Smart Solar fabrikasında Birleşik Metal-İş Sendikası’na üye işçilerin sürdürdüğü grev devam ederken, işten çıkarmalara ilişkin yeni gelişmeler yaşandı. Sendika tarafından yapılan açıklamaya göre, aralarında işyeri temsilcilerinin de bulunduğu 44 işçi, tazminatsız şekilde işten çıkarıldı.
Evrensel'den Murat Uysal ve Andaç Aydın Arıduru'nun aktardığına göre, Birleşik Metal-İş’te örgütlenen Smart Solar işçileri, toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde ücret artışı ve sendikal haklar konusunda anlaşma sağlanamaması üzerine greve çıktı. Sendikanın aktardığı bilgilere göre, işveren tarafından ilk olarak ücret artışı teklif edilmedi, ardından yüzde 6’ya karşılık gelen yaklaşık 3 bin TL’lik zam önerisi sunuldu. Bu teklifin kabul edilmemesi üzerine grev süreci başladı.
Grev sürecinde işverenin üretimi sürdürmeye çalıştığı, sevkiyatların polis eşliğinde yapıldığı ve fason üretim uygulamalarının devreye sokulduğu iddia edildi. Sendika, bu uygulamaların grev kırıcılığı anlamına geldiğini savundu.
Sendika tarafından yapılan açıklamada, grev sürecinde İş Kanunu’nun 25/2 maddesi kapsamında, kamuoyunda “Kod 46” olarak bilinen gerekçeyle toplam 44 işçinin işten çıkarıldığı belirtildi. Kod 46, işverenin “ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranış” iddiasıyla tazminatsız fesih yapmasına olanak tanıyor. İşten çıkarılanlar arasında sendika işyeri temsilcilerinin de bulunduğu ifade edildi.
Birleşik Metal-İş Gebze 1 No’lu Şube Başkanı Selçuk Çifci, işten çıkarmaların ardından yaptığı açıklamada, sürecin yeni bir aşamaya geçtiğini belirtti. Çifci, sendikanın tutumunun net olduğunu vurgulayarak, işten çıkarılan tüm işçilerin işe iade edilmemesi halinde toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin yapılmayacağını söyledi.
İşten çıkarılan işçilerden biri olan Birleşik Metal-İş işyeri temsilcisi Varol Bektaş, grev sırasında gerçekleştirildiğini öne sürdükleri sevkiyatlara itiraz ettikleri için hedef alındıklarını belirtti. Bektaş, sevkiyatların grev kurallarına aykırı olduğunu düşündüklerini ve bu nedenle duruma müdahil olduklarını ifade etti.
Bir diğer işyeri temsilcisi Emine Azak ise grevin 87 günü aşkın süredir devam ettiğini, özellikle uzun süren grevin işçiler üzerinde ekonomik baskı yarattığını dile getirdi. Azak, işten çıkarmaların sendika açısından kabul edilemez olduğunu ve işe iadelerin ön koşul olduğunu belirtti.
Smart Solar’daki grev, metal işkolunda MESS Grup Toplu İş Sözleşmesi sürecinin devam ettiği bir dönemde, fiilen üretimin durduğu nadir grevlerden biri olarak öne çıkıyor. Taraflar arasındaki görüşmelerin nasıl ilerleyeceği ve hukuki sürecin nasıl sonuçlanacağı önümüzdeki günlerde netlik kazanacak.
CHP’li Taşçıer: Patronlar Çalışma Bakanlığı’ndan cesaret alıyor
CHP Milletvekili ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Politika Kurulu Başkanı Gamze Taşçıer, Smart Solar’daki süreci Anayasa’ya ve grev hakkına açık bir saldırı olarak değerlendirdi. Taşçıer, patronların bu kadar pervasız davranabilmesini Çalışma Bakanlığı’nın sessizliğine bağladı: “Burada 87 gündür süren bir direniş var. Bakanlık kulağının üstüne yatmış durumda. Bu sessizlik patronlara cesaret veriyor.”
