Esenyurt’un seçilmiş Belediye Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer, İlke TV’de yayınlanan "Ahmet Ayva’yla Konuşma Zamanı" programına konuk olarak gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. Kendisine yönelik hukuki süreci değerlendiren Özer, hem görevden alınma gerekçelerini eleştirdi hem de Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) içinde devam eden kurultay ve yönetim tartışmalarına yönelik görüşlerini paylaştı.

Katıldığı televizyon programında hakkındaki tutuklama kararı ve belediyeye kayyım atanması sürecine değinen Prof. Dr. Ahmet Özer, Esenyurt'ta düzenlediği festival üzerinden hedef gösterildiğini savundu. Festival kapsamında Kürt sanatçı Rojda’nın sahne almasının suç unsuru gibi yansıtılmasına tepki gösteren Özer, "Ya hani biz kardeştik?" sorusunu yönelterek, bazı çevrelerin ülkede barış ortamının tesis edilmesini istemediğini ve bu doğrultuda engeller çıkarıldığını ifade etti.

"Siyaset bir kan davasına dönüşmemeli"

Son dönemde CHP içinde hukuki ve siyasi boyutuyla tartışılan "mutlak butlan" konusuna ve parti içi dengelere de değinen Ahmet Özer, eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'na yönelik eleştirilerde bulundu.

Kılıçdaroğlu'nun kurultay sonrasındaki siyasi tutumunu doğru bulmadığını belirten Özer, "Kemal Bey kurultayı kaybettikten sonra içinde kin biriktirmiş. Siyaset bir kan davasına dönüşmemeli" ifadelerini kullanarak parti içi muhalefetin mevcut yönetime karşı yürüttüğü politikalara tepki gösterdi.

Özer, yerine kayyım atanması ve tutuklanmasına ilişkin konuşarak şu ifadeleri kullandı:

“E peki kardeşim, bu kadar haksızlık olur mu? Olmaması lazım. Yani insanlar bana diyorlar ki, sana bunları yapan bize neler yapmaz diye. Bir soru daha, ne geçti devletin eline, neyi elde etti bir yıl beni hapiste tutmakla, benim yerime kayım atamakla? Hiçbir şey elde etmedi. Sadece orada herhalde birileri, işte Esenyurt’un rantları için orada bulunuyor. Öte taraftan Barış’a zarar verdi.”

Tutukluyken iki şeye üzüldüğünü vurgulayan Özer, “Bir, Esenyurt’ta 6-7 ayda çok büyük hizmetler yaptım. Bütün Esenyurt halkı buna şahittir. Yapılan anketler, bugün seçim olsa yüzde 70’le halk bizi destekliyor. Benim kara kaşım kara gözüm için değil. 7 ayda yaptığım olağanüstü hizmetlerdi. Gece gündüz demeden çalıştım. Çünkü dedim ki, bu halk bana güvendi, beni seçti, ona layık olmam lazım. Bir de ben okumuş gelmiş, profesör olmuşum. Bir profesörün de bu işleri iyi yaptığını göstermeliyim ki insanlar eğitime biraz yönelsin. Ama ne yaptılar? Pat diye önümüzü kestiler” diye konuştu.

‘Hukuk çözülürse toplum çürür’

Esenyurt Belediyesi’nin organize ettiği bir konserde Kürt sanatçı Rojda’nın sahne almasına dair çok sayıda tepkiyle karşılaştığını hatırlatan Özer, şöyle dedi:

“Ben mesela Yılmaz Güney Müzesi, Ahmet Kaya Konservatuvarı, Yaşar Kemal Kütüphanesi, Dengbejler Akademisi kurdum. Ben bir festival yaptım, 500 bin insan geldi. Bir de Rojda’yı da çağırdım. Doğudan, batıdan, kuzeyden, güneyden insanlar geldi. Orada Kürtler de yaşıyor. Rojda da geldi, Kürtçe söyledi. Beni bundan dolayı yargıladılar. Ya kardeşim, hani biz kardeşiz? Hani biz türkülerimizi, stranlarımızı beraber söyleyeceğiz? Horonlarımızı beraber tepip, halaylarımızı birlikte çekeceğiz? Ben o zaman zaten Barış ve Kardeşlik kentli mottosunun altını doldurmaya çalışıyordum. Sonra beni bu tür uydurma şeylerle yargılamaya çalıştılar. Bu doğru bir şey değil. Ben bundan dolayı kızgın değilim, kırgın değilim ama bana yapılmış bu haksızlığın başkalarına yapılmasını asla arzu etmem. Çünkü eğer barış olacaksa, kardeşleşmek olacaksa bizi bir arada tutan temel hukuk olmalıdır. Hukuk çözülürse, bozulursa toplum çürür. Toplum da çözülür.”

