Başsavcılık tarafından Adli Tıp Kurumu’na gönderilen yazıda, maktulün göğüs bölgesinde tespit edilen kanamanın oluşum zamanı ve travmatik bir bulgu olup olmadığına ilişkin değerlendirme istendi. Otopsi raporunda kalp, akciğer, karaciğer ve böbrek başta olmak üzere çeşitli organlarda ağır otoliz tespit edildiği belirtilirken, bu duruma rağmen mikroskobik incelemelerde elde edilen bulguların nasıl değerlendirildiğinin ayrıntılı olarak açıklanması istendi. Yazıda, Denizolgun’un ağız ve burnunun kapatılması, boynuna bası uygulanması veya göğsüne bastırılması suretiyle öldürülmüş olabileceğine ilişkin tıbbi delil bulunmadığı yönündeki değerlendirmeye de açıklık getirilmesi istendi. Ağız ve burun kapatma eyleminde ağız içinde lezyon bulunmasının zorunlu olup olmadığı ve göğüsteki kanamaların bu yönde travmatik delil sayılıp sayılamayacağı soruldu.
Ayrıntılı açıklama istendi
Başsavcılık, Denizolgun’un 6 Eylül 2016 tarihinde saat 17.00 sıralarında çiftliğe girdiğini, 7 Eylül 2016 günü saat 19.00 sıralarında çiftlik çalışanı tarafından ölü bulunduğunu, olayın ise 8 Eylül günü saat 00.30 sıralarında 155 ihbar hattına bildirildiğini belirtti. Yazıda, Denizolgun’un rahatsızlandığı ilk anda bulunması halinde acil tıbbi müdahaleyle hayatta kalmasının mümkün olup olmadığının değerlendirilmesi istendi. Ayrıca ihbarın geç yapılması nedeniyle cesedin çürümesinin delil elde edilmesini engelleyip engellemediğinin açıklanması istendi.
Dosyada Denizolguna ait herhangi bir tıbbi evrak bulunmamasına rağmen otopsi raporunun sonuç bölümünde yüksek tansiyon ve kalp damar hastası olarak değerlendirilmesinin dayanağı da soruldu. Denizolgun’un kanında tespit edilen metoprolol etken maddesinin hangi hastalık ve durumlarda kullanıldığına ilişkin açıklama istendi. Başsavcılık, dosyada bulunan tüm belge ve bilgilerin yeniden incelenerek yöneltilen soruların yanıtlanmasını ve kesin ölüm nedenine ilişkin ek rapor hazırlanarak gönderilmesini istedi.





