Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Siyaset Okulu Sertifika Töreni'ne katıldı. Burada konuşan Devlet Bahçeli, “Hep söylediğim gibi bizim için siyaset, kısa vadeli ve ucuz kişisel çıkarların dirsek dirseğe yarıştığı bir koşu parkuru değildir. Siyaset; mazisini inkâr ederek popüler söylemlere kapılmışların, dünyayı onlar gibi okuyanların, Türkçe düşünemeyenlerin, meselelere Türkçe bakamayanların, gelişmeleri Türk milletinin yüksek menfaatleri açısından değerlendiremeyenlerin mola yeri ise işimiz değildir” dedi.
Bahçeli’nin konuşmasından satırbaşları şöyle:
"Biz, millete hizmet anlayışımızdan ilhamımızı Bilge Şeyh Edebali’nin Osman Bey’e söylediği ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.’ ifadesinden almakta, siyaset felsefemizi bu düstur üzerine kurmaktayız. Sosyal devlet anlayışıyla, adalet temelli siyasi öncelikler güdüyor; gücümüzü köklü tarihimizden alıyor, milletimizin geleceği için doğru yerde duruyoruz. Bütün politikalarımızı ‘Güçlü devlet, huzurlu millet’ anlayışı çerçevesinde şekillendiriyoruz.
Elbette ki zihin ve değer dünyası karışık olanların, fikri tutarlılıktan yoksun bulunanların, ilkeleri belirsiz siyaset cambazlarının bizi anlayabilmelerine imkân yoktur. Milletin derdiyle dertlenmeyenlerin, menfaati ile sevinmeyenlerin, acısı ile kederlenmeyenlerin bizimle olmaları mümkün değildir.
Devletin temel yapısını hedef alanların, devlet ile kavgaya tutuşanların yaptıkları siyaset değil; olsa olsa faydacı bir etkinlik, anlamsız bir meşguliyettir.
"Ortaya koyduğumuz öncelik ise ‘Terörsüz Türkiye’dir"
Dünya durumu, bölgesel süreçler ve iç politik gelişmeler bugün tam olarak çöl metaforunu çağrıştırmaktadır. Çöl; belirsizlik ve güvensizlik mekânıdır. Her zaman değişimin hızlı olduğu bu mekânda istikrarsızlık ve öngörülemezlik hâkimdir. Hedefinize ulaşacak yönü tayin etme ve doğru yolu bulma oldukça zordur.
Bu mekânda yol bulmak ancak tecrübeyle mümkündür ve ataların sesine, tarihin tecrübesine kulak vermeyi gerekli, hatta zorunlu kılmaktadır. Bunun için stratejik akılla dünya ve bölge denklemindeki jeopolitik oyunlara odaklanmak gerekir. İşte bu nedenlerden dolayı tespitler oldukça önemlidir.
Bugünün içinde tüm yarınlar vardır; yarının içinde de bugün olacaktır. Bu nedenle bugün ne yaptığınız, hangi tercihlerde bulunduğunuz; yarın ne olacağınızın, nesillerinizin ne yaşayacağının kararıdır. Türkiye, gelecek nesillerimizin huzuru ve refahı adına alınmış tarihî bir sorumluluktur.
21. yüzyılın Türk ve Türkiye Yüzyılı olabilmesinin en temel şartı, elbette ki kendi içimizde bir ve bütün olmayı başarmaktır. Bunun için ortaya koyduğumuz öncelik ise ‘Terörsüz Türkiye’dir.
Terörsüz Türkiye; öngörülemezlik, güvensizlik ve istikrarsızlıkla marul bir metafor ile tanımlayabileceğimiz dünya durumunda, tarihsel tecrübeye ve ataların sesine kulak vererek yönünü tayin etmek isteyen Türk milletinin kardeşlik projesidir. Terörsüz Türkiye’nin amacı; emperyalist politikaların kurmuş olduğu düzeni bozmak, bölgede vekil güçler üzerinden yürütülen istikrarsızlaştırma sürecini sona erdirmek ve çatışma dinamiklerini sonlandırmaktır.
"Terörsüz Türkiye devlet politikasıdır"
Terörsüz Türkiye; dünya dengeler sistemi içerisinde Türkiye’yi en sağlıklı, en sağlam pozisyona yerleştirmek, Türk milleti ve devletinin tarihsel varlığını, birliğini ve bütünlüğünü gelecek bin yıla taşımaktır.
Terörsüz Türkiye; bölgesel çatışmaları ve zamanın ruhunu okuyan bir devlet politikasıdır. Bu politika hem siyasi, hem ahlaki, hem de gelecek nesillerimize karşı tarihî bir sorumluluktur. Bu düşünceyle kararlar almalı, kendimizi milletimizin huzurunu ve refahını rehber edinmeliyiz. Hakikat şudur ki; kendi köklerinden, bin yıllık geçmişinden ve kendi hikâyesinin efendisi olmaktan uzaklaşanlar, başkalarının aklıyla tutsak ve hatta köle olmaya mecburdur.
Bunun için zamanında atılmamış bir adımın, kuşaklar boyunca kambur olarak taşınacağı gerçeğinin idrakinde olmalıyız. Terörsüz Türkiye politikasının bin yıllık kardeşlikten ilham aldığını, Cumhur İttifakı olarak devlet ve millet adına bu taşın altına el değil beden konulduğunun bilincinde olmalıyız.
Basit siyasi çıktıları adına iş dünyasıyla yolunu şaşırmış olanların bunu idrak etmeleri mümkün olsa da itiraf etmeleri çok zor, hatta gayrimümkündür. Teslim olmuşların, hakikate gözünü kapatanların, kulaklarını tıkayanların devlet ve millete vereceği hiçbir şey yoktur.
Terörsüz Türkiye politikasının hem bölge hem de ülkemiz açısından ne kadar makul bir siyasi konumlanma olduğunu gören gözler için beyan ortadadır. Görmeyenler içinse zaten söylenecek söz yoktur."