Taşçıer, işçilerin “hırsızlık” gibi suçlamalarla itibarsızlaştırılmasının kabul edilemez olduğunu vurguladı: “Alın terinden bahsedecek en son kişilerden biri Çalışma Bakanı’dır. Eğer gerçekten alın terinin yanındaysa, burada işçinin yanında durmalıdır.” Taşçıer, konunun Meclis gündemine taşınacağını ve sürecin takipçisi olacaklarını duyurdu.
Bayhan’dan Bakan Işıkhan’a soru önergesi: Kod 46 baskı aracına dönüştürüldü
İskender Bayhan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın yanıtlaması istemiyle Meclis’e soru önergesi verdi. Önergede, polis eşliğinde yapılan sevkiyatın hukuki dayanağı, grev kırıcılığında kolluğun kimin talimatıyla hareket ettiği, Kayseri’deki Vespa Enerji üzerinden yürütüldüğü belirtilen fason üretim iddialarına neden işlem yapılmadığı soruldu.
Bayhan, Kod 46’nın sendikal faaliyetlerde bir baskı ve yıldırma aracına dönüştürüldüğünü vurgulayarak, işten çıkarılan işçilerin işe iadesi için Bakanlığın hangi somut adımları atacağını sordu. Ayrıca kamu teşvikleriyle büyüyen Smart Solar hakkında neden etkili bir denetim mekanizması işletilmediğini de gündeme getirdi.
‘Bu mücadele tüm işçi sınıfının mücadelesidir’
Bayhan, Smart Solar’da 44 işçinin Kod 46 ile işten atılmasını, patronun ve iktidarın işçi sınıfına dönük ortak saldırı hattının bir parçası olarak değerlendirdi. Bayhan, yaşananların yalnızca bir fabrika içi uyuşmazlık değil, grev hakkını, sendikal örgütlenmeyi ve anayasal kazanımları hedef alan planlı bir saldırı zinciri olduğunu vurguladı. Bayhan, Smart Solar’ın teşviklerle, vergi indirimleriyle büyük kârlar elde ederken işçilere önce yüzde sıfır zam dayattığını, ardından onur kırıcı teklifler sunduğunu hatırlatarak, patronun daha baştan “saray rejiminin grev yasakçı, sendikal hakları yok sayan tutumundan” cesaret aldığını ifade etti. Grev sürecinde ise fabrikanın grev kırıcılığa başvurduğunu, beyaz yakalı mühendisler üzerinden üretimin fasona kaydırıldığını, fabrikadan malzeme çıkarıldığını ve peş peşe suç işlendiğini belirtti.
Bu hukuksuzlukları açığa çıkaran işçilerin ise Kod 46 gibi “hırsızlık, dolandırıcılık ve her türlü yüz kızartıcı suçun doldurulduğu” bir torbayla tazminatsız şekilde işten atıldığını vurgulayan Bayhan, gelinen noktayı şöyle tarif etti: “Kendi anayasasında ve kendi kanunlarında kalan son hak kırıntılarını bile yok sayan bir sömürü düzeniyle karşı karşıyayız. Patron, ‘nasıl olsa bir yolunu bulurum, saray düzeni arkamda’ diyerek alenen grev kırıyor, suç işliyor ve bunun karşılığında emniyetiyle, yargısıyla korunuyor.”
Bayhan’a göre süreç, sendikanın yetki almasına yapılan itirazlardan başlayarak sıfır zam dayatmasına, grev kırmaya ve nihayetinde tazminatsız işten atmalara uzanan bilinçli bir saldırı hattı olarak işletiliyor. Bu nedenle Smart Solar’daki direnişin anlamı tek bir fabrikayla sınırlı değil: “Bu mücadele, hukuk tanımaz ve kural tanımaz sömürücülerin tamamının başvurduğu yöntemlere karşı tüm işçi sınıfının kazanımı olacaktır.”
