CHP geleneğinin önemli isimlerinden, eski Sosyaldemokrat Halkçı Parti (SHP) Genel Başkanı ve eski bakanlardan Murat Karayalçın, mutlak butlan kararının ardından Gazete Oksijen'e değerlendirmelerde bulundu.
"Parti yöneticilerimiz, partililerimiz partinin bütünlüğünü sağlayacak açıklamalara kulak vermelidir" diyen Karayalçın, şöyle devam etti: "O eylemlerin içinde olmalı, sokağın sesini dinlemelidirler. Pazar günü genel merkezle TBMM arasında yedi sekiz kilometre mesafede olağanüstü bir yürüyüş gerçekleşti. Ankaralılar müthiş bir mesaj verdiler. Örgütün ve parti yöneticilerinin ne yapması gerektiğini o sokaktaki eylemleriyle, sloganlarıyla, tavırlarıyla, gösterdikleri sevgiyle ortaya koydular. Parti yöneticilerimizin ve partililerimizin sokağı dinlemesi lazım, bu mesajı alması lazım."
'Kemal Bey'i aradım ulaşamadım'
Mutlak butlan kararıyla CHP'nin başına getirilen Kemal Kılıçdaroğlu'nu arayıp ulaşamadığını söyleyen Karayalçın, şunları anlattı:
"Pazar günü kendisiyle bir görüşme girişiminde bulundum ama maalesef olmadı. 21 Mayıs’ta butlan kararının çıkmasından da önce çok sayıda partili bana “Ikisiyle de görüş” diye telkinde bulunmuştu. Ben 22 Mayıs Cuma akşamı oldukça geç bir saatte önce Genel Başkanımız Özgür Özel’le görüştüm. Bana bu tür telkinlerin yapıldığını söyledim. “Bir devreye girmek isterim, katkıda bulunmak isterim siz ve Kemal Bey de uygun görürseniz.” dedim. Özgür Bey “Eski genel başkanımızsınız, çok katkınız olur diye düşünüyorum” yanıtını verdi. Ben Sayın Kılıçdaroğlu ile pazartesi günü konuşmayı düşünüyordum. Fakat Pazar sabahı erken kalktım, televizyonu açtım ve birdenbire o dehşet manzaraları gördüm. Tanımadığım bir takım insanlar partinin önünde sağa sola saldırıyorlar, partinin demirlerini, bahçe kapısını sarsıyorlar. Onun üzerine Sayın Kılıçdaroğlu ile hemen konuşmam gerekir diye düşündüm. Kendisini aradım hep aradığım numaradan ama maalesef ulaşamadım."
Karayalçın, Kılıçdaroğlu'na ulaşsaydı şunları söyleyeceğini aktardı:
"Çözüm olarak şunu söyleyecektim: CHP’de kurultay için en uygun zaman tartışması yaşanıyor birkaç gündür. Sayın Kılıçdaroğlu’na yakın olanlar “en uygun zaman” diyorlar. Ben dahil kimi arkadaşlarımız da “en uygun zamanda değil, en kısa zamanda olmalı” diyoruz. Çünkü bu mutlak butlan kararı kabul edilebilir bir karar değil. Ben bunun anayasaya aykırı olduğu kanısındayım. Türkiye’de ne kadar siyasetçi tanıyorsanız, hepimiz Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) verdiği mazbatayla siyaset yaptık. Bizim mazbatalarımızı YSK verdi. Türkiye seçim hukuku konusunda çok başarı sağlamış bir ülke, bütün olumsuzluklara rağmen. Ama maalesef YSK devre dışı bırakıldı. Adli yargı seçim yargısını ekarte etti .
O yüzden de bu kabul edilebilir, geçerli bir şey değil. Tabii resmi bir karar. Onun için uyacağız, uyuluyor. Zaten Sayın Özgür Özel de davalar açarak, itiraz ederek ve grup başkanı seçilerek bu resmi kararın sonuçlarını da kabul ettiğini gösterdi. Ama bu haksız, yanlış bir karar. Bunu aşabilmemizin yolu bizim en kısa zamanda kurultaya gitmemizdir. Başka bir şey olamaz. Biz birkaç hakimin kararıyla allak bullak olacak bir parti değiliz. Hem siyasi partiler yasasına göre hem kendi tüzüğümüze göre bizde yönetim değişikliklerinin nasıl olacağı bellidir."
'Kemal Bey'in tavrı beni üzüyor'
"Şu yapılanların zaten demokrasinin gerekleriyle bağdaşan hiçbir yönü yok. Nasıl CHP’nin kurultayı birkaç hakimin kararıyla değişiyor?" diyerek duruma tepki gösteren Karayalçın, şöyle devam etti: "Böyle bir adalet olur mu? Böyle bir haksızlık olur mu? Günah değil mi? Ayrıca sen hadi bunu yapacaksın. İki gün bekle kardeşim. Ne oluyor bu plastik mermiler, göz yaşı bombaları, demirlerin kesilmesi. AFAD ekipleri geldi, polis ekipleri geldi. Ne oluyor? Türkiye’nin ana muhalefet partisine yazık değil mi?"
"İktidar kendi çıkarları açısından böyle bir yoldan gitmeyi hedefleyebilir. Ancak Kemal Kılıçdaroğlu böyle bir stratejinin hayata geçirilmesine katkı sağlayabilir mi?" sorusuna şu yanıtı verdi: "Dediğim gibi Pazar günü ulaşamadım kendisine, yanıt alamadım. Her şey olabilir. Her türlü olumsuz gelişmeyi dikkate almamız lazım. Hep öyledir ama tarihimizin en kritik noktalarından birini yaşıyoruz. Parti olarak da, biz CHP’liler olarak da, ülke olarak da her türlü olasılığı dikkate almak gerekiyor."
"Kemal Bey’in bütün bu süreçte aldığı tavır, özellikle son günlerdeki tavrı sizi şaşırtıyor mu?" sorusuna ise Karayalçın, "Üzüyor, öyle söyleyeyim" cevabını verdi.
'Tasfiye işareti olursa yeni bir parti düşünülmeli'
Karayalçın devamında şunları kaydetti:
"Burada kurultay için en uygun zaman tartışmasına geliyoruz. Eğer parti meclisi sıfırdan başlayan bir kurultay süreci işletme kararı alırsa, ilçe, mahalle delegeleri tespit edilecek, ilçe kongreleri, il kongreleri, kurultay vesaire... Bu bir tasfiye sürecini de beraberinde getirebilir. Parti birliğini sarsan sonuçları da beraberinde getirebilir... Böyle bir noktaya gelinmeden partinin birliği, bütünlüğü mutlaka korunmalıdır. CHP adı mutlaka korunmalıdır.
Şimdi şöyle görüşler de çıkıyor, “CHP’nin zaten bagajı var kardeşim. Bu bagajdan kurtulalım.” Evet, bagaj da var ama bir de CHP gerçekliği var. Ben bunu yaşamış birisiyim. Ta Osmanlı döneminden bu yana gelen bir damarın siyasetçileriyiz. Onun için CHP’yi kapatmak olmaz. Doğru değil. Ama çok zorda kalırsak tabii ayrı bir yapılanmaya gidilebilir. Aksi takdirde biz partiyi korumalıyız. Parti bütünlüğü önemli. Bizim kırmızı çizgimiz olmalı. Ama bir tasfiye olursa, bir tasfiye işareti alınırsa o zaman yeni bir parti düşünülmeli. "




