Uzmanlar, bakterilerin zamanla ilaçlara karşı doğal olarak evrim geçirdiğini ancak antibiyotiklerin yanlış ve aşırı kullanımının bu süreci ciddi biçimde hızlandırdığını vurguluyor.
Sıradan enfeksiyonların tedavisi zorlaşıyor, operasyonlar riskli hale geliyor
Dirençli bakterilerin yayılmasıyla birlikte sıradan enfeksiyonların tedavisi zorlaşırken, rutin ameliyatlar ve hayat kurtaran tıbbi müdahaleler de giderek daha riskli hale geliyor.
"2050 yılına kadar antibiyotik direncine bağlı ölümler 39 milyonu aşabilir"
Küresel ölçekte yapılan kapsamlı bir araştırmaya göre, 2050 yılına kadar antibiyotik direncine bağlı ölümler 39 milyonu aşabilir. Çalışma, 2022-2050 arasında bu tür ölümlerin yaklaşık yüzde 70 artacağını ve en büyük risk grubunu yaşlıların oluşturacağını ortaya koyuyor. Araştırmanın kıdemli yazarı Christopher Murray, antimikrobiyal direncin kalıcı ve büyüyen bir tehdit olduğuna dikkat çekiyor.
DSÖ: Kemoterapi, sezaryen ve organ nakli uygulamalarını da tehlikeye atıyor
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) de bu sürecin yalnızca enfeksiyon tedavisini değil, kemoterapi, sezaryen ve organ nakli gibi modern tıbbın temel uygulamalarını da tehlikeye attığını belirtiyor. Uzmanlara göre antibiyotik direnci artık yalnızca hastanelerin değil, tüm toplumun karşı karşıya olduğu bir kriz haline gelmiş durumda.
Dar spektrumlu ilaçlar kullanılarak direnç gelişimi azaltılabilir
Bilim insanları direnci yavaşlatmak için hızlı tanı teknolojilerine büyük önem veriyor. Yeni geliştirilen genom dizileme, yapay zekâ ve taşınabilir test sistemleri sayesinde enfeksiyona neden olan bakteriler saatler içinde belirlenebiliyor. Bu da geniş spektrumlu antibiyotikler yerine yalnızca hedef bakteriyi yok eden dar spektrumlu ilaçların kullanılmasını sağlayarak direnç gelişimini azaltıyor.
Araştırmalar, klasik antibiyotiklerin ötesine geçen yeni tedavilere de odaklanıyor. Bakterileri hedef alan virüsler, CRISPR tabanlı gen düzenleme yöntemleri, antimikrobiyal peptitler, nanopartikül taşıyıcı sistemler ve mikrobiyom tedavileri geleceğin alternatif tedavileri arasında görülüyor. Uzmanlar, tek bir mucize ilaç yerine çok yönlü bir mücadele yaklaşımının şart olduğunu vurguluyor.
Antibiyotik direnci tarım, atık sular, çevre ve küresel ticaret yoluyla da yayılıyor
Antibiyotik direncinin yalnızca hastanelerde değil; tarım, atık sular, çevre ve küresel ticaret yoluyla da yayıldığı belirtiliyor. Tarımda kullanılan antibiyotiklerin dirençli bakterileri insanlara taşıdığı, atık suların ise çevresel risk alanları oluşturduğu ifade ediliyor. Bu nedenle çözümün tıp, tarım, mühendislik ve kamu sağlığını birleştiren “tek sağlık” yaklaşımıyla mümkün olacağı belirtiliyor.
Uzmanlara göre ilaç şirketlerinin yeni antibiyotik geliştirmesini teşvik edecek politikalar da kritik önem taşıyor. ABD’de gündemde olan abonelik modeli gibi reformlarla firmalara satış miktarına bağlı olmadan destek verilmesi planlanıyor. Yetkililer; doğru politikalar, yenilikçi tedaviler ve bilinçli antibiyotik kullanımıyla bu küresel tehdidin kontrol altına alınabileceğini vurguluyor.



