Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan CHP Genel Merkezi'nde Özgür Özel'i ziyaret etti. Ziyaret sonrası açıklamalarda bulunan Özgür Özel, Bahçeli’nin ‘Bu dönemde erken seçim mümkün değildir; doğru da değildir. Türkiye’nin çevresi ateş çemberidir. İstikrarı korumak önemlidir’ ifadelerine tepki gösterdi.

Özel, “Sayın Bahçeli, milletin bu iktidardan en rahatsız olduğu, ekonomik krizin zirve yaptığı, yoksulluğun, işsizliğin ve güvencesizliğin dayanılmaz bir noktaya ulaştığı bir dönemde erken seçime kapıyı kapatıyor. Oysa bugün erken seçime kapı aralansa; emekli kurtulacak, asgari ücretli kurtulacak, çiftçi kurtulacak, esnaf kurtulacak, memur kurtulacak” dedi.

Bahçeli’nin ‘erken seçim yok’ açıklamasına yanıt

Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Özel ve Arıkan’ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle;

Sayın Bahçeli erken seçime kapıyı kapattı. Oysa Sayın Bahçeli, erken seçime kapıyı açtığında Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarını başlatmıştı. Kendisi, güçlü ama son derece zorlu bir koalisyonun ortağıydı. Türkiye büyük bir deprem yaşamış, ardından ağır bir ekonomik krizle karşı karşıya kalmıştı. Bu kriz, çok katı ekonomik önlemlerle aşılmaya çalışılıyordu.

Hükümetin en zor döneminde, henüz ekonomik tedbirlerin sonuç vermeye yeni yeni başlayacağı, vatandaşın bir nebze rahatlayacağı ve hükümete yönelik tepkilerin azalacağı bir süreçte, ülke erken seçime götürüldü. Türkiye adeta ekonomik olarak en dipteyken yapılan bu erken seçim, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin dahi hayal edemeyeceği bir sonuç doğurdu. İktidarı oluşturan üç parti de baraj altında kaldı; Türkiye’nin en köklü partileri Meclis dışı kaldı. Barajı yalnızca iki parti geçebildi ve Adalet ve Kalkınma Partisi, kuruluşundan sadece 13–14 ay sonra tek başına iktidara geldi.

Sayın Bahçeli’nin o gün bıraktığı dönemde en düşük emekli maaşı sekiz çeyrek altına denk geliyordu. Bugün ise bu maaş iki çeyrek altın seviyesinde. Aradaki altı çeyrek altın, Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarlarının eseri olarak emeklinin cebinden uçup gitti. Üstelik bu kayıp bir emekli için bir kez yaşanan bir kayıp değil; her emekli, her ay altı çeyrek altın kaybediyor.

Bu süreci başlatan, Sayın Bahçeli’nin erken seçim çağrısıydı. Bugün ise Sayın Bahçeli, milletin bu iktidardan en rahatsız olduğu, ekonomik krizin zirve yaptığı, yoksulluğun, işsizliğin ve güvencesizliğin dayanılmaz bir noktaya ulaştığı bir dönemde erken seçime kapıyı kapatıyor. Oysa bugün erken seçime kapı aralansa; emekli kurtulacak, asgari ücretli kurtulacak, çiftçi kurtulacak, esnaf kurtulacak, memur kurtulacak.

Kendisi iktidardayken, AK Parti için en avantajlı zamanda erken seçim kapısını aralayan Sayın Bahçeli, bugün AK Parti için en dezavantajlı noktada erken seçime kapıyı kapatıyor. O zaman ne diyelim Sayın Bahçeli’ye? Biz bildiğiniz gibi ustalaştık; taşı kırmakta, dostu düşmanı ayırmakta. O gün öyle davranıp bugün böyle davranan birinin, emekliye bir büyüklük yapmayacağı zaten belliymiş.

“Devlet Bey sözünün arkasında durursa bu işten kurtuluruz”

Geçtiğimiz haftalarda her şeye rağmen dedik ki; CHP bu ücrete “sefalet ücreti” diyor ama bizim oylarımız 300’ü geçmiyor. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin 275, Milliyetçi Hareket Partisi’nin 47 milletvekili var; toplamda 322 milletvekiliyle her şeye “hayır” diyorlar. Oysa Devlet Bey, 47 milletvekiliyle bu sefalet ücretinden kurtarmaya karar verseydi, biz azınlık olsak bile emekli çoğunluğu sağlayacaktı. “Devlet Bey sözünün arkasında durursa bu işten kurtuluruz” dedik.

