Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, HaberTürk’ün canlı yayınında gündemi değerlendirdi. CHP Lideri Özgür Özel, açıklamasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “AK Parti, MHP ve DEM olarak bu yolu üçlü yürümeye karar verdik” sözlerini hatırlattı.

Özgür Özel, özetle şunları söyledi:

“Büyük bir acziyet içinde”

Cumhurbaşkanı diyor ki ‘Biz üçümüz varız. Biz, MHP, DEM. Üçümüz yürüyeceğiz. Kimseye ihtiyacımız yok. Bilmem ne yok…’ Sonra yer yerinden oynadı. DEM’liler dediler ki ‘Ya ne üçlü ittifakı? Bu bir siyasi ittifak değil, çözüm için birlikteyiz.’ Dün de Sayın Tülay Hatimoğulları bu konuşmayı… (‘Biz devletle yol yürüyoruz’ dedi, ittifakı kabul etmedi) Etmez tabii. Ama Sayın Erdoğan şöyle… Meseleyi doğru okuyacaksak şöyle okuyalım. Erdoğan’ın oyu düşmüş yüzde 29’a. Zayıflama, yalnızlaşma ve terk edilme psikolojisinde. Meydanlar 19 Mart darbesine karşı direniyor. Ahlaki üstünlük muhalefette. Psikolojik üstünlük muhalefette. Çoğunluk enerjisi muhalefette.

Hal böyle olunca Erdoğan kendisini git gide zayıf ve güçsüz hissediyor. Maalesef her zaman, geçmişte de kalabalık meydanlar için ‘Devletin memurlarını topla getir. Soma’da madencileri topla getir’ bilmem ne. Bu operasyonel gücünü de kaybetti AK Parti. Bence doğru da değildi zaten. Tuhaf, suni oluşturulmuş kalabalıklar doğru da değildi. Şimdi bir tarafta akşam televizyonu açıyor İstanbul’un bir ilçesinde 100 bin kişi ayakta, cumartesi günü açıyor; normalde Cumhuriyet Halk Partisi’nin 790 oy aldığı Bayburt’ta 25 bin kişi ayakta, Konya’da dolduramadığı meydanı CHP doldurmuş. Dönüyor ve diyor ki ‘Yeni bir oyun kurdum…’ Süreci böyle okuduğum için söylemiyorum, Erdoğan’ı nasıl okuduğum için söylüyorum. Süreç başka. Onu söyleyeceğim. ‘Yeni bir oyun kurdum. Ben MHP, DEM ile beraberim.

Geçen seçimde çok sayıda Kürt oyu bana gelmemişti, bundan sonra bana gelebilir. Yeni bir ittifak kurdum. Biz kalabalığız. Korkmayın, kaçmayın, dağılmayın.’ Kendi kitlesine bu siyaseti yapıyor. Erdoğan’ın hafta sonu yapmış olduğu toplantıdaki değerlendirme acziyet toplantısıdır, acziyetin itirafıdır. Siyaseten sefil duruma düştüğü için büyük bir acziyet içinde. Aslında siyasi bir ittifakta olmadığı kişilere, hatta Eş Genel Başkanlarını halen daha, 9 yıldır hapiste tuttuğu kişilere, sandık sorumlusu olduğu için DEM’den terör örgütüne iltisak kabul edip hapiste tuttuğu kişilere rağmen ‘Biz MHP, DEM birlikte yürüyoruz. Biz çoğuz. Ben bir yolunu buldum, yeni ittifak kurdum…’ İnsan utanır yahu. Daha birkaç saat sonra Sayın Pervin Buldan, ‘Siyasi bir ittifak yok. Süreçle ilgili görüşüyoruz’ dedi. Dün Sayın Hatimoğulları ‘Biz hiçbir partiyle ittifak halinde değiliz’ dedi. Bu hale düşmüş birisi.

“Şu anda bir darbe sürecindeyiz”

Sonra pazar günü kapanırken, araya dediğiniz cümleyi sokmuşlar. ‘Her fikre açığız.’ Tabii rezil oldu. Tabii ki bunu diyecek. Bir gün önce söylediklerinden sonra ‘Her fikre açığız’ diyor. Sen her fikre açık filan değilsin. Sen her fikre açık olsan Cumhuriyet’in kurucu partisini şeytanlaştırmaya çalışmazsın. Bir kez açık olan birisinin demokrat olması lazım. Erdoğan demokrasiyi zamanında binilmiş, istenmeyince inilecek bir tren olarak tarif ediyordu.

Daha önce de demokrasi dışı adımlar oldu ama 19 Mart günü demokrasi treninden indi Erdoğan. Bugün ne yapıyoruz? 15 Temmuz canlı yayını yapıyoruz. Buradan sizi davet ediyorum. Siz beni davet edeceksiniz de ben de ilk sözü size vermiş olayım. 19 Mart 2028 günü en geç. 2027 de olabilir erken seçim olursa. 19 Mart 2028 günü Saraçhane’de böyle çadırlar kurulacak. Ben HaberTürk’ün canlı yayınında böyle konuşuyor olacağım, 19 Mart darbesinin yıldönümünde. Bir darbe sürecindeyiz arkadaşlar, biz şu anda bir darbe sürecindeyiz. Erdoğan, kendinden sonra Cumhurbaşkanı olması olası Ekrem İmamoğlu’na, hem de milletin verdiği 15,5 milyon oya da hürmetsizlik ederek darbe yaptı. Rakibini hapiste tutuyor.

