Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın tekrar adaylığını açıklanmasına ilişkin olarak, "Sayın Erdoğan cumhurbaşkanı adayı olmak istediği takdirde olacaktır. Çünkü yıllar önce ana muhalefet partisi 'Aday olabilmesi için erken seçim yapılması lazımdır' dedi. Sonra da anayasa yorumcuları 'Bir hafta önce de olsa bir ay önce de olsa erken seçim erken seçimdir' diyerek bu kapıyı sonuna kadar açtı. CHP'nin resmi genel başkanı ve CHP içerisinde yaşananlara bakıldığı zaman iktidarın ve Sayın Erdoğan'ın ve de Sayın Devlet Bahçeli'nin arzu ettiği politik ortam her geçen gün daha da şekillenmektedir" dedi.
Kılıç, partisinin MYK toplantısı ardından gündeme dair açıklamalarda bulundu. Kılıç, Van-Erciş kara yolunda devriye görevi yapan jandarma aracıyla ticari aracın kazası sonucu şehit olan Jandarma Uzman Çavuş Samet Karabulut'a rahmet, yaralananlara geçmiş olsun dileklerini iletti.
Kılıç, şunları kaydetti:
“36. NATO Zirvesi 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde toplanıyor. Konjonktür ve Türkiye’yi çevreleyen savaşlarla bir arada düşünüldüğünde NATO tarihinin en kritik zirvesi. Türkiye bu zirvede veren değil, alan olmalıdır. Üretici ortağı olduğumuz, parasını ödediğimiz, binlerce parçasını ürettiğimiz F-35 savaş uçaklarını teslim almalıyız. Mevcut envanterin bel kemiği olan F-16 savaş uçaklarının modernizasyon projesinin onayı alınmalıdır. NATO’nun Türkiye’ye borcu olan Patriot savunma sistemlerinin teslimatı yapılmalıdır. NATO’dan geriye kalan, çektiğimiz trafik çilesi olmamalı, Türkiye, stratejik müttefiklikle bağdaşmayan tehdit ve kuşatmalardan kurtulmalıdır. Bu zirve, NATO’nun Türkiye’de yeni bir üs kurmasıyla sonuçlanmamalıdır.”
"Konuşulması gereken muhalefetin adayı ya da adaylarının kim olacağıdır"
Kılıç, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Bir muhabirin, "Dün AKP Sözcüsü Ömer Çelik, 'AK Parti'nin adayı önümüzdeki seçimlerde Recep Tayyip Erdoğan' dedi. Ya anayasa değişikliği ya da Meclis'ten geçmesi lazım. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusuna şöyle yanıt verdi:
"Ben doğrusu yargıda alınacak kararların, atılacak adımların iktidarın çok yakın ve sıkı takibi, denetimi altında olduğunu görüyorum. Yani iktidar bir şeyi hukuka ve anayasaya nasıl uyduruyorsa toplumun geneli o şekilde bir kabul içerisine giriyor. Dolayısıyla Sayın Erdoğan'ın cumhurbaşkanı adaylığını tartışmanın bir faydasına kani değil. Sayın Erdoğan cumhurbaşkanı adayı olmak istediği takdirde olacaktır. Çünkü yıllar önce ana muhalefet partisi 'Aday olabilmesi için erken seçim yapılması lazımdır' dedi. Sonra da anayasa yorumcuları 'Bir hafta önce de olsa bir ay önce de olsa erken seçim erken seçimdir' diyerek bu kapıyı sonuna kadar açtı. Bugün yapılması gereken Sayın Erdoğan'ın cumhurbaşkanı adaylığını tartışmak değildir. Olmak istediği takdirde aday olacaktır. Bugün konuşulması gereken muhalefetin cumhurbaşkanı adayı ya da adaylarının kim olacağıdır? Sayın Erdoğan'ı Cumhurbaşkanlığı seçimi yarışında muhalefetin hangi isimle zorlayacağıdır. Muhalefetin bunu konuşması lazım ama muhalefette de başta ana muhalefet partisi olmak üzere maalesef çok büyük bir dağınıklık var. CHP'nin resmi genel başkanı ve CHP içerisinde yaşananlara bakıldığı zaman iktidarın ve Sayın Erdoğan'ın ve de Sayın Devlet Bahçeli'nin arzu ettiği, istediği politik ortam her geçen gün daha da şekillenmektedir diye düşünüyoruz."
