Haber: Betül Vural

Dünya genelinde HIV pozitif vakaları azalırken Türkiye’de arttığının açıklanması, kamuoyunda endişe yarattı. Dünya Sağlık Örgütü’nün konu hakkında dikkat çektiği Çekya, Slovenya gibi ülkeler arasına giren Türkiye’de HIV artışı verileri dikkat çekti. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Gülgün Dilek Arman, erken tanı ve tedavinin öneminin altını çizdi.

HIV ve AIDS’in farkını açıklayan Arman, şu ifadeleri kullandı:

‘’HIV enfeksiyonu, İnsan Bağışıklık Yetmezlik Virüsü’nün vücuda girmesiyle oluşan bir durumdur. Başlangıçta solunum yolu enfeksiyonu gibi bazen lenf bezlerinin şişmesi şeklinde kendini gösterir. Bazen de belirtiler 2-4 hafta içinde geriler ve sessiz yani belirtisiz uzun bir dönem şeklinde seyreder. Ancak bu süre zarfında da virüs yavaş da olsa vücutta çoğalmaya ve savunma hücrelerini azaltmaya devam eder.

AIDS ise bağışıklık sisteminin ciddi şekilde zayıflamasına ve belirli enfeksiyonlara veya kanserlere karşı direncin azalmasına neden olan ileri bir aşamadır. Tedavi edilmeyen HIV enfeksiyonu 7-15 yıl içinde AIDS’e dönüşür, ancak erken teşhis ve tedavi ile HIV’in ilerlemesi önlenebilir.’’

Türkiye'de ilaç krizi büyüyor: Epilepsi ilacının satışı sonlandırıldı Türkiye'de ilaç krizi büyüyor: Epilepsi ilacının satışı sonlandırıldı

‘’HIV virüsü anneden bebeğe de bulaşabilir’’

HIV virüsünün en yaygın olarak cinsel ilişki yoluyla bulaştığını belirten Arman, ‘’Bunun yanında kan yoluyla ve anneden bebeğe bulaşması da söz konusu olabilir. HIV, tükürük, ter veya hava yoluyla yayılmaz’’ dedi.

HIV virüsünün erkek ve kadın bireylerde çok benzer bir gelişim gösterdiğini dile getiren Arman, ‘’Virüsün artışıyla birlikte savunma hücreleri azalır ve tedavisiz kalan olgularda 10-15 yıl gibi bir sürenin sonunda bağışıklık yetmezliği durumu ortaya çıkar’’ ifadelerini kullandı.

Erken tanı ve tedavinin önemi

HIV virüsünde erken tanı ve tedavinin önemine dikkat çeken Arman, ‘’Tedaviye erken başlamak ve düzenli olarak kullanmak, hastalığın ilerlemesini kontrol altına alırken bir yandan da bulaşma riskini azaltır. Tedavi cinsel yolla bulaşın önlenmesinde %99, damardan ilaç kullanımı ile bulaşın önlenmesinde %74 etkilidir’’ diye konuştu.

Düzenli sağlık kontrolü, test ve tedavinin gerekliliğini vurgulayan Arman, ‘’Cinsel yaşam başlangıcı ile birlikte en az yılda bir kez jinekolojik-ürolojik muayene ve cinsel yolla bulaşan hastalıklar açısından kontrol gereklidir. Enfekte kişiye düşen sadece tedavisini çoğu zaman günde 1 tablet olmak üzere düzenli almak ve böylece kandaki virüs yükünü saptanamayacak düzeye düşürerek bulaştırıcılığı ortadan kaldırmaktır’’ şeklinde konuştu.

‘’Kişilerin toplumda damgalanacağı endişesi taşımadan özgürce test yaptırabilecekleri koşulları sağlayabilmeliyiz’’

HIV virüsü taşıyan kişilerin ayrımcılığa uğramasının, erken ve etkin tedaviyi engellediğini hatırlatan Arman, ‘’Kişilerin toplumda damgalanacağı ve ayrımcılığa maruz kalacağı endişesi taşımadan özgürce test yaptırabilecekleri ve böylece etkin tedaviyi uygulayabilecekleri koşulları sağlayabilmeliyiz. Böylece bulaştırıcılığın azaltılmasına destek olabiliriz’’ dedi.

‘’HIV vakaları son 10 yılda 4 kat arttı’’

Arman, son olarak Türkiye’de HIV vakalarının son 10 yılda 4 kat artış gösterdiğini ortaya koyan verilere değindi. Türkiye’de artışın çok belirgin olduğunu ifade eden Arman, ‘’Sadece son 2 yılda vaka sayısı yarı yarıya azalmış gibi duruyor. Ama bu muhtemelen Covid sebebiyle ortaya çıkan teste ulaşım sorunuyla ilgili. 2023 verilerinde yine 2020 öncesinde olduğu gibi 4 binin üstünde yıllık vaka sayısıyla doğal seyrine dönecektir’’ diyerek sözlerini sonlandırdı.

Editör: Betül Vural