Trump’ın yardımcıları şöyle değerlendirmelerde bulunuyorlar: ‘Üçüncü dünya ülkelerinde bunlar olur, rakibini içeri tıkarsın ondan kurtulursun. Erdoğan bu işi halletti.’ Bunu söyleyene bir itiraz etmiyor, rakibini içeride tutuyor. O Erdoğan, Cumhuriyet Halk Partili 17 belediye başkanını içeri attırdı, ‘Bir ay sonra birbirinizin yüzüne bakamayacaksınız’ dediği süreçte bir kör kuruş, bir kör kuruş yok ortada İstanbul operasyonunda ispatlayabildikleri. Attıkları bütün yalanlar çöktü. 560 milyarı konuşturdular televizyonlara. İBB’nin bugüne kadarki bütün bütçesinin 490 milyar olduğu çıktı. ‘Bin 200 cep telefonu’ dediler bir tanesinin doğru olmadığı çıktı. Mesela lüks araçlar İmamoğlu’nun dediği, MHP’li milletvekilinin araçları çıktı. Bütün yalanlar birer birer çöküyor. Erdoğan 19 Mart darbesinin ya başında, yönetiyor ya da yönetenlere mani olamıyor. Ama burada kendi siyasi rakibini içeride tutan biriyle karşı karşıyayız.

“Erdoğan’ın ağabeyliğine, patronajına da ihtiyacımız yok”

Ben çok şehit cenazesine gittim. Anası, babası ‘Vatan sağ olsun’ diyor. ‘Arkandayız’ diyor. Beş sene sonra git bakalım o şehidin evinde, o ateş düşmüş şehidin evinde ne olmuş. Kardeşine bir tane iş veriyoruz, anası bayılınca bir tane devletimiz iğne yapıyor. Beş sene sonra git bakalım o evde, ağlarsa anam ağlar gerisi yalan ağlar diyor. O yüzden bu terörün kökünün kazınması lazım, terörden tamamen kurtulmak lazım. Güçlü bir demokrasi inşa edilmesi lazım. Burada da Meclis’in etkili rol oynaması lazım. Bizim Erdoğan’ın ağabeyliğine, patronajına da ihtiyacımız yok. Biz milletin seçtiği milletvekilleriyiz. Üzerimize düşen görevi yaparız. Ama şu gerçeği görmeden olmaz.

Erdoğan: Ordumuz ve milletimiz, Anka kuşu misali küllerinden yeniden doğmuştur
Erdoğan: Ordumuz ve milletimiz, Anka kuşu misali küllerinden yeniden doğmuştur
İçeriği Görüntüle

“Onlar ‘Yurt Uzlaşısı’ yaptılar Abdullah Öcalan’la”

Bir yanda Cumhuriyet Halk Partisi’nin, bir tanesi dün kendi davasından tutuksuz yargılanma kararı çıktı Ahmet Özer’in. Ahmet Özer dahil 12 arkadaşımız bizim Kent Uzlaşısı suçlamasıyla hapishanelerde tutuluyor. Neymiş Kent Uzlaşısı? 20, 30 belediye meclis üyesi içine bir DEM’li konmuş, eski DEM’li. Ya da DEM’lilerden oy alabilecek bir kanaat önderi. Kürtler oy vermişler ve belediye seçiminde o kişi olmuş. Savcı şöyle yazıyor, ‘Belediyeyi kazanamayacakları halde Kürtleri belediye meclis listelerine yazarak, onlara Batı’da belediyelerde söz hakkı tanıma suçu.’ Bunu suç diye tanımladılar Kent Uzlaşısını, 12 arkadaşımız içeride şimdi bizim. Onlar Yurt Uzlaşısı yaptılar Abdullah Öcalan’la. Bizimkiler hapiste durmaya devam edecek. O da ben DEM’le ittifak oldum seçim kazanacağım diye kendisinin kitlesinin içini rahat tutacak. Nerede bu yoğurdun bolluğu? Nerede bu yoğurdun bolluğu? Sen ilk önce Kent Uzlaşısı dediğin sadece belediye meclislerine koyduğun, belediye meclislerinde yer alan arkadaşları, DEM’li vatandaşları dışarı çıkaracaksın, geçmişte DEM üyesi olmuş kişileri ya da hiç üyesi olmamış kişileri sırf Kürt diye içeride tuttuğun kişileri dışarı çıkaracaksın. O belediyeye kayyım atadığın Şişli Belediyesine mesela, bir kişi var, bir kişi.

Esenyurt Belediyesine kayyım atadın. Ya da kayyım atadığın DEM’li belediyeleri geri vereceksin Ondan sonra bu sürecin sağlıklı yürümesine müspet katkı yapılacak. Ama akıl yok fikir yok. Ya böyle bir şey olur mu? Nasıl bir memleket burası? Tayyip Erdoğan söylediğinde Allah kelamı gibi her türlü çelişkiye eyvallah, her türlü tutarsızlığa eyvallah, her türlü yalana sessizlik. Hafta sonu açılışta bir saat, kapanışta bir saat dünya kadar tutarsızlık. Erdoğan’ın konuşmasının kodları ne, saatlerce bunları konuşuyorlar. Ne kodu ya ne kodu? Ya ilkesizliği kodu mu olur? Tutarsızlığın kodu mu olur? Acziyetin kodu mu olur? O yüzden yani kusura bakmayın böyle Erdoğan muteber siyasetçi, ağzından çıkan kelam çok kıymetli sözler, üzerinde oturalım konuşalım. Erdoğan belli bir yaşa gelmiş, muhakeme yeteneğini kaybetmiş, yönetme yeteneğini kaybetmiş, hırsından gözü dönmüş, muhaliflerini hapse atacak kadar şuurunu kaybetmiş, demokrasiden nasibini almamış birine dönüşmüş durumdadır yani. Ondan böyle Erdoğan’ın o sözünü bu sözünü çok kıymetlendirerek, tartışmanın hiçbir manası yok.”

Kaynak: Haber Merkezi