Hürriyet yazarı Abdulkadir Selvi, PKK lideri Abdullah Öcalan'ın "darbe mekaniği" sözlerini hatırlatarak "Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın iradesi sağlam bir şekilde ortada dururken, Bahçeli’nin çizgisinden bir milim sapma olmazken, MİT Başkanı İbrahim Kalın sahadaki çalışmalarını sürdürürken, Meclis Komisyonu İmralı’ya gitmişken, Öcalan bu kesimi kastediyor olamaz dedim. Çünkü, Türkiye’de irade sağlam bir şekilde devam ediyordu. Bunun üzerine objektifimi Kandil’e ve DEM Parti’ye çevirdim" dedi.
PKK lideri Abdullah Öcalan, yaptığı açıklamalarda "darbe mekaniği" ifadesini kullandı. Hürriyet yazarı Selvi, iktidarın ve komisyonun çalışmaları devam ettirdiğini, Öcalan'ın DEM Parti ve Kandil'i işaret ettiğini savundu.
Selvi'nin konuya ilişkin olarak kaleme aldığı yazısı şöyle:
"Öcalan zaman zaman “darbe mekaniği”ne dikkat çekiyor. Son dönemlerde birkaç kez buna değinme ihtiyacı hissetti. Terörsüz Türkiye sürecine yürekten inanan biri olarak endişelendim. Sürece ilişkin olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın iradesi sağlam bir şekilde ortada dururken, Bahçeli’nin çizgisinden bir milim sapma olmazken, MİT Başkanı İbrahim Kalın sahadaki çalışmalarını sürdürürken, Meclis Komisyonu İmralı’ya gitmişken, Öcalan bu kesimi kastediyor olamaz dedim. Çünkü, Türkiye’de irade sağlam bir şekilde devam ediyordu. Bunun üzerine objektifimi Kandil’e ve DEM Parti’ye çevirdim.
Kandil'de neler oluyor?
Öcalan’ın çağrısı üzerine bir grup teröristle birlikte silahları ateşe atan PKK’nın iki numaralı ismi Bese Hozat’ın “Af istemiyoruz” çıkışı Kandil’de bir şeyler olduğunu işaretiydi. Bese Hozat silahları 11 Temmuz’da yaktı. 29 Kasım tarihinde ise sürecin ruhuna aykırı olan bu çıkışı yaptı. 141 gün içinde Kandil’de ne yaşandı? Bese Hozat neden Öcalan karşıtı bir çizgiye savruldu? Bu neyi gösteriyordu? Bu, Kandil’deki darbe mekaniğinin işlediğini ve Öcalan’ın iradesine rağmen süreç karşıtlarının egemen olduğunu gösteriyordu. Bu tavır kendini, SDG’nin altına imza attığı 10 Mart Mutabakatı’nı uygulamamasında ve Halep’te Kandil’in son ana kadar “kalın ve savaşın” talimatını vermesiyle gösterdi.
Meclis heyeti içinde İmralı’ya giden DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Koçyiğit Kılıç’ın “Öcalan’ın YPG’nin kendisini lağvetmesi yönünde bir açıklaması olmadı” çıkışı, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın “Öcalan’ın çağrısında SDG yoktu” açıklaması da bunu gösteriyordu. Bu iki isim Kandil’deki süreç karşıtlarının siyasi uzantısını oluşturuyor. Öcalan’ın da işaret ettiği gibi Kandil’de darbe mekaniği işledi ama ne oldu? Bu kez Terörsüz Türkiye sürecini bitiremediler. Tam aksine SDG-YPG’nin Suriye’de üst üste bozguna uğramasına neden oldu. Daha bunlar iyi günleri..."





