Yapay zeka teknolojilerinin çalışma hayatında giderek daha fazla kullanılması, istihdamın geleceğine ilişkin tartışmaları da beraberinde getiriyor. Bazı işlerde çalışan ihtiyacını azaltabilen teknoloji, yeni meslek alanlarının oluşmasına da zemin hazırlıyor.

Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Murat Kırık, yapay zekânın Türkiye’de istihdam üzerindeki etkisini, risk altındaki meslekleri ve çalışanların bu dönüşüme nasıl hazırlanması gerektiğini Elips Haber’e değerlendirdi.

“Yapay zekâ meslekleri değil, görevleri dönüştürüyor”

‘Yapay zekânın istihdam üzerindeki etkisini değerlendirirken, işlerin tamamen ortadan kalkmasıyla işlerin içindeki bazı görevlerin otomatikleştirilmesini birbirinden ayırmak gerekiyor’ diyen Kırık, “Bugün gördüğümüz temel değişim, her mesleğin yok olması değil, o mesleği yerine getirirken kullanılan yöntemlerin değişmesi. Uluslararası Çalışma Örgütünün (ILO) 2025 tarihli araştırması, dünya genelinde her dört çalışandan birinin üretken yapay zekâdan bir ölçüde etkilenebilecek bir meslekte bulunduğunu ortaya koyuyor. Ancak araştırma, mesleklerin çoğunda tamamen işten çıkarılmaktan ziyade görevlerin dönüşmesinin daha olası olduğuna dikkat çekiyor. Türkiye verileri, yapay zekânın iş dünyasına girişinin hızlandığını gösteriyor. TÜİK'in 2025 Yapay Zekâ İstatistikleri'ne göre, yapay zekâ kullandığını bildiren girişimlerin oranı 2021'de yüzde 2,7 iken 2025'te yüzde 7,5'e yükseldi. Büyük işletmelerde bu oran yüzde 24,1'e ulaştı. Bilgi ve iletişim sektöründe faaliyet gösteren girişimlerin yüzde 47,1'inin yapay zekâ kullanması da dönüşümün özellikle dijital işlerde yoğunlaştığını ortaya koyuyor. Bu veriler, yapay zekânın Türkiye'de çalışma hayatına girdiğini gösteriyor; ancak tek başına kaç kişinin işini kaybettiğini kanıtlamıyor” ifadelerini kullandı.

“İstihdamdaki düşüş doğrudan yapay zekâya bağlanamaz”

Kırık, konuşmasına şu şekilde devam etti; “Türkiye'deki istihdam tablosuna da bu ayrımı gözeterek bakmak gerekiyor. TÜİK'in 2025 İşgücü İstatistikleri'ne göre istihdam edilenlerin sayısı bir önceki yıla kıyasla 54 bin kişi azalarak 32 milyon 566 bine geriledi; işsizlik oranı ise yüzde 8,3 olarak gerçekleşti. Ancak bu gerilemeyi doğrudan yapay zekâya bağlamak doğru olmaz. Ekonomik büyüme, işletmelerin maliyet politikaları, sektörlerdeki daralma ve diğer ekonomik gelişmeler de istihdamı etkiliyor. Türkiye'de yapay zekânın kaç kişiyi işinden ettiğini kesin biçimde söyleyebilmek için meslek ve sektör bazında daha ayrıntılı verilere ihtiyaç var”

“Rutin işler ve kariyerinin başındaki çalışanlar risk altında”

“Riskin en fazla hissedilebileceği alanlar, tekrarlanan ve belirli kurallara göre yürütülen görevlerin yoğun olduğu işler. Veri girişi, rutin raporlama, temel müşteri hizmetleri, standart içerik üretimi ve bazı idari işlemler yapay zekâ tarafından daha hızlı gerçekleştirilebiliyor. Bu durum, aynı iş hacminin daha az çalışanla yürütülmesine veya yeni personel alımının azaltılmasına yol açabilir. Özellikle kariyerinin başındaki çalışanlar açısından risk, yalnızca mevcut işini kaybetmek değil, eskiden deneyim kazanmak için yapılan başlangıç düzeyindeki görevlerin de otomatikleştirilmesidir. Bununla birlikte her işletmede aynı etkinin ortaya çıktığını söylemek mümkün değil.”

