Eski AK Parti Mardin Milletvekili Orhan Miroğlu, Kürt diasporasındaki aydın ve sanatçılara yönelik eleştirilerini sosyal medya platformu X’te paylaştı. Miroğlu, Avrupa’ya göç eden Kürtlerin müzik ve edebiyat üretiminde yetersiz kaldığını belirterek, bunun “entelektüel bir gerilik” yarattığını ifade etti.

Miroğlu, sürgündeki bazı Kürt aydınlarının uzun yıllar yaşadıkları ülkelerin dilini öğrenmemesi ve kültürel üretimde bulunmamasını eleştirerek, bu durumun yalnızca siyasi baskılarla açıklanamayacağını kaydetti.

“Nobel almış, koskoca Yaşar Kemal’e ne düşündüğünü sormaz mısınız?”

Miroğlu’nun X’te yaptığı paylaşım şöyle;

Muhtemelen sırası mı şimdi diyeceksiniz ama ben de o zaman peki sırası onyıllardır hiç gelmemişse, sırası ne zaman gelecek diye sorabilirim.

Ülkesinden yazar, siyasi aktör gibi stranbêj gibi vasıf ve faaliyetlerle Avrupa’ya göç eden birçok Kürt aydını orda bir arpa boyu yol kat etmeden bir çeşit entelektüel geriliğe nasıl sürüklendi!

Meclis'te bir ilk: Dövizleri CHP'li vekiller astı, AK Partili vekil söktü
Meclis'te bir ilk: Dövizleri CHP'li vekiller astı, AK Partili vekil söktü
İçeriği Görüntüle

İnsan bir ülkede on yıllar kalır da, o ülkenin dilini bile öğrenmeden nasıl geri gelir! İnsanın repertuarında yüzlerce stran varken, Avrupa’da bu stranlara bir tane bile ilave etmeme tembelliğine kendini nasıl mahkum eder?!

Kürt dili edebiyatı, kültürü ve siyasi kazanımları için verdiği mücadele nedeniyle ülkesini terk etmek zorunda kalan aydınlar, sürgün yaşadığı İsveç’te Kürtçe roman yazan Mehmet Uzun’u koro halinde nasıl intihalle şunla bunla suçlar?

Fransa ve Rusya’da milyon satış rakamına ulaşan romanların yazarı Kürt Yaşar Kemal’e karşı Nobel’e çok yaklaştığı bir zamanda, Kürt destanlarını Türkçe yazıyor diyerek kampanyalar düzenlemek nasıl bir akıl tutulmasıdır?!

Nobel demişken, Orhan Pamuk’un Nobel’i aldığı günlerde Yaşar Abiyle Nişantaşı’nda bir kebapçıda buluştuk.

Türkiye’den bir yazar ilk defa Nobel almış, koskoca Yaşar Kemal’e ne düşündüğünü sormaz mısınız?

Sordum elbette, Yaşar Abi hiç bir kıskançlık belirtisi göstermeden çok kısa bir yorum yaptı:

- Orhan bu ödülü çok istiyordu Miroğlu, alması iyi oldu dedi.

Yaşar Ağabey’in Nobel’i alma ihtimali o yılda çok konuşuldu, burdan yola çıkarak, “Abi senin hakkın değil miydi bu ödül” dediğimde verdiği cevap net oldu:

- Kürtler engel oldu buna dedi ve sonra o engel için çalışan bir iki Kürt aydınının ismini söyledi ki, yazmayayım kalsın!

“Kürtler geride bırakılan mirasa bile sahip çıkamadılar”

Kürdün Kürd’e yaptığı kötülükleri hatırlamadan, Kürt aydınlarının Avrupa ve daha yenilerde ABD’deki varlığını konuşmak, Edip Hoca’nın sözünü ettiği ve bugün artık kaçınılmaz hale gelen diaspora tarihi konusunda bir muhasebeye oturmak pek de mümkün görünmüyor.

Kişisel başarılar var elbette.

Ama dünyada bir Filistin bir Hindistan entelektüel varlığından kuvvetle söz edilebilirken bir Kürt entelektüel varlığından söz edilememesinin sebepleri üzerinde durmak elbette çok önemlidir.

“Kürt meselesi artık Avrupa Birliğinin İç sorunudur” denilen yıllardan, Sarkozy gibi devlet adamlarının, Fransızlar’a ve Avrupalılar’a dönerek “ Türkiye’yi AB’ne alırsanız, Kürdistan meselesini Avrupa’ya taşırsınız” propagandasıyla seçimlere girdiği, Miterand ailesine dost olabilmiş Paris Kürt Enstitüsü’nün Başkanı Kendal Nazan’a daha 70’li yıllarda ortaya koyduğu başarı hikayesi nedeniyle özendiğimiz zamanlar geçiyor gözlerimin önünden…

Canip Yıldırım ağabeyin deyimiyle, fireze tutmadı, tutar gibi görünen şahsiyetlerin geride bıraktığı mirası dahi doğru dürüst sahiplenemedi Kürtler!

PKK bu meselenin tarihinde elbette makbul bir yerde durmuyor. Vaktiyle Belçika’da bir arkadaşıma misafir olmuştum.

Eve girmek için arabasını bir sokağa park ettiğinde dediğini hatırlıyorum:

Şu gördüğün sokaklarda ne kadar çok kovalandık bir bilsen!

Evet Kürt aydınlarını birileri şiddet yöntemleri uygulayarak Avrupa sokaklarında kovaladı durdu, öldürülenler oldu. Bu durum Kürt diyaspora tarihinin bir parçası, önemli bir hafızası. Ama Kürt diyaspora tarihi salt bu hafıza üzerinden de okunabilir mi, emin değilim.

Avrupa’ya sürgünlüğün sonucunda oluşan diyasporasının entelektüel zayıflığı sanırım salt bununla açıklanabilecek bir hadise değildir. Belki bir muhasebeye oturulur, haksız yere kişilik katline uğratılan, ihanetle suçlanan Kürt aydınlarından kuvvetli bir özür dilenir ve Kürt aydınlarının kendini daha özgür hissettiği siyasi zamanlarda daha derinden ve içerden konuşuruz bir gün!

Tarihe daha nice nice kayıtlar düşmeden ölmeye niyeti yok kimsenin!

Muhabir: Kadir Gürhan