TRT Genç Kanalı açılış etkinliğinde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara’daki su kesintileri üzerinden Anadolu Ajansı ve TRT’yi eleştiren Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’a tepki gösterdi.

Erdoğan, “Şimdi buradan sormak gerekir: Gecenin ayazında vatandaşı elinde bidonlarla su kuyruğuna sokanlar mı suçlu, yoksa bunu haberleştirenler mi? Kabahat, kış mevsiminde şehirleri susuz bırakanlarda mı, yoksa vatandaşın çilesini ekrana taşıyan basın mensuplarında mı? Basının görevi, kamu adına yöneticileri denetlemek, halkın şikâyetlerine mikrofon uzatmak ve vatandaşın sorunlarını gündeme taşımak değil midir?” ifadelerini kullandı.

“Bağımlılık türlerinde ciddi bir artış yaşanmaktadır”

Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şöyle;

Bilimden teknolojiye, kültür-sanattan spora, tarihten güncel hayata uzanan geniş bir yelpazede yapacağı yayınlarla TRT Genç kanalımız, gençlerimizin zihinsel, duygusal ve kültürel gelişimine önemli katkılar sağlayacaktır. Özellikle çağımızın vebası hâline gelen bağımlılıkla mücadelede, TRT Genç gibi mecraların desteğine büyük ihtiyaç duyuyoruz.

Şurası bir gerçektir ki; ekran bağımlılığı, sanal bahis, kumar ve uyuşturucu başta olmak üzere bağımlılık türlerinde ciddi bir artış yaşanmaktadır. Aydınlık yarınlarımızın teminatı olan gençlerimiz, dijital platformların ve sosyal medyanın etkisiyle bu tehlikelerin pençesine her geçen gün daha fazla düşmektedir. Oyunlaştırma stratejileri sebebiyle neredeyse her telefon, maalesef bir tür kumarhaneye dönüşmüştür. Eğlence ve vakit geçirme amacıyla girilen dijital oyunlar, özellikle gençleri sanal bahis ve kumar illetine sürükleyen bir tuzak işlevi görmektedir.

Tütün, sigara, alkol ve uyuşturucu kullanımı da yine bu mecralar aracılığıyla özendirilmekte; gençlerimizin sağlığı ve geleceği adeta ellerinden alınmaktadır. Son dönemde ülkemizde yaşanan aile facialarına baktığımızda, en büyük sebeplerin alkol, sanal bahis, kumar ve uyuşturucu olduğu açıkça görülmektedir. Aynı şekilde boşanmaların, eşler arası çatışmaların ve aile içi kavgaların temelinde de bu bağımlılıklar yer almaktadır.

Değerli misafirler, çok sevgili genç kardeşlerim; meseleyi tüm yönleriyle değerlendirdiğimizde şu gerçeği çok net biçimde görebiliyoruz: Uyuşturucu, alkol, sanal bahis, kumar ve sigara bağımlılığı; millî bünyemiz açısından terör kadar, hatta terörden daha zararlı boyutlara ulaşmıştır. Aileler parçalanmakta, nesiller kaybolmakta; istihdama, üretime, eğitime ve sağlığa aktarılması gereken kaynaklar, insanlık düşmanlarının kanlı dişlilerini beslemektedir.

Grup kürsülerinde kumarı masumlaştırmaya çalışanların, iktidara geldiklerinde içkiyi ucuzlatacaklarını söyleyenlerin ısrarla görmezden geldiği acı gerçek işte budur. Alkolü, sigarayı ve uyuşturucuyu sözde özgürlük sembolü gibi sunanların gözlerini kapattığı ürkütücü tablo da yine budur.

