Gıda güvenliğinin doğrudan halk sağlığı meselesi olduğunu vurgulayan Kanko, sahte ve tağşiş edilmiş ürünlerin vatandaşların sofralarına kadar ulaşmasının kabul edilemez olduğunu belirtti.

İstanbul'da beyaz ekmeğin gıda boyasıyla renklendirilerek tam buğday ekmeği gibi satıldığına ilişkin iddialara dikkat çeken Kanko, vatandaşın en temel gıda maddelerine bile güvenemez hâle geldiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Aziz Sancar ile görüştü
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Aziz Sancar ile görüştü
İçeriği Görüntüle

"Sahte sucuk, at ve eşek eti, sahte bal, tağşiş zeytinyağı..."

TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada gıda sahtekârlığının farklı boyutlarına dikkat çeken Kanko, şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye'de artık vatandaşın sofrasındaki ekmek bile sahtekârlığın konusu oldu. İstanbul'da beyaz ekmeği boyayla renklendirip tam buğday ekmeği diye satıyorlar.

Sahte sucuk, et ürünlerinde at ve eşek eti, tağşiş edilmiş zeytinyağı, sahte bal, pestisit kalıntılı sebze ve meyveler...

AKP iktidarına soruyorum: Vatandaş ne yiyecek, neye güvenecek?

Gıda sahtekârlığı büyüyor, halk sağlığı tehdit ediliyor, iktidar ise seyrediyor. Siz, vatandaşın sofrasını bile koruyamayan, denetimsizliği olağanlaştıran bir iktidarsınız.”

"Çocuklarımızın sağlığı söz konusuyken bu duyarsızlık kabul edilemez"

Gıda güvenliğinin yalnızca ticari bir denetim meselesi olmadığını, milyonlarca insanın yaşamını ve sağlığını doğrudan ilgilendirdiğini belirten Kanko, özellikle çocukların, yaşlıların ve kronik hastalığı bulunan vatandaşların karşı karşıya kalabileceği sağlık risklerine dikkat çekti.

Kanko, “Çocuklarımızın, yaşlılarımızın, milyonlarca insanımızın sağlığı tehlikedeyken bu duyarsızlık kabul edilemez. Vatandaşın satın aldığı ürünün gerçekten ne içerdiğini bilmesi en temel hakkıdır. Devletin görevi de bu hakkı korumaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

"Bakan Yumaklı, Tarım ve Orman Bakanlığı ne ne iş yapıyor?"

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı'ya doğrudan seslenen Kanko, gıda denetimlerinin etkinliğinin ve caydırıcılığının kamuoyu önünde açıklanması gerektiğini vurguladı.

Kanko, konuşmasında şu soruları yöneltti:

  • Halk sağlığını tehdit eden gıda sahtekârlıklarına karşı denetimler neden yeterince caydırıcı olamıyor?
  • Taklit ve tağşiş yaptığı belirlenen işletmelere hangi yaptırımlar uygulanıyor?
  • Vatandaşın tükettiği ürünlerin güvenilirliğini sağlamak için hangi somut önlemler alınıyor?
  • Pestisit kalıntıları ve sağlığa zararlı maddeler konusunda denetimler nasıl yürütülüyor?
  • Gıda güvenliğini tehdit eden işletmelerin yeniden aynı ihlalleri yapması nasıl önlenecek?

"İnsan sağlığı ranttan ve siyasi çıkarlardan daha önemlidir"

Gıda güvenliğinin siyasi tartışmaların ötesinde, doğrudan insan yaşamını ilgilendiren bir kamu sorumluluğu olduğunu ifade eden Kanko, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Bakan İbrahim Yumaklı'ya soruyorum: Tarım ve Orman Bakanlığı ne iş yapıyor? Denetimler nerede?

Buradan açıkça söylüyorum: Halkın sağlığıyla oynayanlardan hesap sorun, vatandaşın sofrası sahtekârların insafına bırakılamaz.

İnsan sağlığı ranttan, siyasi çıkarlardan daha önemlidir.

Vatandaşın ekmeğine, çocuklarımızın sütüne, soframızdaki ete, bala, zeytinyağına kadar uzanan bu sahtekârlık zincirine karşı etkili denetim ve caydırıcı yaptırımlar şarttır.

Halkın sağlığını korumak devletin asli görevidir. Hiç kimsenin vatandaşın sağlığı üzerinden haksız kazanç elde etmesine göz yumulmamalıdır.

Vatandaşın sofrası sahtekârlara, halkın sağlığı fırsatçılara teslim edilemez!”

Muhabir: Ömer Taşkaldıran