"AP'nin raporundan rahatsızlarsa üyelik sürecini sonlandırarak kurtulabilirler"
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye Raporu’na ilişkin eleştirilerini değerlendirmesi istenen Kılıç, şunları söyledi:
"Avrupa Birliği'nin Türkiye raporları hiçbir zaman Türkiye'ye 'lokum sepeti' gibi sunulmadı. Her zaman Türkiye'ye yönelik çok sert eleştirilerde bulundular. Raporun satır başlarına başlıklarına ben de baktım. Rapor gerçekten kabul edilemez ibareler içeren bir rapor. Rapor hiç hakkaniyetli değil. Rapor adaletli değil, rapor eşitlikçi değil, dengeli değil. Her şeyden evvel o raporda Türkiye ile ilgili bahsettikleri yaşanan problemlerin kahir ekseriyeti Avrupa Birliği'nin Türkiye'nin tam üyelik sürecine yönelik ilgisizliğinden, alakasızlığından, ikiyüzlülüğünden, sahtekarlığından kaynaklanmaktadır. Eğer Avrupa Birliği, Maastricht kriterleri noktasında, Kopenhag kriterleri noktasında Türkiye'nin yaptıklarının karşılığı olarak nice Doğu bloku ülkesini üyeliğe alırken Türkiye'yi de almış olsaydı bugün bu raporda bahsedilen konuların çoğu gündemimizde bile olmayacaktı. Avrupa iki yüzlü, Avrupa sahtekar, Avrupa'nın Türkiye'nin tam üyelik sürecine yönelik yaklaşımı tam manasıyla üçkağıtçı bir yaklaşım, güvenilir değil, tekin değil, endişe verici bir yaklaşım. Türkiye'yi bu süreçte niye tutuyorlar? Çünkü Türkiye onlar için bir ön karakol durumunda. Göç dalgalarına karşı bir ön karakol, uyuşturucu trafiğine karşı bir ön karakol, terör konusunda bir ön karakol. Türkiye'yi kaybetmek istemiyorlar. Türkiye'yi içine de almak istemiyorlar. Az önce pasaport ve vize meselesinden bahsettim. Tam üye adayı olan Türkiye adaylığımızın kökleri 1950'li yıllara gidiyor. 70 yıllık bir adaylık süreci olan Türkiye'nin vize konusunda bile adeta gerilmesi kabul edilebilir bir durum değildir.
"Alternatifimiz var"
Avrupa Birliği bize bir söylüyorsa bizim onlara bin söyleyecek haklı durumlarımız var. Ama mahkeme kararlarına uyulmaması Anayasa Mahkemesi'nin hak ihlali kararlarına Türk yargısının riayet etmemesi gibi çok haklı bir takım eleştiriler de var. Bunu da görmezlikten gelemeyiz. Sayın Bahçeli iktidar ortağıdır. Eğer Avrupa Birliği'nin raporlarından rahatsızlarsa, gerçekten üyelik sürecini sonlandırarak Avrupa Birliği'nin bu raporlarına muhatap olmaktan kurtulabilirler. Bizim önerimiz bu mudur? Değildir. Bizim önerimiz nedir? Mademki üyelik sürecinin içindeyiz. Gereğini yerine getirin. Her şeyden evvel vatandaşlarımızın serbest dolaşım hakkını kurtaracak, koruyacak bir hamleyi gerçekleştirin. Yani ya onurlu bir ilişki, onurlu bir birliktelik olsun Avrupa Birliği-Türkiye ilişkilerinde ya da bırakalım onlar yoluna biz yolumuza gidelim. Alternatiflerimiz var. Her şeyden evvel bizim için D-8'ler var. D-60 var. D-160'lar var. Avrupa Birliği bizim için olmazsa olmaz değil. Ama bugünkü hükümet için mademki olmazsa olmazdır, o zaman bir şeyleri doldurmaları elzemdir."