Metal işkolunda devam eden MESS toplu sözleşme sürecine de dikkat çeken Bayhan, saray rejimi ile patron örgütlerinin grev yasaklarını yeniden devreye sokmayı planladığını, en küçük işçi kazanımını bile kendisine tehdit sayan bir sömürücü azınlıkla karşı karşıya olunduğunu söyledi.
Bayhan’a göre Smart Solar işçilerinin kazanımı, Temel Conta’dan metal işçilerine kadar bütün işçi sınıfının kazanımı anlamına gelecek. Çünkü bugün ücretlere, sendikal haklara, grev hakkına ve örgütlenme özgürlüğüne yönelen saldırılar tek tek işyerlerine değil, doğrudan doğruya işçi sınıfının tamamına yönelmiş durumda.
Atar: Hedef alınanlar işçilerin kazanılmış haklarıdır
Birleşik Metal-İş Genel Başkanı Özkan Atar, Smart Solar işçilerinin üç yıldır süren mücadelesinin, yalnızca bir fabrika içi hak arayışı olmadığını, tüm metal işçilerini ve işçi sınıfını ilgilendiren bir sınav olduğunu vurguladı. Atar’a göre, Smart Solar işçilerinin sendikanın tanınmamasıyla başlayan hak ihlalleri, grev kırıcılığı girişimleri ve son olarak işten atmalarla yeni bir aşamaya taşındı.
“Üç aydır devam eden grev sürecinde işverenin grevimizi kırmaya, işçilerin grev hakkını fiilen ortadan kaldırmaya yönelik uygulamaları sendikamız tarafından defalarca tespit edildi, belgelendi ve hem adli mercilerle hem de kamuoyuyla paylaşıldı” diyen Atar, buna rağmen yetkili mercilerin etkin bir adım atmadığını söyledi. Aralarında işyeri temsilcilerinin de bulunduğu 39 işçinin hukuksuzca işten çıkarıldığını belirten Atar, şunları ifade etti:
“Yasaların açık hükümlerine rağmen işverenin grevci işçilerin ürettiği ürünleri farklı illerde ürettirmesi, işçilerin anayasal hakkı olan grev hakkının fiilen ortadan kaldırılmasına göz yummak anlamına geliyor. Smart Solar’da yaşananlar, yalnızca bu fabrikayı değil, tüm metal işçilerini ve işçi sınıfını yakından ilgilendiriyor. Çünkü grev hakkı hedef alındığında ve sendikal örgütlenmeye sessiz kalındığında, bedelini tüm işçi sınıfı öder.”
Atar, metal işçilerine düşen görevi de net biçimde ortaya koyuyor:
“Smart Solar işçilerinin mücadelesini kendi mücadeleniz olarak görün, sınıf dayanışmasını büyütün ve grev kırıcılığına karşı ortak bir duruş sergileyin.”
MESS görüşmeleri sürerken hükümet ve patronların işçilere dönük tüm hakları hedef aldığını vurgulayan Atar, “Ücretlerin baskılandığı, güvencesizliğin yaygınlaştırıldığı, kazanılmış hakların gasbedildiği ve grevlerin fiilen yasaklanmaya çalışıldığı bu düzene verilecek yanıt, lokal değil birleşik ve mücadeleci bir hat olmalıdır” dedi.
Atar, Smart Solar işçilerinin kararlılığını örnek göstererek sözlerini şöyle tamamladı: “Bize düşen, bu saldırılar karşısında geri adım atmayan; işyerlerinden sokaklara uzanan, örgütlülüğü ve dayanışmayı büyüten, mücadeleyi ortaklaştıran bir kararlılıkla hareket etmektir. Unutulmamalıdır ki bu mücadele yalnızca bugünü değil, geleceğimizi de savunma mücadelesidir. Smart Solar işçilerinin kazanımı, tüm işçi sınıfının kazanımı olacaktır. Grevimiz mutlaka Smart işçilerinin zaferi ile taçlanacaktır.”





