ABD Başkanı Donald Trump’ın seçim kampanyasında “yeni savaşlar başlatmayacağını” ve devam eden çatışmaları sona erdireceğini söylediği hatırlatılan analizde, İran savaşıyla birlikte bu vaatlerin zora girdiği belirtildi.
The New York Times’ın değerlendirmesine göre Trump yönetimi, İran’da rejim değişikliği sağlama ve ülkenin nükleer programını tamamen sona erdirme hedeflerine henüz ulaşamadı. Ateşkes sürecinin kısa sürede bozulması ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden gündeme gelmesi ise savaşın daha uzun bir döneme yayılabileceği yorumlarına neden oldu.
Analizde, geçmişte Vietnam, Afganistan ve Irak’ta yaşanan uzun süreli askerî müdahalelere atıf yapılarak, ABD yönetimlerinin çoğu zaman hızlı sonuç beklentisiyle girdikleri savaşlarda benzer çıkmazlarla karşılaştığı ifade edildi.
Ateşkes kalıcı barış getirmedi
İsrail ve ABD’nin saldırılarıyla başlayan İran savaşı, bir yandan askerî operasyonlar diğer yandan diplomatik görüşmeler arasında ilerledi. Ancak Washington ve Tahran arasında yapılan mutabakatın bir aydan kısa sürede etkisini kaybetmesi, kalıcı çözüm umutlarını zayıflattı.
Uluslararası Kriz Grubu İran Programı Direktörü Ali Vaez, tarafların anlaşmayı gerçek bir barış sürecinden çok savaşı farklı yöntemlerle sürdürmenin aracı olarak gördüğünü savundu.
Vaez, uzun vadeli bir siyasi stratejinin bulunmamasının çatışmanın yeniden alevlenme riskini artırdığını belirtti.
Savaş araştırmaları uzmanı Lawrence Freedman ise güçlü ordulara sahip ülkelerin sık sık “kısa savaş yanılgısına” düştüğünü söyledi. Freedman’a göre askerî üstünlük, tek başına siyasi hedeflere ulaşmak için yeterli olmayabiliyor.
Hürmüz Boğazı krizi büyütüyor
Analizde, Trump yönetiminin İran’a karşı geniş kapsamlı bir kara harekâtına başvurmadan sonuç almak istemesinin önemli bir sorun olduğu vurgulandı.
İran’ın geniş coğrafyası, güçlü devlet yapısı ve askerî kapasitesi nedeniyle yalnızca hava ve deniz operasyonlarıyla rejim değişikliği ya da kalıcı nükleer taviz elde etmenin zor olduğu değerlendirildi.
Savaşın en kritik başlıklarından biri ise Hürmüz Boğazı oldu. Dünya petrol ticaretinin önemli bölümünün geçtiği bu güzergâhın kapanması, enerji fiyatlarını yükselterek küresel ekonomiyi ve özellikle ABD’de akaryakıt maliyetlerini etkileyebilecek bir unsur olarak gösterildi.
Brookings Enstitüsü Dış Politika Direktörü Suzanne Maloney, savaş öncesindeki dengelere dönmenin artık kolay görünmediğini belirterek, ABD’nin Körfez’de daha uzun süreli bir askerî varlık bulundurmak zorunda kalabileceğini ifade etti.
47 yıllık gerilim yeniden alevlendi
ABD ile İran arasındaki gerilimin 1979’dan bu yana devam ettiği hatırlatılan analizde, iki ülke arasındaki çatışmanın zaman zaman diplomasiyle yumuşasa da hiçbir zaman tamamen sona ermediği belirtildi.
2015’te imzalanan İran nükleer anlaşmasının önemli bir dönüm noktası olduğu ancak Trump’ın ilk başkanlık döneminde 2018 yılında ABD’yi anlaşmadan çektiği vurgulandı.
Johns Hopkins Üniversitesi’nden Vali Nasr, İran açısından savaşın yalnızca bir dış politika meselesi olmadığını, rejimin devamı ve ülkenin egemenliğiyle doğrudan bağlantılı olduğunu söyledi.
Analize göre ABD için İran savaşı birçok küresel gündemden biri olurken, Tahran açısından hayati bir mücadele niteliği taşıyor. Bu nedenle İran’ın uzun süreli bir çatışmaya dayanma isteğinin Washington’dan daha yüksek olabileceği değerlendiriliyor.
Trump’ın önünde ise kritik bir soru bulunuyor: Askerî kazanımlar kalıcı bir siyasi sonuca nasıl dönüştürülecek? The New York Times’a göre bu soruya yanıt bulunamazsa İran savaşı, Trump’ın bitirmeyi vadettiği çatışmaların yerine yeni bir “sonsuz savaş” olarak tarihe geçebilir.




