göremezler. Görmek için adamlık gerek, emek gerek, yürek gerek, mertlik gerek; vatan ve millete feda edilmeye hazır tertemiz ömürler gerek. Çünkü onlar hâlâ balıklarla meşguller.
Nasıl olsa “battı balık yan gider” anlayışındalar. Lakin Sayın Özel unutma: Balık kavağa çıkınca kösenin sakalı biter; balık tavada, tantacılar da siyasette belli olur.
Bahçeli’den dün başlayan İBB davası hakkında ilk açıklama
İşte dün, aralarında İmamoğlu’nun da bulunduğu 105’i tutuklu toplam 407 sanığın yargılandığı asrın yolsuzluk davasında her şey çirkinleşmiş, hukuk güvenliğine de darbe vurulmuştur. Mahkeme salonunu şov alanına, grup salonuna, benim için meydana çevirenler adalet nedir, hukuk nedir bilmeyen zavallı aymazlardır.
Bahçeli’den İmamoğlu’na ‘selamlama konuşması’ tepkisi
Neymiş; eski belediye başkanı selamlama konuşması yapmak için kürsüye çıkacakmış. Mahkemede selamlama konuşması olduğunu ne zaman duyulmuş, nerede görülmüştür? Böylesi bir talebe, böylesi bir uygulamaya ne zaman şahit olunmuştur?
Hukukun üstünlüğü herkes için bağlayıcıdır. Hiç kimse hukukun önünde veya üstünde değildir. İddianamedeki suçlamaların hesabını vermek yerine dava sürecini sulandırmak maksatlıdır, marazidir, mahzurludur.
Suç örgütü kurmak, rüşvet çarkı işletmek, ihaleye fesat karıştırmak, kara para aklamak gibi pek çok suçlamanın açıklığa kavuşması ve bunun da kısa süre içinde vuku bulması gerekmektedir.
Milletimiz CHP’nin adalet ve hukuk tanımaz siyasi ayak oyunlarından bıkmış ve usanmıştır. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın adalete müzahir şekilde ele alınarak kararın daha fazla uzamasına fırsat verilmeden en makul sürede sonuçlandırılıp ülke gündeminden çıkarılması muhakkak surette temin edilmelidir.
Bahçeli'den bir kez daha 'İBB davası canlı yayınlansın' çağrısı
Biz duruşmalar televizyonlardan canlı yayınlansın derken haksız mıydık? Milletimizin gözü önünde ak koyun kara koyun belli edilsin, her şey bilinsin, görülsün, bire bir takip edilsin derken yanlış mı söylüyorduk?
Geldiğimiz bu süreçte haklılığımız netleşmiştir. Ayyuka çıkan siyasi içerikli hukuk ihlallerinin Türk yargısına kesif bir karşı duruş olduğu belgelenmiştir. Cumhuriyet Halk Partisi hukuku hiçe saymıştır.
Elbette bunun bedelini adalet ve hukuk namusu karşısında mutlaka ödeyecek, katlanacağı sonuçlara da öyle ya da böyle katlanacaktır."





