Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta eğitim kurumlarında yaşanan silahlı saldırılara ilişkin sert ifadeler kullandı.
Ağıralioğlu, çocukların güvenle bulunması gereken okul ortamlarında yaşananların derin bir toplumsal yara açtığını belirterek, “Çocuklarımızın neşesini teneffüs zilinin kesmesi gereken yerde, kurşun sesleri susturdu. Ölümü anlatsan anlamayacak yaşta çocuklarımız ölümle tanıştı” dedi.
Yaşanan acının aileler üzerindeki yıkıcı etkisine dikkat çeken Ağıralioğlu, evlatlarını okula gönderip akşam onları bekleyen anne ve babaların yaşadığı tarifsiz acıyı dile getirdi.
Siyasetin sorumluluğu vurgulandı
Saldırıların ardından sorumluluğun yalnızca bireylerle sınırlı olmadığını ifade eden Ağıralioğlu, “Bu utanç bizim, yani siyasetin payına düşmüştür” diye konuştu.
Toplumun çocuklara güvenli bir yaşam alanı sunmakta yetersiz kaldığını söyleyen Ağıralioğlu, “Biz nasıl bir memleket kurduk ki çocuklarımız okulda ölümle tanışıyor?” sözleriyle mevcut tabloyu eleştirdi.
Çocukların yaşadığı travmanın uzun vadeli etkilerine de dikkat çeken Ağıralioğlu, küçük yaşta böyle bir gerçekle karşılaşmanın derin izler bırakacağını vurguladı.
Çocukların korunmasının yalnızca ailelerin değil, devletin de sorumluluğu olduğunu belirten Ağıralioğlu, daha kapsamlı bir koruma ve denetim mekanizması çağrısında bulundu.
Eğitimden sosyal hayata kadar geniş bir alanda önlem alınması gerektiğini ifade eden Ağıralioğlu, çocukların şiddetten, ihmalden ve olumsuz çevre koşullarından korunmasının bir “beka meselesi” olduğunu söyledi.
Ağıralioğlu, açıklamalarında yalnızca güvenlik değil, toplumsal duyarlılık ve ortak sorumluluk vurgusu yaparak, yaşanan acıların bir daha tekrarlanmaması için bütüncül politikalar geliştirilmesi gerektiğini dile getirdi.
Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, yurt dışı temasları kapsamında bulunduğu Almanya’da Kanal Avrupa’nın canlı yayın konuğu oldu. Avrupa Masası isimli programda önemli açıklamalar yapan Genel Başkan Ağıralioğlu, özetle şunları söyledi:
“Memlekette zordur particilik. Parti kurmak zordur. Bu şartlarda tutunmak daha zordur. Bütün bunlara rağmen muhasebelerimizi yaptık. Partiyi kendiniz kurarsanız tutmuyor. Partiyi milletin kalbine kurmanız lazım. Millet; kalbine kurulmuş olan partileri sahipleniyor. İttifakı masada kurarsanız olmuyor. Milletin kalbinde ittifak yaparsanız oluyor. Dolayısıyla egemen olan milletse, irade milletinse, her hakikatinizle millete emanet olmalısınız. Milletin dediği ve beklediği istikamette yürümelisiniz. O yüzden biz partimizin istişaresini uzun yaptık. Bu uzun istişareden çıkarabildiğimiz sonuç şu: biz memleketin ne olacağına odaklanmış bir mesuliyetin; ne olacağız diye kariyer planı yapmanın değil, memleketimiz ne olacak diyebilmenin, partim demeden devletim, partim demeden milletim, ayırmadan partili partisiz 86 milyon ailemiz diyebilmenin mesuliyetine kurulduk.
Hobi bahçeleri sorunu…
Hobi bahçeleri yapıldı Türkiye’de. Apartmanlara bağlı yaşamak zorunda kalan insanlar özellikle pandemi döneminde böyle küçük hobi bahçeleri almaya başladı. Küçük bungalov ile başladı, sonra büyüdü. Alanlar büyüdü, prefabrikler yerleştirildi. 1 milyonun üzerinde vatandaş arazilerine hobi bahçeleri yaptı. Bu mekanizmanın suistimale açık tarafları vardı. Yapanlar, tarlalara yaptıkları için işlerini görenlere hediye de verdiler. Belediyede imkânı olan yol döktürdü. Nüfuzu olan su getirdi. Biraz daha hatırlı olanlar elektrik bağlattı. Sonra bir gün devlet, bizim devletin çalışma sistematiği böyle: “Tarım arazilerine biz böyle bir şey yaptırmayız” dedi. Bu bir milyon ev yapılırken gözü olmayan devletin, bu bir milyon ev yapılırken bunu görmeyen devletin, hatta buralara yol, elektrik, su gelirken bunu umursamayan devletin, sonra birden aklı başına gelip, “Yahu kardeşim, tarım arazilerine böyle bir şey yaptırır mıyız biz?” dedi. Millette aferin bir hassasiyet taşıyorlar falan demeye hazırlanırken, aklıevvel birisi de deyivermiş ki “Efendim, bunu yaparsak çok oyumuz gider.” Sayın Cumhurbaşkanımız sonra “Bunu bir daha bir gözden geçirelim” diyor. Bunu bir daha gözden geçirmenize sebep olan şey ne; oy! Vatandaşı paraya, nakite, oya mı çevireceğiz biz yani... AK Parti’ye hatırlatayım; “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” derseniz düzelir. Ama parola şu; “İnsanı yaşat ki taksit alasın, insanı yaşat ki onları nakite çeviresin, insanı yaşat ki oradan para kazanasın, döviz kazanasın.” Vatandaş böyle yatırım aracına dönüştürülmemeli.
Bedelli askerlik vatandaşını kaybettirmemeli!
Bu askerlik sorununu da para diye konuşmayın! 8 bin euro bedelli askerlik hizmetine eşleştirdiğiniz para; “neyse ben Türk vatandaşlığından çıkayım” demeye sebep oluyorsa; siz de kendi vatandaşlarınızı böyle kaybediyorsanız, ya bu paranın canı çıksın kardeşim. Bunu 2 bin lira yapın. Çok mu zor yani? Buradan para mı kazanılır? Kendi vatandaşınızı para gibi görmezseniz çözersiniz! Bu askerlik de dahil, burada çifte vatandaşlık da dahil bu süreçleri yönetsinler ki hem buranın kuvveti olsunlar hem sizin varlığınız olsunlar. İkisinin arasında bir tercihe zorlayıp, para yüzünden kendi vatandaşlarınızı kaybetmeyin. Dolayısıyla bunlarla ilgili düzenleme yapılması şarttır…”




