Başkentte ücretsiz kent gezileri yeniden başlıyor
Başkentte ücretsiz kent gezileri yeniden başlıyor
İçeriği Görüntüle

Türkiye’de insan hakları alanında çalışan isimlerin karşı karşıya kaldığı yargı süreçleri, uluslararası kamuoyunun gündeminde. Birleşmiş Milletler uzmanları tarafından yayımlanan son açıklama, özellikle avukatlar ve sivil toplum temsilcilerine yönelik suçlamalara dikkat çekerek, mevcut uygulamalara son verilmesi çağrısında bulundu.

Uzmanlar, terörle mücadele mevzuatının kullanım biçiminin ifade özgürlüğü, örgütlenme hakkı ve savunma faaliyetleri üzerinde baskı yarattığını belirtti. Açıklamada, bu durumun yalnızca hukukçuları değil, hak arama mücadelesi veren geniş bir kesimi etkilediği ifade edildi.

İHD üyelerine örnekler

Anka'nın haberine göre, açıklamada İnsan Hakları Derneği üyelerine yönelik çeşitli davalara yer verildi.

Hatice Onaran’ın, cezaevindeki tutuklulara sağladığı destek nedeniyle “terörizmin finansmanı” suçlamasıyla 4 yıl 2 ay hapis cezası aldığı, daha sonra sağlık gerekçesiyle tahliye edildiği aktarıldı.

Avukatlar Osman Süzen ve Suna Bilgin hakkında da “silahlı terör örgütü üyeliği” suçlaması yöneltildiği belirtilirken, Suna Bilgin’in 6 yıl 3 ay hapis cezasına mahkûm edildiği, Osman Süzen’in ise beraat ettiği kaydedildi.

Avukatlara yönelik kaygı

Uzmanlar, özellikle Suna Bilgin hakkındaki mahkûmiyet kararının avukatlık faaliyetleriyle bağlantılı olmasının endişe verici olduğunu vurguladı.

Geçtiğimiz dönemde İnsan Hakları Derneği üyeleri Tuğba Kahraman ve Mehmet Acettin hakkında da benzer suçlamaların yöneltildiği, İsmail Boyraz’ın ise bir protestoya katıldığı gerekçesiyle soruşturma geçirdiği bilgisi paylaşıldı.

Açıklamada, avukatların güvenliğinin sağlanmasının devletin temel yükümlülüğü olduğu hatırlatılarak, hukukçuların yıldırma ve misillemeye karşı korunması gerektiği ifade edildi.

Uluslararası hukuk çağrısı

Birleşmiş Milletler uzmanları, Türkiye’ye terörle mücadele mevzuatını uluslararası insan hakları hukuku ile uyumlu hale getirme çağrısı yaptı.

Bu kapsamda yasaların; yasallık, gereklilik, orantılılık ve ayrımcılık yapmama ilkeleri doğrultusunda düzenlenmesi gerektiği belirtildi. Ayrıca bu düzenlemelerin ifade özgürlüğü, barışçıl toplanma ve örgütlenme haklarını sınırlamak amacıyla kullanılmaması gerektiği vurgulandı.

Uzmanlar, benzer kaygıların daha önce de 2020 ve 2023 yıllarında Türkiye’ye iletildiğini hatırlatarak, Türk hükümetiyle temasların sürdüğünü bildirdi.

Kaynak: Haber Merkezi