Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu için özgürlük ve erken seçim talebiyle düzenlenen “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinglerinin 106’ncısında Sakarya’da konuştu. Demokrasi Meydanı’nda toplanan kalabalığa hitap eden Özel, iktidarı ekonomi, tarım ve yerel yönetim politikaları üzerinden eleştirdi.

Özel'in konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde:

Buraya memleketim Manisa'dan geliyorum. 500 yıldır süren bir geleneği sürdürmek için, ellerini şifaya açanlara mesiri sunmak için, Mesir Festivalinde hemşerilerimizle buluşmak için oradaydık. Sakarya'ya geleceğimi biliyorlardı ve Manisalılar Sakarya'yla olan 65 yıllık gönül bağlarını tekrar ederek Sakarya'ya selam söylediler. Bilenler bilir, bilmeyenlere ben anlatayım.

Yıl 1960. Manisa'nın bir mahalle semt takımı Sakarya var. Renkleri de yeşil siyah. O takım maçları kazanıyor, üst üste her yıl şampiyon oluyor ve o zamanki en üst lig olan 1. lige Manisa'nın Sakaryaspor'u çıkıyor. Sakaryaspor var, bir başka Sakaryaspor yeşil siyah renkleriyle 1. ligde Manisa'da var. Bu karışıklık bir husumet değil bir dostluk, bir kardeşlik yaratıyor ve Manisaspor, Sakaryaspor'un adını Manisaspor olarak değiştiriyor, renklerini siyah beyaz yapıyor, yeşil siyahı ve hak ettiği ismi Sakaryaspor'a bırakıyor.

Öcalan'dan mesaj: 'Kürt halkının en temel sorunlarından biri birlik sorunudur'
Öcalan'dan mesaj: 'Kürt halkının en temel sorunlarından biri birlik sorunudur'
İçeriği Görüntüle

O gün bugün ben de çok gittim stada Sakaryaspor'u ağırladık. Çok geldik deplasmana, kardeşimizin evinde gibi ağırlandık. Bizim plaka 45, Sakarya'nın 54. Bizim tribün bağırır 54, Sakarya bağırır 45 diye. Bizim tribün bağırır Sakarya, Sakarya bağırır Manisa diye. İşte koca Manisa Mesir Meydanından yüz binlerden Sakarya'ya selam getirdim. Var ol Sakarya!

"Sakarya'ya küsmedik kusuru sakarya'da bilmedik"

Sakarya 1954'te il oldu. O günden bugüne 15 kez belediye başkanı seçti. Bunlardan ikisinde, 73 ve 77'de Bülent Ecevit'in Cumhuriyet Halk Partisi bu meydanları doldurdu, belediyeyi kazandı. 89'da SHP ile kazandık. O gün bugün 37 yıldır Sakarya'da belediyeyi kazanamadık. Ama Sakarya'ya küsmedik. Kusuru Sakarya'da bilmedik. Sakarya'ya sırtımızı dönmedik. Hep sevdik, hep Sakarya için iyi şeyler söyledik. Sakarya'nın seçtiklerine, tercihlerine saygı duyduk. Sayın belediye başkanına, her partiden belediye meclis üyelerine de başarılar diliyoruz ve gün geldi, bugünü gördük; Sakarya'da, Sakarya'da Ayça Taşkent başkanımla ve Ümit Dikbayır başkanımla iki milletvekiline ulaştık. Bundan sonra bir daha bırakmayacağız.

Ben bu güzel güne, burayı elbette bir partiye mal etmiyoruz. Ancak Cumhuriyet Halk Partisi ki baba evimizdir, baba evinin çayını demleyenlere, bacasını tüttürenlere, İl Başkanımız Oğuzhan Curoğlu'nun şahsında bütün örgütüme yürekten teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız.

