Eski MİT yöneticisi Kaşif Kozinoğlu’nun 2011 yılında cezaevinde şüpheli şekilde hayatını kaybetmesine ilişkin hazırlanan yeni bilirkişi raporu, dikkat çekici bulguları gün ışığına çıkardı. Mezarından alınan numuneleri DW Türkçe’den Alican Uludağ’a değerlendiren Adli Tıp Uzmanı Prof. Dr. Çağlar Özdemir, elde edilen verilerin antimon zehirlenmesine işaret ettiğini ve topraktan bulaş olasılığının dışlandığını açıkladı.
Eski MİT yöneticisi Kaşif Kozinoğlu'nun Silivri 1 No'lu L Tipi Cezaevi'nde 12 Kasım 2011 tarihinde şüpheli ölümüyle ilgili yeni bilirkişi raporu Silivri Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildi. Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan 19 Ekim 2026 tarihli 9 sayfalık raporda, Kozinoğlu'nun mezarı açıldıktan sonra alınan yeni numuneler değerlendirildi.
Soruşturma kapsamında Kaşif Kozinoğlu'nun defnedildiği İstanbul Ümraniye'deki Kocatepe Mezarlığı'nda 11 Eylül 2026'da fethi kabir işlemi gerçekleştirilmişti. 54 kilogram ağırlığındaki Kozinoğlu'nun naaşı otopsi için Adli Tıp Kurumu'na getirilmiş, mezar toprağından ve Kozinoğlu'nun bedeninden 36 adet numune alınmıştı. Rapora göre numunelerde yüksek oranlarda toksik madde antimon maddesine rastlandı. Ancak sadece teknik bulgulara yer veren uzmanlar, savcılığın tüm sorularına adli tahkikat dosyasının da gönderilerek Adli Tıp Birinci İhtisas Kurulu'ndan görüş alınmasının uygun olacağını bildirdi.
Adli Tıp Uzmanı Çağlar Özdemir’den değerlendirme
Raporu inceleyen Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Çağlar Özdemir, rapordaki bulguların ve yapılan tespitin söz konusu toksik maddenin defin sonrası topraktan bulaş ve geçiş olasılığını dışladığını belirtti. Numunelerin toksikolojik analiz sonuçlarını inceleyen Özdemir, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Çok sayıda örnekte molibden, kadmiyum, antimon, kurşun, nikel, arsenik, vanadyum ve kobalt gibi maddelerin saptanmış olduğuna dikkat çeken Özdemir, mezar ve mezarlığın farklı bölgelerinden alındığı tahmin edilen toprak örneklerinde kurşun, nikel, arsenik, vanadyum ve kobalt değerlerindeki yüksekliğin (dokularda saptanan miktarlardan 200 kata varan oranlarda fazla) dikkat çekici olduğunu ifade ederek, bunların normal olarak kabul edilebilir sınırlar içerisinde olduğunu ifade etti."
Ancak solucan ve toprak dışındaki tüm örneklerde antimon saptandığını ve bu tespitin defin sonrası topraktan bulaş-geçiş olasılığını dışladığını kaydeden Özdemir, bunun zehirlenme olasılığını güçlendirdiğine işaret etti. Sabunlaşmış dokulardan birinde 720 ng/g, saçta 548 ng/g, tırnakta 7002 ng/g saptanmış olmasının antimon zehirlenmesine güçlü bir şekilde işaret ettiğini dile getiren Özdemir, kan ve idrar analizi yapılamamış olmasına rağmen cesetle ilişkili diğer örneklerde saptanan yüksek değerlerin de ölüm öncesi toksik/ölümcül dozda antimon maruz kalımını desteklediğini vurguladı.
Özdemir, vücut dokularında ve vücutla ilişkili örneklerde yüksek düzeyde antimon saptandığına ve ölüm sonrası topraktan bulaş-geçiş dışlandığına göre antimonun vücuda girişinin ölüm öncesi bir maruz kalım olduğunu kaydetti. Bu konudaki kanaatinin Adli Tıp Kurumu Birinci İhtisas Kurulu'nun da ölümü antimon zehirlenmesi ile ilişkilendireceği yönünde olduğunu belirten Özdemir, "Aksi bir görüşte bulunmaları, bu toksik değerleri bir mantık silsilesi ve bilimsel bir yorumla açıklayabilmelerini gerektiriyor" dedi.
Nihai karar için ek inceleme ve bulgular gerekiyor
Özdemir, ölüm sebebinin daha sağlıklı bir zeminde yorumlanabilmesi için başka bilgi ve değerlendirmelere ihtiyaç olduğuna da dikkat çekti:
"Kaşif Kozinoğlu'nun ölümü öncesinde tıbbi bir yakınması olup olmadığı, genel sağlık durumu. Ölümü sonrasında Kasım 2011'de gerçekleştirilen otopsi ile elde edilen bulguların otopsi sırasında çekilen fotoğraflarla değerlendirilmesi. Otopsi sırasında alınan örneklerin histopatolojik/mikroskobik inceleme bulguları. Kesit ve camlar saklanıyordur, gerekirse tekrar incelenebilir, raporlanabilir."
Kasım 2011'de gerçekleştirilen otopsi sırasında alınan örneklerin toksikoloji sonuçlarının da önem taşıdığını belirten Özdemir, bu bulguların tespitinde yeni teknolojik olanakların da kullanılması gerektiğine işaret etti:
"Hatırladığım kadarıyla ilgili tarihte Adli Tıp Kurumu toksikoloji laboratuvarları gerek cihaz altyapısı gerekse kullanılan yöntemler açısından yetersizdi. Özal'ın ölümü ile ilgili iddialar karşısında Ekim 2012’de gerçekleştirilen feth-i kabir/otopsi sonrasında cihazlar, dolayısı ile analiz yöntemleri dünya standartlarına taşındı, örnekler imha edilmiştir, tekrar analiz etme şansı yok tabii, yine de sonuçları görmek lazım."
Zehirli antimon maddesi nedir?
Antimonun ağır bir metal olduğuna dikkat çeken Özdemir, dünya literatüründe 1900'lü yılların başında bu maddenin ağız yoluyla kullanımında cinayet vakaları olduğunu söyledi. Özdemir, günümüzde özellikle madencilik, otomotiv, akü imalatı, lehim, cam ve plastik endüstrisinde çalışan kişilerde mesleki maruz kalımlara bağlı zehirlenmelerle karşılaşıldığını kaydetti.
Özdemir, "Ancak somut olay özelinde oral yol/ağızdan alım dışında olası bir yol izlenmiyor. Tat ve kokuyu maskeleyebilecek içecek ya da gıdalara karıştırılmak sureti ile verilmesi mümkün. Ani ölüme neden olabilecek yüksek doz bir oral alımda, bulantı-kusmanın ön planda olduğu klinik bulgular ortaya çıkıyor. Ölüm ise sıklıkla kalpte gelişen aritmiden kaynaklanıyor. Somut olayda özellikle gastrointestinal belirtilerin olup olmadığını bilmiyoruz. Otopsi bulguları üzerinden geri dönük olarak değerlendirmek lazım" dedi.
OdaTV soruşturması kapsamında 10 Mart 2011'de tutuklanan Kozinoğlu'nun ölümünün ardından başlatılan soruşturma ölüm nedeni "kalp krizi" olarak açıklanarak 2012'de takipsizlikle sonuçlanmıştı. Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Kozinoğlu'nun ölümüyle yaklaşık 15 yıl sonra yeniden başlatılan soruşturmada şimdiye kadar 9 kişi tutuklandı. Soruşturma devam ediyor.