Zehir tacirlerini çeşitli bahanelerle aklamaya çalışanların yüzleşmek istemedikleri gerçek işte budur. Ancak biz bunu görüyor, duyuyor ve tehlikenin farkında olduğumuzu açıkça ifade ediyoruz. “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” düsturuyla siyaset yapan bir hükümet olarak, her türlü bağımlılıkla mücadelede son derece kararlıyız. Güvenlik kuvvetlerimiz de aynı şekilde görevlerini layıkıyla yerine getirmektedir. Ancak hangi türde olursa olsun, bağımlılık öyle büyük bir beladır ki yalnızca emniyet tedbirleriyle bunun üstesinden gelmek mümkün değildir.

Bu nedenle; aileler, toplum, siyasi partiler, dernekler, vakıflar, üniversiteler ve özellikle medya olarak hep birlikte, seferberlik ruhuyla hareket etmek; elimizdeki her imkânı devreye almak zorundayız. Şüphesiz bu noktada asıl sorumluluk, kamu yayıncımız olan TRT’ye, yani siz TRT çalışanlarına ve yöneticilerine düşmektedir.

Kamu spotlarının ötesine geçen yeni bir anlayışla bağımlılık meselesini irdelemeli, incelemeli ve bu sorunun üzerine cesaretle gitmeliyiz. Vatandaşlarımızın bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesinde TRT’nin öncülük etmesini; medyanın tamamına örnek olacak, özgün, kaliteli ve etkili projeler üretmesini bekliyorum.

Her zaman ifade ettiğimiz gibi; maddi olduğu kadar manevi yönden de güçlü bir gençlik, bu tür sosyal marazlara karşı en sağlam kalemizdir. İdeal sahibi, ufuk sahibi, özgüveni yüksek, millî ve manevi değerlerine bağlı bir gençlik hedefiyle hareket ediyoruz. Açılışını yaptığımız TRT Genç’in, özellikle bu alanda önemli bir boşluğu dolduracağına inanıyor, bunu ümit ve arzu ediyorum.

Mansur Yavaş’a Anadolu Ajansı ve TRT tepkisi

Değerli kardeşlerim, burada bir hususun altını özellikle çizmek istiyorum. Maalesef ülkemizde yapılan her iyi işi karalamaktan büyük keyif alan bir kesim var. Bunlar ezberlerinin bozulmasını, konfor alanlarının sarsılmasını istemezler. Fildişi kulelerden ahkâm kesmeyi, ona buna ayar vermeyi severler. Basın özgürlüğü, hak, hukuk ve adaleti dillerinden düşürmezler; ancak kendi çıkarları söz konusu olduğunda savundukları ne kadar ilke ve prensip varsa hepsini çiğnemekten geri durmazlar.

Bu çevrelerin öfke dolu saldırılarından TRT de zaman zaman nasibini almaktadır. 86 milyona hitap eden, millî ve manevi değerlerimizi önceleyen, gerçekleri eğip bükmeden anlatan ilkeli yayın politikamızın onları ciddi şekilde rahatsız ettiğini biliyoruz. Nitekim bunu en son Ankara’nın susuzluk sorununda bir kez daha gördük.

Malumunuz, Türkiye’nin başkentinde yaşayan milyonlarca vatandaşımız, kışın ortasında haftalarca susuzluğa mahkûm edildi. İnsanlar gece yarılarında ellerinde bidonlarla su kuyruklarına girdi; aileler çamaşır, bulaşık ve banyo gibi en temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek için musluk ve çeşme başlarında saatlerce nöbet tuttu. Sosyal medya, yaşanan eziyeti paylaşan ve yetkililere sesini duyurmaya çalışan vatandaşlarımızın feryatlarıyla doluydu.

2026 Türkiye’sine asla yakışmayan bu manzaralara hepimiz kimi zaman üzülerek, kimi zaman da sorumlular adına utanarak tanıklık ettik. Ortada, kamu adına gözetim yapmakla yükümlü medya açısından görmezden gelinemeyecek bir durum vardı. Kamu yararını gözeten basın kuruluşlarımız bu sorunu haberleştirdi, vatandaşlara mikrofon uzattı, gecenin ayazında su bekleyen insanların şikâyetlerini ekranlara taşıdı.