"Kale siyaseti bitmiştir"

Ayrıca Sakarya iki milletvekiliyle partimizde temsil edilirken, parti meclisimizde de önceki il başkanımız Ecevit Keleş'le ve benim çok değerli ağabeyim, birlikte görev yaptığımız sevgili Engin Özkoç'la parti meclisinde iki Sakaryalıyla temsil ediliyor. Bu şu demek: Cumhuriyet Halk Partisi Sakarya'yı dinliyor, Sakarya'yı duyuyor. Onun bizden beklentilerini görüyor, Sakarya için çalışıyor. Bundan sonra, zamanında şöyle derler: 'Sakarya sağın kalesidir', sağla bir derdimiz yok. 'Sakarya AK Parti'nin kalesidir', Sakarya'nın tercihleriyle bir derdimiz yok. Ama herkes şunu bilsin ki artık dönem kardeşlik dönemidir, geçim dönemidir, yoksulluktan hep birlikte kurtulmak, işsizlikten hep birlikte kurtulmak, çiftçinin, köylünün, hayvancının yüzünü güldürmek, halktan yana işler yapmanın zamanıdır. Bunun için bundan sonra Sakarya yorulmuş bir iktidarın, yandaş kayıran, vatandaşı unutan bir iktidarın, Sakarya sorun çözmeyen, öteleyen, iteleyen, görmeyen bir iktidarın, emekliyi 20.000 liraya, emekçiyi 28.000 liraya mahkum eden bir iktidarın kalesi olamaz. O kale siyaseti bitmiştir. Sakarya bundan sonra milletin kalesidir, milletin kalesidir!

Esnaf gezip ekonominin durumunu konuşabiliyorlar mı? Yoksulluğa, işsizliğe bir çare söylüyorlar mı? Çiftçiye, hayvancılıkla uğraşana bir çare söylüyorlar mı? Madem o zaman sokakta yoklar, madem yazın serin salonlara, kışın sıcak salonlara kaçıyorlar, meydandan, insandan, halktan kaçıyorlar, işte artık bu iktidarın miadı dolmuştur. Bu iktidar yorulmuştur. Onun için salonların partisi AK Parti değil, meydanların, halkın, milletin partisi iktidara gelmelidir.

"Halen daha depremin izlerini silmediler"

Seçimde geliyorlar, oyunuzu alıp gidiyorlar. Bir daha da buralara uğramıyorlar. 1999 depremi oldu. Üzerinden 27 yıl geçti. Maalesef 27 yıl sonra halen daha depremin acıları, izleri devam ediyor. Kentsel dönüşüm beklentisi var. Yıllardır oyalandılar. İçe sinen bir kentsel dönüşüm yapmadılar. Verdikleri sözleri tutmadılar. Belirsizlikler halen devam ediyor. Öğrenciler riskli okullarda okuyorlar, kalabalık sınıflarda okuyorlar. Derslik yetersiz, öğretmen sayısı yetersiz. 26 yıl sonra, 27 yıl sonra... Evet, 3 yıl önceki depremin söz verdikleri gibi bir yılda değil, üç yılda bile sözlerini tutamadılar. O taraf için laf yetiştiriyorlar. Ama iktidarları boyunca, tam 25 yıl, 24 yıl burada iktidar olup halen daha depremin izlerini silmediler.

"Sakarya geçen yıl 70 milyar lira vergi vermiş yatırım bütçesinde sadece 12 milyar lira almış"

Ve ben şöyle bakıyorum, Sakaryalılara şunu söyleyeyim: Bu meydana, meydana girmeyen ama uzaktan kulak kabartanlara, dinleyenlere, hak verenlere ya da merak edenlere söyleyeyim. Bir kente gelince, hele hele Sakarya gibi depremin yaralarının sarılması gereken bir kente gelince insan bu kente uzanmış devletin bir şefkatli elini arıyor. Bekliyor ki vergiyi İstanbul'dan toplayalım, vergiyi Manisa'dan toplayalım, vergiyi Denizli'den, Kayseri'den, Gaziantep'ten toplayalım, dönüp Sakarya'ya gelince Sakarya'ya da vergiden fazlasını verelim. Buraya katkı yapalım. Burayı ayağa kaldıralım. Bu şehre pozitif ayrımcılık yapalım, bu olsun diye bekliyorsunuz. Baktım ki ne göreyim? Sakarya geçen yıl 70 milyar lira vergi vermiş, yatırım bütçesinde sadece 12 milyar lira almış. Ben beklerim ki Sakarya bir vergi versin, üç hizmet alsın. Beş hizmet alsın, helali hoş olsun derim. Sakarya yedi vermiş, bir almış. Birileri Sakarya'dan oyu da almış, vergiyi de kepçeyle almış, hizmete gelince çay kaşığıyla vermiş. İşte Sakarya neyden şikayet ediyorsa özü budur. Sözün bittiği yer budur. Yedi kat vergi alıp yedide altısını götürüp yedide birini ancak bu şehre hizmet için ayıranlardan bu şehre asla fayda gelmez. Buradan size söz veriyorum: Bu devran değişecek, bu düzen değişecek, AK Parti'nin kara düzeni gidecek, Sakarya'nın derdini çözecek bir iktidar gelecek.

