Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı sonrası önemli açıklamalarda bulunarak, "Kabinemizde İran krizini görüştük. Senaryoları çok boyutlu bir şekilde analiz ettik. Şunu konuşmamın hemen başında açıkça ifade etmek isterim: Hükümet olarak 28 Şubat’tan beri tüm birimlerimizle teyakkuz halindeyiz." ifadelerini kullandı.
Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları şu şekilde:
Kabinede İran krizi ve olası senaryolarını ele aldık. Ateşe benzin dökenlere rağmen biz ateşe su taşıyor ve yangını söndürmenin samimi mücadelesini veriyoruz. Tüm birimlerimizle teyakkuz halindeyiz. Kriz yönetiminde deneyim sahibi kadrolarımızla bütün gelişmeleri an be an takip ediyoruz. Tedbiri ve temkini elden bırakmıyoruz.
"Sağlıklı bir dış politika çizgisi geliştiremiyorlar"
Ana muhalefetin ne yazık ki elle tutulur bir dış politika vizyonu yok. Diplomasi birikimi, kriz yönetim tecrübesi deseniz zaten yok. Dış politika bahsinde sadece kalıplaşmış cümleleri var. Bilinçaltında gizledikleri kompleksleri var. Bugün dış politikada bir vizyon ortaya koyamıyor. Sağlıklı bir dış politika çizgisi geliştiremiyorlar. Bunların dış politikası eleştiri ve karalama üzerine kurulu. Bu bakış açısı tehlikeli olduğu kadar hastalıklı yaklaşımdır.
Avrupa'dan Asya ülkeler Türkiye'nin izlediği dengeli, mutedil politikasından övgüyle bahsediyor.xAziz milletim şunu ülkemize kem gözle bakanlar dahil herkesin çok iyi bilmesini isterim. Ne devletimiz ne de hükümetimiz asla ve asla bir acziyet içinde değildir. Biz iktidarda değilsek sorumlu hareket etme zorunda değiliz tavrı yanlış olduğu kadar son derece bencilce bir tutumdur. Düne kadar 'balıklar ürküyor' bahanesiyle füze testlerimizi eleştiren bir ufuksuzluktan bugün başka türlü davranmasını beklemiyoruz.
"Gün abuk sabuk söylemlerle, siyasette yelkenleri şişirme günü değildir"
Kendi siyasi ikbalini milletin istikbalinin önünde tutanlar ne bizim ne milletimizin nezdinde asla itibar göremezler. Gün abuk sabuk söylemlerle, siyasette yelkenleri şişirme günü değildir. Gün sorumluluk bilinciyle hareket etme, en azından bölgemiz bu tehlikeyi atlatana kadar sağduyulu davranma günüdür. Selden kütük kapma hesabı terk eden bu hassas dönemde Ankara merkezli siyaset yapmayı deneyin.
Türkiye 5. yılına giren Rusya-Ukrayna savaşında olduğu gibi, Suriyi itilafında olduğu gibi, İsrail'in soykırım ve katliamlarında olduğu gibi İran krizinde de hakkın, adaletin, uluslararası hukukun, barışın ve istikrarın yanadır. İlk günden itibaren yoğun diplomasi trafiğindeyiz. Şimdiye kadar 16 liderle görüşmemiz oldu. Dışişleri Bakanımız aynı şekilde 50'nin üzerinde telefon görüşmesi yaptı. Milli Savunma Bakanımız, Genelkurmay Başkanımız, Milli İstihbarat Teşkilatı başkanımız muhataplarıyla sürekli temas halindeler.
"Hiçbir şeyi şansa bırakmıyoruz"
Bakanlarımız kendi görev alanlarıyla ilgili konuları hassasiyetle takip ediyor. Hiçbir şeyi şansa bırakmıyoruz. Krizin, özellikle ekonomik etkilerini asgari düzeyde tutmak için dinamik bir süreç yönetimiyle gerekli tedbirleri alıyoruz. Burada 28 Şubat'tan beri tedbirler kapsamında neler yaptığımızı kısaca hatırlatmak istiyorum. Bölgemizde yaşanan çatışmalar enerji ve emtia fırsatlarından ticarete, tedarik zincirlerine birçok başlıkta belirsizlikler oluşturuyor. Bu tür kaotik durumlar hazırlıksız yakalanan ekonomiler için tehdit. Hazırlıklı olanlar için de yönetilebilir süreçlerdir. Biz hamdolsun ikinci kategoriye sahip ülkeler arasında yer alıyoruz.
Geçmişte pekçok krizden, bögesel gerilimden yara alarak değil güçlenerek çıkmış ülkeyiz. Merkez Bankamızın rezervleri 200 milyar dolar civarında. Finansal sistemimiz Piyasalarımız sağlıklı bir şekilde devam ediyor. Merkez Bankamız Türk Lirası ve döviz likidetisini etkin biçimde yönetmek üzere gerekli tedbirleri aldı. Borsa İstanbul piyasaların güvenli işleyişini süratle hayata geçirdi. Petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki ani yükselişine rağmen dezenflasyonun sürmesi için ne gerekiyorsa yapıyoruz.




