CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ahmet Özer’in bugün görülen ‘kent uzlaşısı’ davasına katıldı. Daha sonra Ekrem İmamoğlu’nu ve Silivri’de bulunan siyasi isimleri ziyaret etti.
"Erdoğan, kayyumla Esenyurt halkının vermediği yetkiyi almaktan vazgeçmedi"
Ziyaretin ardından Ahmet Özer’e verilen 6 yıl 3 ay hapis cezasına ilişkin konuşan Özgür Özel, özetle şunları söyledi:
"Sabahın erken saatlerinden itibaren Silivri’deydik. Esenyurt’un seçilmiş Belediye Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer’in duruşması vardı. Bu duruşma aslında yalnızca partimiz, yalnızca Ahmet Özer ya da yalnızca Esenyurt için önemli değildi. Şüphesiz Türkiye’nin en büyük ilçe belediyesine kayyum atanmasıyla sonuçlanan bir davaydı ve bu yönüyle son derece önemliydi.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin bir belediye başkanına, ömrünü Türklerle Kürtlerin kardeşçe yaşaması için mücadeleye adamış bir akademisyene “terör örgütü üyeliği” iddiasıyla açılan bu dava elbette önemlidir. Bir yıldan fazla süredir tutuklu bulunan bir belediye başkanının davasıdır bu. Ancak aynı zamanda Türkiye’de yürüyen süreç, Meclis’te çalışan komisyon, Suriye’nin ve Türkiye’nin barışı, iç cephenin güçlenmesi ve yarınlara güvenle bakmak isteyen herkes için de kritik bir davadır.
Daha birkaç gün önce Recep Tayyip Erdoğan, “kardeşlik ve barış için cesur adımlar atmanın zamanı” diyordu. Ancak bugün görülen mahkeme, Erdoğan’ın kayyum atayarak Esenyurt halkının vermediği yetkiyi kendi kendine almaktan vazgeçmediğini bir kez daha gösterdi. Esenyurt’u, halkın seçtiği Ahmet Özer yerine kayyum eliyle yönetmeye devam etmek için her şey yapıldı; her şey berbat edildi.
Mahkemeye verilen talimat belliydi. Bugün Sayın Ahmet Özer, avukatları ve değerli kızıyla birlikte tüm iddiaları tek tek çürüttü. Zaten iddialar başlı başına komikti. Mahkeme heyeti bu iddialar karşısında adeta ezildi, büzüldü; söyleyecek söz bulamadı.
Ahmet Özer’in bir taziye telefonu örnek gösterildi. Telefonda “Anneniz vefat etmiş, üzülmeyin; sizin gibi değerli evlatlar yetiştirmiş” dediği iddia edildi. Ancak konuştuğu kişinin, Ahmet Özer’in bilmediği bir kardeşinin terör örgütüne katılmış olması üzerinden “terör örgütünü övmek” gibi akıl dışı bir suçlama üretildi.
Seçim çalışmaları sırasında girdiği bir dükkânda bulunan bir medya şirketi ve gazeteciler derneği gerekçe gösterildi; bu yapıların terör örgütüyle iltisaklı olduğu iddia edildi. Ahmet Özer’in bu kişilere destek ziyareti yaptığı öne sürüldü. Oysa kendisinin sorduğu soru çok netti: “Eğer bu yapılar terör örgütüyle bağlantılıysa neden kapatmadınız? Açıksa bana tuzak mı kurdunuz?” Buna kimse cevap veremedi.
“Terör örgütüne para göndermek” iddiasının altından ise elektrik süpürgesi, kira ödemesi, 150 liralık bir kitap ve salça parası çıktı. Kitap parasını zorla hediye edildiği için geri göndermiş olması, üniversitede çalışırken kapı kapı dolaşarak salça satan birinden aldığı ürünün bedelini ödemesi suç unsuru sayıldı. Bu gerekçelerle Esenyurt Belediyesi’ne “salça oldular”
"Kayyumun devam etmesine ne hukuken ne de siyaseten izin vereceğiz"
Sonunda mahkeme, “oy birliğiyle karar verdik” diyerek Ahmet Özer’e terör örgütü üyeliğinden alt sınırdan ceza verdi. Açıkça söylenemeyen şuydu: “Ankara’dan talimat geldi; dışarıda gezsin ama belediyenin başına geçemesin.”
Buna izin vermeyeceğiz. Kayyumun devam etmesine ne hukuken ne de siyaseten izin vereceğiz. Bahçesaray kararı açıkça şunu söylüyor: Göreviyle ilgili olmayan bir gerekçeyle belediye başkanlığı elinden alınamaz. Bu mücadele sürecek.
Bir yandan Ahmet Özer’in Devlet Bahçeli’ye ithaf ettiği kitabı delil diye gösteriyorlar; öte yandan Meclis Başkanı sürece katkı sunması için Ahmet Özer’den rapor istiyor, MHP destek talep ediyor. Yazdığı raporlar Meclis komisyonlarında görüşülüyor, röportajları Türkiye’ye katkı olarak sunuluyor; sonra aynı kişiye “terörist” deniyor. Bu kadar soytarılığı bu milletin vicdanı kaldırmaz.
AKP, MHP ve DEM Parti milletvekilleri sürece katkı için İmralı’ya gidip Abdullah Öcalan’la görüşüyor. Öcalan, “Ahmet Özer’in bilgisine başvurun; çatışmalı süreçlerin sonlandırılmasında deneyimlidir” diyor. Bu isimleri referans gösterenler suçlanmıyor ama Ahmet Özer suçlanıyor. Bu apaçık bir çifte standarttır.
Artık bu ne hukuk ne de adalettir. Bugün yapılan iş, yürüyen sürece açık bir darbe girişimidir. Mahkeme, kendisini atayan ve yönlendiren iradeyi fiilen tekzip etmiştir."





