PKK’nın üst düzey yöneticilerinden Murat Karayılan, Sterk TV’ye verdiği röportajda Suriye’deki gelişmeler, 'Rojava’ya yönelik politikalar ve bölgesel dengelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Karayılan, Türkiye’nin izlediği çizgiyle Kürtlerle kalıcı bir barışın sağlanamayacağını öne sürdü.
Murat Karayılan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye atıfta bulunarak, “Rojava’nın cenazesi üzerinde Kürtlerle barış olmaz. Rojava’da yok etmeyi esas alacaksınız ama genel olarak Kürtler Türk devletiyle barış yapacak. Bu mümkün değildir” ifadelerini kullandı.
Suriye’nin Halep kentinde Kürt mahallelerine yönelik saldırılara da değinen Karayılan, bu saldırıların “sıradan” olmadığını savundu. Bölgedeki gelişmeleri tarihsel bir çerçevede değerlendiren Karayılan, Birinci Dünya Savaşı sonrasında Sykes-Picot Anlaşması temelinde yapılan bölgesel düzenlemelere atıfta bulunarak, “Bölgenin yeniden dizaynına yine Suriye’den başlandı” dedi.
Karayılan, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Şam yönetimi arasında 4 Ocak’ta yapılan görüşmenin dış müdahaleler nedeniyle sabote edildiğini öne sürdü. Bu görüşmeden bir gün sonra Paris’te ABD öncülüğünde Suriye ve İsrail arasında bir toplantı yapıldığını, Türkiye’nin de dolaylı şekilde bu sürece dahil olduğunu iddia eden Karayılan, bu toplantının ardından 6 Ocak’ta Halep’e yönelik saldırıların başladığını söyledi.
Açıklamasında ateşkes girişimlerine rağmen çatışmaların sürdüğünü belirten Karayılan, Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar’ın ortaklığıyla; ABD, İngiltere, Almanya ve Fransa’nın onay verdiği bir plan çerçevesinde Kürtlerin yeni bölgesel yapılanmada dışlandığını savundu.
“Gerçekten kardeşlik isteniliyorsa bu siyaset terk edilmeli”
Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025’te yaptığı çağrının temelinde “halklar arası barış ve kardeşlik” olduğunu belirten Karayılan, “Belki şu an konumuz bu değil ama şunu belirtebilirim: Türk devlet yetkilileri, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve yine Devlet Bahçeli bilmeliler ki; Rojava’nın cenazesi üzerinde Kürtlerle barış olmaz. Rojava’da soykırım yürüteceksin, yok etmeyi esas alacaksın ama Kuzey’de veya genel olarak Kürtler, Türk devleti ile barış yapacak ve kardeşliği geliştirecek. Bu mümkün değildir. Gerçekten kardeşlik ve barış isteniliyorsa bu siyaset terk edilmeli ve kökten bir değişim yapılmalıdır” ifadelerini kullandı.
“Halkların kardeşliği ve demokratik ulus çizgisi yanlış değil”
“SDG’nin Kürt-Arap-Asuri Süryan halkların kardeşliğine dayalı projesinin çöktüğü” yönündeki görüşleri, “milliyetçi” ve “dar bir yaklaşım” şeklinde yorumlayan Karayılan, “Halkların kardeşliği ve demokratik ulus çizgisi yanlış değildir” dedi.
Karayılan, “SDG’ye sırtını dönenler, egemen tabakadan aşiret şeyh ve reisleriydi; onların Arap halkının tümü olduğunu belirtemeyiz” diye ekledi.
Koalisyon ve ABD’nin SDG’ye desteğini geri çekmesi
“Birçok çevre Koalisyon güçleri ve Amerika’nın SDG’yle işbirliği yaptığını, onu kullandığını ve sonra da sattığını öne sürüyor. Bu doğru mu?” sorusuna Karayılan, şu yanıtı verdi:
“Şayet SDG’yi satın almışlarsa sattıklarından söz edilebilir. Açık ki; SDG’yi satın alamadıkları için bir satma da söz konusu değildir. Bu çerçevedeki yorumlar doğru değildir. Orada ne alma ne de satma var. IŞİD’e karşı bir savaş vardı ve bu savaş temelinde bir kesim Arap, Asuri-Süryani de SDG’ye katıldılar. Uluslararası Koalisyon da onlarla taktik bir ittifak oluşturdu. Zaten ABD’li yetkililer, onlarca kez bu ilişkinin taktik bir ilişki olduğunu söyledi. Taktik ne demek? Yani günü gelince birbirinden kopmak demek. Bunun için aldı-sattı vb. denilemez ve öyle bir şey de yok.”
SDG’nin özellikle Tabka, Rakka ve Deyrezor’dan çekilmesini değerlendiren Karayılan, “SDG, bu şehirlerde savaş kararı vermemişti. Şimdi SDG, Kürdistan sınırlarına çekildi ve orada mevzilendi. Orada bir direniş var. Henüz mağlubiyet veya kazanma yok” dedi.
“PKK şimdi yeni bir dönem içerisine girmiştir”
Suriye hükümet yetkililerinin açıklamalarını eleştren Karayılan, “Şam, açıklamalarında Türk devletinin kullandığı dili kullanıyor. Türk devleti nereye saldırmak istiyorsa, ‘orada PKK var’ diyor ve PKK’yi bahane ediyor. Bütün Kürt halkını da PKK’li olarak görüyor. Türk devleti, zaten Yeni Osmanlıcılık politikasıyla Suriye’yi kendi himayesine almak istiyor. Bunlar da kendilerini açıyor. Bu ne kadar onurlu bir duruştur, bunu artık onlar düşünsün” değerlendirmesinde bulundu.
Karayılan, “Açıkça belirtiyorum: PKK’nin, Suriye ve Rojava’yla hiçbir alakası yok. Yok işte Kandil’den birileri müdahale etmek için oraya gitmiş de, bilmem ne olmuş da; bunların hepsi yalan. PKK yeni bir dönem içerisine girmiştir; kendini feshetmiş, bir dönüşüm aşamasındadır. Bunlar hala PKK’den bahsediyor. Bu, Türk devletinin dilidir; biliyoruz. Onlar için ayıptır. İnsan biraz ölçülü davranır” şeklinde konuştu.
“Ateşkese fazla güvenmesinler”
Suriye hükümetini ateşkese bağlı kalmamakla suçlayan Karayılan, “Şimdiye kadar hiçbir ateşkese bağlı kalmadılar. Halkımız ve kamuoyu, 15 gün uzatılan ateşkese fazla güvenmesinler. Olursa tabii ki iyidir. Kürt siyaseti olarak bizler, Kürtlerin Suriye’de kimlikleriyle, dilleriyle, zenginlikleriyle yer almasını istiyoruz. Biz bunu destekliyor, barış olsun istiyoruz. Şimdiye kadar psikolojik bir savaş gibi, sürekli bir biçimde ateşkes ilanlarını kullandılar. Bu yüzden de halkımız ve özellikle oradaki savunma güçleri, sırtlarını buna yaslamamalı” dedi.