"Sapanca gölü mutlaka kurtarılmalıdır"

Bir yandan hepinizin gözbebeği Sapanca Gölü'ne adeta eziyet ediyorlar. Göl dip seviyelerini görmeye başladı. İktidar bu sorunu çözeceğine, örneğin Ballıkaya'dan, Çamdağı'ndan özel projelerle su getirip gölü kurtaracağına, halen daha göle dolgu yapılmasına izin veriyor. Kaçak iskeleleri önlemiyorlar. Diğer yandan sanayinin kaçak, gölden su çekişine engel olmuyorlar. Bir an önce bağımsız havza yönetim üst kurulu kurulmalıdır. Sapanca Gölü mutlaka kurtarılmalıdır.

"Barınma krizini kökünden çözeceğiz"

Sakarya'yı inceledikçe insan gerçekten olana bitene anlam veremiyor. 4 yılda kiralar %970 artmış. 4 yılda Sakarya'da kiralar 10 katına çıkmış. Ev paraları, ev fiyatları %700 artmış. Yani 8 katına çıkmış. Kira ortalaması 22.000 lira, 25.000 liraya dayanmış. Büyük bir barınma krizi var. Bu yüzden göç var. Bu yüzden bu şehre kimse öğretmen olarak da gelmek istemiyor, doktor olarak da gelmek istemiyor, hemşire olarak da gelmek istemiyor. Bu iktidar ilk geldiğinde, ilk geldiğinde bütün lojmanları satışa çıkarmıştı. Şimdi işte onun acısını doktor eksiğiyle, onun acısını hemşire eksiğiyle çekiyoruz. Bunun için iktidara geldiğimizde TOKİ öyle zenginlere villalar yapmakla, pahalı konutlar yapmakla değil, öğrenciye yurt yapmakla, devlet memuruna kalacağı lojman yapmakla meşgul olacak. Bu barınma krizini kökünden çözeceğiz, söz veriyoruz!

"Çiftçisini, üreticisini, hayvancılıkla uğraşanları perişan eden bir ülke haline geldik"

En büyük haksızlıklara, en büyük adaletsizliklere uğrayanlar da hiç şüphe yok ki hepimizin karnını doyurmaya çalışanlar. Yıllar önce Türkiye, dünyada tarımda kendi kendine yetebilen, gıdada kendi kendine yetebilen yedi ülkeden biri diyorduk. Şimdi samanı dahi ithal eden, her şeyi, tarımın bütün girdilerini ithal eden ve çiftçisini, üreticisini, hayvancılıkla uğraşanları perişan eden bir ülke haline geldik. Sakarya'da bunun çok somut bir örneği var. O da Et ve Süt Kurumu'nun kombinasının kapatılması, çalışanlarının çevre illere gönderilmesi. 'Yenisini yapacağız' denilmesi ama yapılmayıp Sakarya'nın yüksek et fiyatlarıyla ve ette şehir dışına bağlı kalan birtakım aksaklıkların, bunun da fiyat yüksekliklerine sebep olmasını tamamen Sakaryalılar buna bağlıyor.

"O şeker fabrikası yeniden açılacak! Et ve süt kurumu yeniden açılacak!"

