Selim Ercan
Metin Turan, Yaşar Kemal’in küçük yaşta babasının gözleri önünde öldürülmesinin, onun hayatında derin bir iz bıraktığını söyledi. Bu olay sonrası bir süre konuşmakta zorlanan yazarın, kendini türkülere ve ağıtlara vererek ifade ettiğini belirtti.
Turan, “Onun anlatıcılığı biraz da bu acının dile gelmiş halidir” diyerek, yaşadığı travmaların edebi gücünü beslediğini vurguladı.
Yoksulluk içinde öğrenme azmi
Gençlik yıllarında büyük bir yoksulluk içinde yaşayan Yaşar Kemal’in, buna rağmen kendini geliştirmekten vazgeçmediğini ifade eden Turan, Abidin Dino ile tanışma sürecinin önemine dikkat çekti.
Dino’nun verdiği kitap listesiyle geniş bir okuma sürecine giren yazarın, kitaplara ulaşmak için kütüphaneleri kullandığını ve Ramazanoğlu Kütüphanesi’nin onun için adeta bir okul haline geldiğini söyledi.
Turan, Yaşar Kemal’in çoğu zaman parklarda, ağaç altında ya da damlarda uyuduğunu, ancak hiçbir zaman bu koşullardan şikâyet etmediğini özellikle vurguladı.
Siyasi baskılar ve kaybolan notlar
1940’lı yılların siyasi atmosferine de değinen Turan, Yaşar Kemal’in “komünistlik” suçlamasıyla tutuklandığını ve çeşitli eziyetlere maruz kaldığını hatırlattı. Hatta bir dönem linç edilme tehlikesi yaşadığını belirtti.
Arzuhalcilik yaptığı dönemde topladığı hikâyelerin büyük bir kısmının, baskınlarda el konulan notlarla birlikte kaybolduğunu ifade eden Turan, buna rağmen yazarın üretmeye devam ettiğini söyledi.





