KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu, Kürt sorununun çözümü kapsamında başlatılan süreç, muhalefete yönelik baskılar ve PKK lideri Abdullah Öcalan ile ilgili 'statü' tartışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Medya Haber TV’de yayınlanan özel programa katılan Karasu, süreçten beklentilerinin olduğunu, devlet yetkililerinin açıklamaları ile 'sürecin yolunu muğlaklaştırıldıklarını' belirtti ve şöyle devam etti:
"Süreç bitiyor mu? Bitmek üzere mi? Bu yönlü tartışmalar vardı. Bu da Türk devletinin adım atmaması yaklaşımından kaynaklanıyordu. Biz nasıl yaklaşıyoruz? Biz gerçekten hâlâ Barış ve Demokratik Toplum çağrısına cevap olmaya çalışıyoruz. Bu sürecin ilerlemesini istiyoruz, yaklaşımımız bu."
“Çözüm olacaksa hangi adımın atılması gerekir?”
Karasu "Eğer bir süreç olacaksa, Kürt sorununun çözümü için adım atılacaksa ne olması gerekir?" sorunu sorarak şunları söyledi:
"Yüzyıllık anlayışın, yaklaşımın terk edilmesi gerekir. O da nedir? Kürt'ün varlığını kabul edecek, Kürt'ün siyasi temsilcilerini kabul edecek ve bir Kürt sorunu çözülecekse, bunun siyasi temsilcisi kimse onu muhatap alacak. Bu bakımdan muhataplık konusu, Önder Apo’nun statüsü konusu çok, çok önemli. Burada doğru bir yaklaşım olmazsa, bu şu anlama gelir; demek ki yüzyıllık anlayış, Kürt inkarı, Kürt'ü muhatap almama, Kürt'ü yok sayma devam ediyor."
“Heyetleri İmralı'ya götürmemişler”
27 Mart'tan sonra Öcalan ile görüşmenin olmadığını hatırlatan Karasu, bu yaklaşımın doğru olmadığını söyledi:
"Sürece böyle sıradan, basit yaklaşılabilir mi? Biz duyunca, şundan dolayı, bundan dolayı, görüşmeye gerek yok demişler. Götürmemişler heyetleri. Dedik bu nedir yani? Bu nasıl bir yaklaşım?"
“Bahçeli'nin söylemlerini iktidar sahiplenmeli”
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin 5 Mayıs'ta yaptığı grup toplantısında Öcalan'a statü çağrısını hatırlatan Karasu, Bahçeli'nin söylemlerinin 'olumlu' olduğunu vurguladı:
"Statüsü belirlensin dedi. Hatta bir koordinatörlük olsun, dedi. Barış ve siyasi çözüm koordinatörlüğü benzer bir şey söyledi. Bunlar tamam, doğru şeyler. Fakat bunun gerçekleşmesi lazım. Bu yönüyle biz tabii ki Devlet Bahçeli’nin söylemlerini olumlu gördük ama anlamlı olabilmesi için bunun da iktidar tarafından pratikleşmesi, sahiplenilmesi gerekir. Yoksa ne diyeceğiz yani? Devlet Bahçeli diyor, Erdoğan yapmıyor mu diyeceğiz? Böyle bir şey olamaz yani. Devlet Bahçeli bir şey söylemişse Erdoğan’ın yapması gerekiyor."
“CHP'ye operasyonlar sürece desteği frenliyor”
İktidarın CHP’ye yönelik operasyonlarını da değerlendiren Karasu, operasyonların sürece desteği 'frenlediğini' belirtti:
“Gerçekten ilginçtir. Türkiye’de biz 60’ları da biliyoruz, 70’leri de biliyoruz, 80’leri de biliyoruz. Evet, 12 Eylül dönemini de biliyoruz. Fakat ben şunu söyleyebilirim: 60’lardan bugüne siyasi mücadele vardı, partiler birbirlerini sınırlamak istiyordu ama gerçekten bu düzeyde görmedik. Bu düzeyde bir yaklaşım yoktu. Bu yönüyle muhalefete yönelik yaklaşım sorunlu. Yani seçim kazanılacak, böyle mi kazanılır? Şimdi seçim kazanma yöntemini değiştirmek, bu tür bir biçimde yaklaşımı ortaya koymak gerçekten anlaşılır bir durum değil. Hele bu süreçte böyle yapılması, Önderliğin (Öcalan'ın) Barış ve Demokratik Toplum çağrısıyla bugüne gelen süreçte, bu sürece Barış ve Demokratik Toplum çağrısına desteğin yükselmesini frenlemiştir. Bu tür bir sorun çözecekse Türkiye’nin en ağır sorunu. 100 yıllık sorun. Bu sorun da özellikle CHP gibi, Cumhuriyet’in kurucusu, 10 yıllarca, 1950’ye kadar iktidar olmuş bir partinin desteğinin alınması önemlidir.
“Kendimizi korumayacak mıyız?”
Karasu, iktidarın “Silah bırakmanın tespit ve teyidi” yönündeki açıklamalarına da yanıt verdi:
“Bu kadar saçma şey olabilir mi? Yani biz Türkiye’nin sınırına girmişiz de silahlı mı girmişiz? Türkiye’de şu anda silahlı durumda mıyız? Biz şu anda dağdayız. Evet, şu anda silahlıyız. Kendimizi koruyacağız yani. Türkiye’ye karşı savaşı sonlandırdık ama bize başka saldırılar olabilir. Evet yasalar çıkacak, demokrasi çıkacak ve biz Türkiye’ye silahlı gelmeyeceğiz yani. Gerçekten çok basit bir şey, demagoji yani. Gerçekten demokratik siyasetin yapılacağı yasayı çıkarmışsın, özgür düşüncenin, özgür örgütlenmenin olduğu, Kürt varlığının yok sayılmadığı bir yaklaşım göstermişsin de gelmeyen mi olmuş?"
Haseke'de Kürtçe tabelanın indirilmesi
Kuzey ve Doğu Suriye’deki entegrasyonda yaşanan sorunlar ve Haseke'de Kürtçe tabelanın sökülmesi ardından başlayan süreci değerlendiren Karasu, “Televizyona yansıdı işte; Arap Cumhuriyeti. Arap Cumhuriyeti olur mu? Orada Kürtler de var, Türkmenler de var, Durziler de var. Bir kere bu sakat yani. Yani eğer bir anayasa olacaksa, yine Arap Cumhuriyeti olacaksa, Kürtler nasıl yaşayacak o Suriye içinde? Kürtçe niye yok? Ya bu bir soykırım kafasıdır. Bir halkın dilini yok say! Ya orada yüz binlerce çocuk ana dilde eğitim görmüş 15 yıldır. Ne yapacaksın? Yok mu sayacaksın? Böyle bir şey olabilir mi yani? Bunu kim kabul eder? Orada entegrasyon falan olmaz. Bu entegrasyon falan değildir."