Ayrıca bir şeker fabrikası gerçeğimiz var. 2013 yılında Sakarya'nın şeker fabrikasını özelleştirdiler. O günlerde Cumhuriyet Halk Partisi bu işe karşı çıktı. Meslek örgütleri karşı çıktı, sendikalar karşı çıktı. Esnaf odası, sanayi odası karşı çıktı. Kimseyi dinlemediler, özelleştirdiler. 600 bin ton şeker pancarı üretilirken 60 bin tona düştü. Özel şirket üretimi durdurdu. 500 tane işçi yeniden işsiz kalma tehlikesiyle karşı karşıya. Bütün gittiğimiz şehirlerde söylüyoruz: Evet, özelleştirme dediğin, devlet ayakkabı üretmesin, devlet araba lastiği üretmesin, ama devlet stratejik alanlardan asla ve asla geri çekilmemelidir. Dünya büyük bir gıda krizi yaşarken, Türkiye gıda enflasyonunda dünya üçüncüsü bir ülke haline gelmişken, Covid'den beri et, gıda fiyatları Türkiye'de, dünyada en çok yükselen üç ülkeden biri haline gelmişken et kombinaları kapatılamaz, Et ve Süt Kurumu kapatılamaz, şeker gibi stratejik bir ürünün fabrikaları özelleştirilemez. Türk Telekom gibi kurumlar satılamaz. Memleketin tersaneleri, memleketin rafinerileri özelleştirilip Türkiye güvencesiz bir hale getirilemez. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu tüm işletmeleri, haraç mezat, yok pahasına satıp şimdi hem bu işsizliği, hem bu enflasyonu yaratanlar bu işin birinci müsebbibidir. Sakarya'ya sözüm olsun: O şeker fabrikası yeniden açılacak! Et ve Süt Kurumu yeniden açılacak!

"Para babalarına, bankerlere, yandaşlara değil; garantiyi size, çiftçilere vereceğiz"

Bu iktidar Sakarya'nın bereketini kaçırdı. Yüzde 12, son 20 yılda tarım alanlarındaki kayıp. Başka bir yerden bahsetmiyoruz. Sadece tütün üreten bir yerden, sadece buğday ekilebilen bir yerden bahsetmiyoruz. Sakarya'dan bahsediyoruz. Sakarya fındık üretir. Sakarya her türlü meyveyi üretir, ayvasından elmasına her türlü meyveyi üretir. Buğday üretir, mısır üretir, arpa üretir, şeker pancarı üretir. Ancak hiçbirisinde hakkını alamaz. Gübre ve ilaç fiyatları, mazot fiyatları çiftçinin belini büküyor ve hak ettiği desteklemeyi asla alamıyor. Tarım Kanunu 'yüzde 1 vereceksin' diyor bütçeye, binde 2'sini yazıyorlar. Bakın şimdi bu sene nasıl suçüstü yakalandılar. Yılın ilk 3 ayında faize 876 milyar lira para ödediler, çiftçiye 60 milyar lira destekleme ödediler. Yani her 100 liranın 20 lirası faize gidiyor, 1,5 lirası sadece çiftçiye gidiyor. Buradan Sakarya'ya sesleniyorum, kötü yönetiyorlar. Cumhuriyet Halk Partisi iktidara hazırdır ve en iyisini hazırlayıp Sakarya'nın hizmetine, çiftçilerin hizmetine sunmaya hazırdır. Biz iktidarımızda planlı üretime geçeceğiz ve çiftçiye alım garantisi vereceğiz. Buradan açıkça söylüyorum: Havaalanı yapıyorlar, uçuş garantisi var. Otoban yaptırıyorlar, araç garantisi var. Köprü yaptırıyorlar, geçiş garantisi var. Hastane açıyorlar, tahlil garantisi, röntgen garantisi, hasta garantisi var. Ama çiftçiye gelince, hayvancıya gelince bir başına bırakıyorlar. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında çiftçi ne ekeceğini bilecek, kaça satacağını bilecek. Çiftçiye de, süt üreticisine de alım garantisi olacak. Para babalarına, bankerlere, yandaşlara değil; garantiyi size, çiftçilere vereceğiz!

Kaynak: Haber Merkezi