Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, seçimlerin birkaç hafta ya da birkaç ay öne alınmasına yönelik olası tartışmaları kesinlikle erken seçim olarak kabul etmeyeceklerini belirterek, iktidar ile CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu arasında bir anlaşma yapıldığını ve bu çerçevede anayasa değişikliği ile yeniden adaylık desteği karşılığında seçimin öne alınmasının vadedildiğini öne sürdü.
Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Milliyet gazetesine yaptığı kapsamlı değerlendirmelerde, yaklaşan erken seçim tartışmalarının yanı sıra partisinin 14-15 Kasım tarihlerinde gerçekleştireceği 1’inci Olağan Kurultay sürecine, CHP ile ilişkilerde yaşanan hukuki tartışmalara ve cumhurbaşkanlığı adaylığı meselesine dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. Siyaset kulislerinde hareketliliğe neden olan erken seçim iddialarına sert tepki gösteren Özel, iktidarın belirli planlar dahilinde hareket ettiğini savundu.
Erken seçim tartışmaları ve iktidar uzlaşısı iddiası
Seçimlerin erkene çekilmesine yönelik yürütülen tartışmaları ve kulis hareketliliğini değerlendiren Özgür Özel, ortada iktidar kanadından alınmış sözler olduğunu öne sürdü. Mevcut tablonun gerçek bir erken seçim anlamına gelmediğini vurgulayan Özel, iktidar ile eski CHP yönetimi arasında bir mutabakat sağlandığı iddiasını şu sözlerle dile getirdi:
“Birilerinden söz almışlar ve o sözün karşılığında seçimleri öne alma vaadini almışlar ve onu yerine getirmesini istiyorlar. Ben Kemal Bey’in bir anlaşma yaptığını düşünüyorum Erdoğan’la, iktidarla. Bir anlaşma yaptıkları ve bu anlaşmanın neticesinde bir kez daha aday olmak için, anayasa değiştirmek için destek vermek gibi sözleri çoktan verdiklerini görüyoruz. Biz öyle birkaç hafta, birkaç ay öne alınmış seçimi, erken seçim kabul etmeyiz asla.”
Özel, sandığın birkaç hafta veya birkaç ay öne çekilmesinin toplumsal beklentileri karşılamayacağını ve stratejik bir siyasi pazarlığın ürünü olduğunu savunarak bu senaryoya karşı net bir duruş sergileyeceklerini ifade etti.
Yeni Parti'nin kurultay süreci
14-15 Kasım’da düzenlenecek olan 1’inci Olağan Kurultay’a hazırlandıklarını belirten Özel, partisinin yeni bir siyaset inşa ettiğini vurguladı. Kurultayla birlikte çok güçlü kadroların sahneye çıkacağını söyleyen Özel, kadrolarda muhafazakâr, milliyetçi, Kürt ve sosyalist demokratlardan oluşan hem tanınmış hem de sürpriz isimlerin yer alacağını belirtti. Ayrıca Parti Meclisi (PM) üye sayısının 60’a indirilebileceğini, 80’de tutulabileceğini ya da bir miktar artırılabileceğini kaydetti.
CHP ile ilişkiler ve seçim güvenliği önceliği
CHP’nin mevcut durumuna ve yargı süreçlerine değinen Özel, kendileri açısından en kritik meselenin seçim güvenliği olduğunu dile getirdi. CHP’nin başında dost bir yönetimin bulunmasının hayati önem taşıdığını belirten Özel, hukuki tartışmalara dair şunları kaydetti:
“Bugünkü butlandan kök alan kimseyi meşru görmeyiz. ‘Orada kaldım. Kemal Bey gidince ben gelirim, meşru yönetici olurum’. Bizde dört seçilmiş kongreyi iptal edip gelen birinden yönetimi devralınca kimse meşru olmaz. Orada örneğin önceki dönem milletvekillerimizden oluşan, Yeni Parti’yi bilen, saygı duyan bir dost yönetim olursa hiç olmazsa sandık görevlilerinin görevlendirilmesi gibi çok teknik bir konuda bu işe yarayabilir. Ama dönüp gidemeyiz, çünkü çok Yeni üyemiz var. Onlara ‘Biz gidiyoruz, siz burada kalın’ ya da ‘Biz gidiyoruz, siz de geleceksiniz’ demek mümkün değil. Zaten Yargıtay bir karar verse de mahkeme yerine geçip karar kurmayacak, kararı bozacak. Böyle bir türbülansa teknik olarak da tahammülümüz yok. Partiyi kurmuşuz, kurultayını yapıyoruz. Seçime girme yeterliliğine doğru bir yandan ilerliyoruz, bir yandan başka tedbirler almışız.”
Yargıtay’ın CHP’ye atfedilen butlan kararını düzeltmesini beklediğini ifade eden Özel, bu durumun Türkiye siyasi tarihi açısından emsal teşkil ettiğini ve kimsenin siyasi güvenliğini garanti altında bırakmadığını vurguladı.
Cumhurbaşkanlığı adaylığı ve büyük uzlaşı kriteri
Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve olası adaylık tartışmalarına da açıklık getiren Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu’nun hukuki süreçlerine dikkat çekti. İmamoğlu’nun diplomasına ilişkin Danıştay aşamasının sürdüğünü ve kesinleşmiş bir cezasının bulunmadığını belirten Özel, İmamoğlu’nun güçlü bir aday olarak ortada durduğunu ifade etti. Mansur Yavaş’ın her zaman önemli bir alternatif olduğunu, Yavaş’ın belediyeciliğe odaklanmasını ve bu tür tartışmalardan uzak durmasını anlamlı bulduğunu aktaran Özel, kendi temel kriterini şu sözlerle özetledi:
“Ben ibrenin bana dönmeyeceği, muhalefetin hep bir arada destekleyebileceği bir büyük uzlaşıyı kovalamanın, mümkünse Ekrem Başkan’ın adaylığının önündeki diploma ile ilgili skandal kararın ortadan kalkmasıyla ki Ekrem Başkan üzerinde zaten bir mutabakat var. Mansur Bey de ben de oy attık. Kemal Bey bile gitti attı. Onun dışında, en sonunda benim temel kriterim şu: Anketler ve her türlü doğru analiz yöntemiyle kazanması en muhtemel, en güçlü adayı desteklemek ve bu kötü gidişi, otokrasi mi demokrasi mi? Amerika seçimlerini gördük.”