Bilal Erdoğan, babasının korumasının uzattığı suyu neden içmediğini açıkladı
Bilal Erdoğan, babasının korumasının uzattığı suyu neden içmediğini açıkladı
İçeriği Görüntüle

Ancak Devlet Bey bunu, iktidarla ve ittifak ortağıyla arasına nifak sokma girişimi olarak değerlendirdi ve bize ağır hakaretlerde bulundu. Uydurulan ve ispatlanamayan suçlamaları gerçekmiş gibi anlattı. Buna rağmen, oylamadan önce şunu söyledim: “Devlet Bey büyüğümüzdür, bir büyüklük yapsın. Bizim önergemizi desteklemeyecekse kendi önergesini versin.” Ne yaptı? O önergeyi de vermedi. Sonuçta sefalet ücretine oy verdiler.

Şimdi de çıkıp “O tuzaklara düşmem” diyor. Biz Devlet Bey’e “Tuzağa düş” demiyoruz ki. “Emekli düştüğü yerden gel, birlikte kaldıralım” diyoruz. 16 milyon emekliyi, bu kadar yoksulu düşünmeden, sadece Tayyip Bey’in konforunu düşünmenin memlekete ne faydası var? Açıkçası ben bu kısmını anlayamıyorum.

Mahmut Arıkan :Cumhurbaşkanı’nın bir kez daha aday olmasını istemiyoruz şeklinde yorumluyoruz

Bahçeli’nin erken seçim açıklaması sorulan Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan ise şunları söyledi;

Evet, ben de Sayın Bahçeli’nin “erken seçim istemiyoruz” açıklamasını, “Sayın Cumhurbaşkanı’nın bir kez daha aday olmasını istemiyoruz” şeklinde yorumluyorum. Hepinizin malumu olduğu üzere, Sayın Cumhurbaşkanı’nın yeniden aday olabilmesi için erken seçim yapılması gerekiyor. Burada açık bir tezat söz konusu. Ya Sayın Cumhurbaşkanı’nın adaylığından vazgeçilecek ya da erken seçimden vazgeçilecek. Bu durum artık iktidar ortaklarının kendi tercihleri çerçevesinde değerlendirmesi gereken bir meseledir.

Emekli maaşlarıyla ilgili olarak şunu ifade etmek isterim: Türkiye’nin dört bir yanında siyasi partiler, özellikle de muhalefet partileri sahada. Sahadaki tablo çok net. Artık çalışmak ya da çalışmamak, insanların onurlu bir şekilde yaşamını garanti altına almıyor. Emeklilerimiz, asgari ücretlilerimiz, çalışanlarımız, esnaflarımız, gençlerimiz ve iş insanlarımız ciddi bir geçim sıkıntısıyla karşı karşıya

Dün Manisa ilindeydik. Sayın Genel Başkanımızın memleketinde çeşitli ziyaretlerde bulunduk. Sanayisi çok gelişmiş, tarımı güçlü bir şehir olmasına rağmen işsizliğin çok hızlı arttığını; çok büyük firmaların dahi işçi çıkarmak zorunda kaldığını gördük. Böyle bir ortamda erken seçimi istememek, açıkçası mantıklı bir tutum değildir.

Geçtiğimiz hafta Saadet Partisi Genel Başkanı olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir kanun teklifi verdim. Bu teklifte, en düşük emekli maaşının asgari ücret seviyesine çıkarılmasını, diğer emekli maaşlarının ise prim ödeme oranlarına göre artırılmasını talep ettik. Ardından birkaç günlük bir imza kampanyası başlattık ve çok kısa bir süre içinde 1 milyon 214 bin vatandaşımız bu teklifimize destek verdi.

Sayın Bahçeli ve yetki sahibi olanlar ne kadar “erken seçim istemiyoruz” deseler de, vatandaşlarımız erken seçim konusunda son derece ısrarcıdır.

Muhabir: Kadir Gürhan