Peki sonra ne oldu? Medya, siyaset ve vatandaşın artan tepkisi; günlerdir halkın çığlıklarını görmezden gelenleri en azından zahiren harekete geçmeye zorladı. Neticede meseleyi tam anlamıyla çözemeseler bile, rahat koltuklarından kalkıp halka açıklama yapmak mecburiyetinde kaldılar. Ancak her işlerinde olduğu gibi bunu da ellerine yüzlerine bulaştırdılar.

Dün bir tanesi çıkmış, kışın ortasında susuz bıraktığı insanlardan özür dilemek yerine, sorunu haberleştirdikleri için TRT’yi, Anadolu Ajansımızı ve özel televizyon kanallarını suçluyor; yüzü kızarmadan özgür basını hedef alıyor. Aynı zatın genel başkanı ise yönetim zafiyetini kabul etmek yerine itham ve iftira dolu ifadelerle şahsımızı hedef gösteriyor. Sözün özü, “sıracının şahidi bozacı”; birbirlerinin kusurlarını örtmeye çalışıyorlar.

Cevdet Yılmaz, ABD Büyükelçisi Barrack ile görüştü
Cevdet Yılmaz, ABD Büyükelçisi Barrack ile görüştü
İçeriği Görüntüle

Şimdi buradan sormak gerekir: Gecenin ayazında vatandaşı elinde bidonlarla su kuyruğuna sokanlar mı suçlu, yoksa bunu haberleştirenler mi? Kabahat, kış mevsiminde şehirleri susuz bırakanlarda mı, yoksa vatandaşın çilesini ekrana taşıyan basın mensuplarında mı? Basının görevi, kamu adına yöneticileri denetlemek, halkın şikâyetlerine mikrofon uzatmak ve vatandaşın sorunlarını gündeme taşımak değil midir?

Allah aşkına, kamusal görevlerini yerine getirdikleri için basın kuruluşlarımızdan ne diye rahatsız oluyorsunuz? Gazetecileri neden suçluyor, neden tehdit ediyor, neden hedef gösteriyorsunuz? Mazeret üretmek yerine, başkalarını suçlamak yerine, medyaya parmak sallamak yerine görevinizi layıkıyla yapsanıza. İnanın, bu millete çok yazık.

Mansur Yavaş ne demişti?

Anadolu Ajansı ve TRT’ye su kesintisi haberleri nedeniyle tepki gösteren Mansur Yavaş, “Bu mecralarda özellikle her gün 'Kuraklık Türkiye'yi vurdu' diye haber servisi yapan Anadolu Ajansı, Ankara olunca enteresan bir tablo çiziyor. 'Şehir susuz kaldı. Evlerde su yok. Ankara çöktü.' Bakın 'Sıcak kar kuraklığı nedeniyle su kaynakları yeterince beslenemiyor' diye haber yapıyor Anadolu Ajansı. Habertürk 'Acil önlem alınmazsa su krizi ilk olarak tarımı ardından büyükşehirlerdeki yaşamı vuracak' diye yazıyor. Yani ortam, kuraklık, iklim krizi ortada. Hatta kameraları alıyorlar, mahalle mahalle bina bina gezerek, sanki bu şehirde hayat durmuş gibi bir algı üretiliyor. Bugün sabah belediyeye gelirken TGRT Haber'de 'CHP'li belediyelerde su kesintileri yaşanıyormuş. Bunun için de bidon fiyatları artmış' diye haber yapılmış. Şimdi bu ne demek biliyor musunuz? Benim gördüğüm kadarıyla Elazığ Belediyesi'nde su yok. Konya'da sıkıntı var. Bütün Türkiye'de bütün belediyelerde su sıkıntısı var. Amaç şu 'CHP'li belediyeler şehri susuz bıraktı' demek. Ve bunun gibi dezenformasyon politikalarına devam ediyorlar” ifadelerini kullanmıştı.

Muhabir: Şevval Dalgıç