‘Bazıları barış olmasını istemiyor’

Programda Devlet Bahçeli ile yaptığı görüşmeye ilişkin de konuşan Özer, Bahçeli’nin kendisine yönelik yargı sürecine tepki gösterdiğini belirtti. Özer, “Bahçeli, bana verilen o cezadan dolayı büyük bir tepki gösterdi. Ben daha içerideyken ‘Ahmet Özer’in ne işi var burada’ dedi. Sonrasında barış sürecine yaptığı katkıdan dolayı kendisine teşekkür ettim. Çok verimli ve güzel bir görüşme geçti aramızda” dedi.

Bahçeli’nin görüşmede sürece ilişkin değerlendirmelerini de aktaran Özer, şunları söyledi:

“Bana diyorlar ki sen Öcalan’a niye ‘kurucu önder’ diyorsunuz? Peki kardeşim bu örgütü Öcalan kurmamış mı? dedi ki ‘Sayın Hocam, iki nokta arasındaki en kestirme yol nedir?’ Bir doğrudur dedim. Bir eğri de çizebilirsiniz. Bu sadece kaynak ve zaman israfı olur.”

Özer, Bahçeli’nin silahların yakılması ve sürece ilişkin yaklaşımına dair sözlerini de aktararak, “Silahları eğer gömselerdi tekrar çıkarma anlamına gelebilirdi. Getirip teslim etselerdi sanki size diz çöktürdük algısı oluşabilirdi. Ancak kendi iradeleriyle yakmaları, bu silahları bir daha kullanmayacağız anlamında önemli oldu” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu 'konvoy'la İstanbul'a geliyor
Kılıçdaroğlu 'konvoy'la İstanbul'a geliyor
İçeriği Görüntüle

Sürece ilişkin değerlendirmelerini sürdüren Özer, yasal zemin tartışmalarına dikkat çekerek, “E şimdi tabii ki bir yasal zemin olmadığı zaman nasıl gelecekler? Şimdi onun altyapısı oluşturulmaya çalışılıyor. Ve biz de katkı vermeliyiz. Burada armudun sapı, üzümün çöpü demenin bir anlamı yok. Kötü niyetli insanlar hem ipe un serer hem de olayı enfekte etmek için elli dereden su getirir. Çünkü bazıları barış olmasını istemiyor” dedi.

‘Kemal bey kurultayı kaybettikten sonra içinde kin biriktirmiş’

Programda Kemal Kılıçdaroğlu’nun mutlak butlan kararıyla CHP Genel Başkanlığına getirilmesine ilişkin süreç ve sonrasındaki gelişmelerle ilgili değerlendirmelerde bulunan Özer, sürecin farklı siyasi dinamikleri içerdiğini söyledi.

Ahmet Ayva’nın “Sizinle daha önce program yapmıştık, Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığı döneminde. Onun bu sürece nasıl dahil olduğunu düşünüyorsunuz? Siz nasıl yaklaşıyorsunuz bu meseleye?” sorusuna Özer, şu yanıtı verdi:

“Bunun iktidarla ilgili yanı vardır. Hem şimdiki seçimi hem belki Erdoğan sonrası sistemi dizayn etme ile ilgili bir yönü vardır. Hem Kemal Bey’in kurultayı kaybetme biçimi ve sonra bunu kendisi içinde bir kin biriktirmeye yönelik yanı vardır. Hem Özgür Özel ve ekibinin adayı göstermediği kişilerin bu süreçte onun etrafında birikerek, CHP’yi ele geçirdikten sonra birer aktör olarak tekrar ortaya çıkma gibi bir yapısı var.”

Siyasette “kin ve intikam” duygusuna yer olmaması gerektiğini vurgulayan Özer, bu yaklaşımın uzun vadede zarar vereceğini belirterek, “Siyasette kin gütmek olmaz. Siyaset bir kan davasına dönüşmemeli” dedi.

CHP’nin Türkiye siyasetindeki konumuna da değinen Özer, çok partili sisteme geçişten bu yana partinin uzun süre tek başına iktidar olamadığını hatırlattı. Özer, “Cumhuriyet Halk Partisi ilk kez bu seçimde birinci parti oldu ve toplumda iktidar olabilme umudu yeşerdi” ifadelerini kullandı.

Seçmen davranışına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Özer, oy verme tercihlerini yalnızca ekonomik faktörlerin belirlemediğini söyleyerek, “Ekonomi yüzde 25-30 civarında belirleyicidir. Asıl belirleyici olan süreç içerisinde oluşmuş karakterler ve alışkanlıklardır” dedi.

Demirtaş’ın son yazısında söz ettiği ‘umut’ meselesine atıf yapan Özer, bu umudun korunması gerektiğini belirterek, “Bu butlan meselesi, bu umuda yapılmış bir saldırıdır” dedi.

Özer, konuşmasının devamında siyaset ve toplumsal sorumluluğa dair, “Gelecek umut demektir. Tarih bilinci ise geçmişten ders alarak geleceğe yürümeyi sağlar. Bize düşen sadece mevki, makam, günü kurtarmak değil; çocuklarımızın nasıl bir ülkede yaşayacağının yükü de bizim omuzlarımızdadır” ifadelerini kullandı.

Kaynak: İlke TV