Bir programa konuk olan Ozan Güven, yıllar sonra Cem Yılmaz ile 'Arif V 216' filmi için yeniden kamera karşısına geçtiklerinde sette duygusal anlar yaşadıklarını anlattı.
Güven, aradan yaklaşık 20 yıl geçmesinin ardından 'Arif' ve '216' karakterleriyle yeniden bir araya gelmelerini şöyle anlattı:
"Aradan 20 yıl geçmişti. Cem 'Arif' oldu, ben boyanıp '216' oldum. Birbirimize baktık ve gözlerimizi kaçırdık. Sesimiz, görünüşümüz değişmişti. Hakikaten yıllar sonra eski tüfekler bir araya gelmiş gibi hissettik ve bizden hiç beklenmeyecek duygusallıkta anlar yaşandı."
'216' karakterinin insan olma arzusuna da değinen Güven, filmdeki insan-robot ilişkisi ile bugün gündemde olan yapay zekâ tartışmaları arasında bağlantı kurdu.
Güven, "216, 'İnsan olmaya geldim Arif, ben de âşık olmak istiyorum' diyordu. Sonra 'Pembe Şeker'e aşık oldu. İnsanların robotlaştığı, robotların ise insanlaştığı öngörüsü aslında yıllar önce Cem'in aklına gelen, bizim de üzerine koyarak gerçekleştirdiğimiz bir şeydi. Hani 'Yapay zekâ hepimizi ele geçirecek' diyorlar ya; '216' gibi bir yapay zekâysa ele geçirsin tabii. Bizim robotumuz ağlayabiliyordu" ifadelerini kullandı.
Cem Yılmaz ile birlikte yer aldıkları projelerin setlerinde sürekli eğlendikleri yönündeki algının doğru olmadığını belirten Güven, çekim sırasında herkesin işine odaklandığını söyledi.
Güven, "Gülmekten çekemediğimiz sahne çok olmadı; çektikten sonra çok güldüğümüz oluyor. Yani sanıldığı kadar sette sürekli gülmüyoruz. Çekim öncesinde ve sonrasında çok eğleniyoruz ama sete çıktığımız zaman herkes asker gibi işini yapar. İleride gülebilmek için ciddi yapılması gereken bir iş bu" dedi.
Sette ciddiyetin önemine vurgu yapan Güven, "Sözde 'Bunlar vur patlasın, çal oynasın film çekiyorlar' gibi bir durum yok. Öncesinde ve sonrasında zaten çok çalışıyoruz" diye konuştu.
'Arif V 216'nın seyirciye duyulan saygıyla hazırlandığını belirten Ozan Güven, filmin bütçesiyle ilgili de dikkat çeken bir açıklama yaptı.
Güven, "Arif V 216 seyircisini hem seven hem saygı duyan hem de seyircisinin isteğine kulak veren bir filmdi. O bütçeyle her birimiz çok büyük paralar kazanabilirdik. Ancak biz filmlerden daha az para kazanıp bütçenin çoğunu filmin kendisine harcadık. Birinci amacımız hiçbir zaman para kazanmak olmadı. Tek derdimiz, iyi bir şey yapmak ve tarihe kalmasıydı" ifadelerini kullandı.