“Yapay zekâ yeni iş alanları da oluşturuyor”

Yapay zekânın yeni iş alanları ve yeni uzmanlık ihtiyaçları da oluşturduğuna işaret eden Kırık, “Veri analizi, yapay zekâ sistemlerinin denetlenmesi, siber güvenlik, yazılım geliştirme, otomasyon yönetimi ve dijital içerik üretimi bunların arasında yer alıyor. Dünya Ekonomik Forumu'nun 2025 Geleceğin Meslekleri Raporu, işverenlerin beklentilerine dayalı olarak 2030'a kadar küresel ölçekte 170 milyon yeni iş fırsatının oluşabileceğini, 92 milyon mevcut işin ise ortadan kalkabileceğini öngörüyor. Bu, 78 milyonluk net artış beklentisi anlamına geliyor. Ancak bunlar Türkiye'ye özgü gerçekleşmiş rakamlar değil; küresel iş gücü piyasasına ilişkin öngörüler” dedi.

“Türkiye'de beceri açığı dönüşümün önündeki engellerden biri”

‘Teknolojik dönüşümün çalışanlar arasındaki fırsat eşitsizliğini artırabileceğini söyleyen Kırık, oluşabilecek asıl riskleri ise şöyle sıraladı;

Dijital check-up için 350 bin kişi sıraya girdi!
Dijital check-up için 350 bin kişi sıraya girdi!
İçeriği Görüntüle

“Burada asıl belirleyici unsur, çalışanların yapay zekâyla birlikte çalışmayı öğrenmesi olacak. TÜİK'in 2025 araştırmasında, yapay zekâ kullanmayı düşündüğü hâlde henüz kullanmayan girişimlerin yüzde 74,2'si ilgili uzmanlık eksikliğini önemli bir engel olarak gösteriyor. Bu veri, Türkiye'de dönüşümün önündeki temel sorunlardan birinin beceri açığı olduğunu ortaya koyuyor. Çalışanların yalnızca yapay zekâ araçlarını kullanması yeterli olmayacak; üretilen sonuçları sorgulaması, yanlış bilgileri ayırt etmesi, verileri koruması ve insan muhakemesini sürece katması da gerekecek. Eğitim kurumları ve işletmeler bu becerileri geliştirmediği takdirde teknolojik dönüşüm, çalışanlar arasındaki fırsat eşitsizliğini artırabilir.”

“Asıl risk, çalışanların dönüşüme hazırlıksız yakalanması”

“Kısacası yapay zekâ Türkiye'de istihdamı hem azaltabilecek hem de dönüştürüp yeni iş alanları oluşturabilecek bir teknoloji. Bugün elimizdeki veriler, yapay zekânın yaygınlaştığını gösteriyor; fakat Türkiye'deki iş kayıplarının ne kadarının doğrudan bu teknolojiden kaynaklandığını ortaya koymuyor. Asıl risk, yapay zekânın kullanılması değil, bu dönüşümün çalışanlar hazırlıksız yakalanırken gerçekleşmesi. İşletmelerin verimlilik artışını yalnızca personel azaltarak sağlamaya çalışması yerine çalışanlarını yeniden eğitmesi, devletin mesleki dönüşüm programlarını güçlendirmesi ve üniversitelerin eğitim içeriklerini güncellemesi gerekiyor. Gelecekte avantaj sağlayacak olan, yapay zekânın yerini aldığı çalışan değil; yapay zekâyı doğru kullanan, denetleyen ve onun üretemediği insanî katkıyı sunabilen çalışan olacaktır.”

Muhabir: Şevval Dalgıç